Kömürün, Demirin, Çeliğin ve Kaderin Ortak Coğrafyası
Bazen resmi sınırların, tabelaların ve idari kararların hayatın gerçek akışını yansıtmadığını düşünürüm. Harita üzerinde çizgilerle birbirinden ayrılmış şehirler vardır ama ruhları, ortak geçmişleri öylesine birbirine sarılmıştır ki, onları koparmak imkansızdır.
Zonguldak, Bartın ve Karabük tam da böyle bir coğrafi ve kültürel üçgendir.
Zonguldak Üçgeni
Geçen zaman içinde kendi bünyesinden iki il çıkartmış olsa da, Zonguldak; Bartın ve Karabük’ü her zaman koynunda taşımaya devam eder. Bu şehirler sadece komşu değil, birbirinin varlık sebebidir.
Bunu anlamak için büyük sosyolojik tahlillere gerek yok; kendi hayat hikayelerimiz bile bunun en net kanıtıdır. Aslen Karabük Ovacıklı, annesi Bartın Kurucaşile’li, fakat Zonguldak’ta doğan 3. Kuşak Zonguldak’ lı olup kariyeri ve gelişimi için İstanbul’da yaşayan, bu coğrafya için elinden geldiğince çalışan biri olarak: Bu bağın ne kadar canlı olduğunu her gün iliklerime kadar hissediyorum.
Bayramlar, seyranlar, akraba ziyaretleri… Bu coğrafyada insan ilişkileri hala o sıcak dokusunu koruyor. Dahası, bu üç şehir arasındaki mesafe, bugün metropollerde yaşayan birinin şehrin bir ucundan diğerine gitmesinden hem çok daha kolay.
Resmi evraklarda ayrı düşsek de, biz aslında aynı büyük hikayenin karakterleriyiz. Kendi içinde birbirini var etmiş bu coğrafya, dün olduğu gibi yarın da bir bütün olarak var olmaya devam edecek.
Ereğli Paradoksu: Köklerini Reddetmek
Ancak bu bütünlüğün içinde zaman zaman tuhaf çelişkiler de göze çarpıyor. Tıpkı Karadeniz Ereğli örneğinde olduğu gibi...
Bazen insanları, kendi geldikleri yeri yadırgayan, geçmişini arkada bırakmak isteyen kimselere benzetiyorum. Ereğli'de sıklıkla karşımıza çıkan "Biz Zonguldak’ lı değiliz, Kdz. Ereğli’ liyiz" yaklaşımı tam da böyledir. Tabi herkes kendi ilçesiyle gurur duyabilir, kimliğini ön plana çıkarabilir; bunda bir beis yok. Ama unutulmamalıdır ki, o kimliğin temeli bu büyük topraklara, bu ana gövdeye dayanır.
Köklerini görmek istememek, geçmişine sırt çevirmek bana her zaman "yediği kabı pisletmek" deyimini hatırlatır. Evet, Ereğli çok özel ve güzel bir ilçe; ama ondan önce hepimiz bu coğrafyanın, bu büyük Zonguldak ailesinin birer parçasıyız. Bu gerçeği yok saymak, sadece tarihe ve coğrafyaya haksızlık etmek olur.
Neden bir kez daha bölünelim?
Neden kendimize yeni bir kimlik yaratmaya çalışalım?
Ortak Kaderimiz: Kömür ve Demir
Günün sonunda, tüm bu tartışmaların ötesinde bizi birleştiren çok daha güçlü bir mühür var:
-
Zonguldak demek kömür demek, kader demek.
-
Karabük demek Kardemir demek, alın teri demek.
-
Bartın demek Amasra demek, yeşil ve mavi demek.
-
Ereğli demek Erdemir demek, emek demek.
Bu coğrafyanın yeraltındaki karası da, bacalarından tüteni de hepimizin ortak hikayesidir. Sınırlar kağıt üstünde kalır; ama o topraklarda atılan her adım, dökülen her damla alın teri bu üçgeni ebediyen birbirine bağlar.
Sizce de bu coğrafyanın çocukları olarak artık yapay sınırları bir kenara bırakıp, bu büyük aidiyete sahip çıkma vakti gelmedi mi?