Hizmet değil zenginlik yarışı!
Zaten takip ediyorsunuz.
Zeynep’in ve tayfasının marifetlerini.
Çok mu şaşırdık.
Yooo!
Şaşırmış gibi yapanları izliyoruz sadece.
Geçenlerde de yazdım.
“Sen çalarsan herkes çalar”
”Sen soyarsan herkes soyar” diye.
Ülke maalesef bu halde.
Üstelik bunları Ak Partili, CHP’li, Yeni Partili diye ayırmanın anlamı yok.
Kalkıp siyasi polemiklerle tribünlere oynamanın anlamı da yok.
Her hırsız soyabileceği mahallede dolaşıyor.
Bunların hiçbiri kısa yoldan, emeksiz menfaat sağlayamayacağı yerde dolaşmıyor.
Sonuç itibariyle genelde ve yerelde hizmet yarışından çok, çıkar ve zenginlik yarışına giren partililer var.
Her türlü imkan iktidar kanadında olunca hırsızların çoğunun da iktidarın içinde yuvalanması çok normal.
Kimi dini istismar etti, kimi Atatürk'ü, kimi başörtüsü ile demagoji yaptı.
Bunların bazıları insanları dinden, imandan, adaletten soğutan tipler.
Anlaşılan o ki, bunlar devede kulak gibi görünüyor.
Pek çok şey var da ancak canı isteyince ortaya çıkıyor.
Ak Parti tabanında Fatma Betül’e büyük bir öfke var.
Eee oysa daha kimler var kimler!
Haliyle diğer partilerin de kendi hırsızlarıyla, dolandırıcılarıyla mücadele etmesi lazım.
Kılıçdaroğlu; “Arınma” diyorsa bunun da bir nedeni vardı.
Kendisine çok kızabilirsiniz ama bu kızgınlık CHP veya Yeni Parti’de büyük bir temizliğe duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmaz!
Fatma Betül’ün tayfası ile birlikte ortaya çıkan marifetleri sonrası;
“Bu işin arkasında ABD var, MOSSAD var” gibisinden mazeret üretme çabasında olanları da gülerek izliyoruz!
Yıllardır yazıyoruz.
Ak Parti’de hizmet değil menfaat yarışına girenlerin bu partiden temizlenmediği sürece bunlar ve daha fazlası kaçınılmaz olacaktı.
Herkes kendi pirincini ayıklasın!
Dört yanı puşt zulası ile dolu bu güzel ülkenin esnafının, emeklisinin, işçisinin, işsizinin, kadınının, gencinin, çocuklarının çektiği sıkıntılar ortadayken siyasi erklerin kendi hırsızlarını koruma çabası ancak ve ancak gelecekte daha büyük hırsızları yüreklendirecektir!
Biz kalbi güzel, ülkesini gerçekten seven ve adalete inanan, üç kuruş elektrik borcu için mahkemelerde sürünen, yalnız ve zor durumdaki tüm insanlarımız adına samimiyetle dile getirelim.
Bunların hiç birini hak etmeyen garibanların ahını çok aldınız!

Fatma gelsin!
Siyasette farklı şeyler yaşanıyor.
Ak Parti iktidarı yeni bir dönem ve yeni hedefler için hazırlanırken Fatma ve tayfasının maceraları gündemde.
Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi yerel teşkilat mensupları vatandaşa gidiyor.
Ama pek çok teşkilat mensubu vatandaşlardan; “Başkan seni severiz. Sen git Fatma gelsin” diyor.
İktidar Fatma ve tayfası ile birlikte topyekün bir temizlik yapmadığı sürece bu halka bir şey anlatamaz.
Melih Gökçek de onlardan biri.

Rönesans’ın Filyos işleri!
Madem ülkenin soyulmasından, soydurulmasından bahsediyoruz.
Kişilerle birlikte yapılan pek çok işin yapım bedelleri de masaya yatırılmalı.
Mesela Zonguldak’ın yolları.
Hani bitmeyen.
Bir bölgeye asfalt yapılıp bir sene sonra aynı asfalt neden sökülür.
Aynı yol neden üç defa yapılır.
Biz bunları çok yazdık.
Valiler görmezden geldi.
Bürokratın işine gelmedi.
Siyasetçi; “Ankara biliyor bizi aşar” dedi.
Karayolları; “Adamların Bakan ile arası iyi” dedi.
Bir de bu Filyos’ta Rönesans’ın yaptığı işler.
Geçmişte Filyos’ta yapılan zemin çalışmalarının olması gerekenin çok üzerinde fahiş fiyatla yapıldığı – yaptırıldığı iddiaları vardı.
Bazı rakamlar gösterdiler.
Ama;
“Gaz gelecek yerde bunlar esirgenmez” mantığı ile mi gidildi?
Biz bilmiyoruz.

Zonguldak Belediyesi’nde soygun!
Şimdi hep Fatma Betül ve tayfasının marifetlerinden konuşuyoruz.
İki yılda 60 civarı özel kalem müdür almış.
Bu yolla yakınlarına ve daha fazlasının doğrudan memur olmasını sağlamış.
Kimlerin çocukları, kimlerin sevgilileri onlara da bakmak lazım.
Zonguldak Belediyesi’ne bakalım.
Orada da başka soygun yaşanıyor.
Çalışmayan ve çalışmayacak adamları işe alarak kişiye özel kadrolar sağlanıyor.
Sürekli personel alınıyor ama belediyecilik verimi yok.
Sadece sosyal medya ekibi 15.
Yetmez.
Bizim basın piyasasında gerçekten zor durumda olan kardeşlerimiz var.
Onların da alınması lazım.
En azından çalışırlar.
Kendi siyasi ikbaliniz ve dostlarınıza çıkar sağlamak amacıyla yarattığınız kadro şişkinliği de bir nevi hırsızlık ve soygundur!
Müfettişler kontrol etsinler bakalım kaç kişi işinin başında!
Bir işe kaç kişi düşüyor!
Şimdi Fatma Betül’e sayan CHP ve Yeni Partililerin bu duruma da bir bakması gerekir!


Kantarcı Ak Parti’ye mi geçiyor!
Bu soru zaman zaman gündeme geliyor.
Özellikle CHP’den ayrılmaması, Mansur Yavaş ile birlikte hareket etmemesi ve Ak Parti Milletvekili Ahmet Çolakoğlu ile geçmişten beri olması gereken bir temas durumunu sürdürmesi nedeniyle bu yorumlar artmaya başladı.
Kantarcı zaten söz konusu Çaycuma olduğunda iktidarın milletvekilleri ile her türlü çözüm ortaklığı sağlıyor.
Yani zaten her şey yolunda.
Her iki kanadında kendilerini strese sokmalarına gerek var mı?
Ama mesela Ankara’ya bir mesaj vermek, Çolakoğlu siyasetini perçinlemek ise neden olmasın!
Kantarcı ile konuşmadım.
Muhtemelen bu iddialar ve varsa yeni gelişmeler üzerine paylaşmak istedikleri vardır.

Bu kadınların suçu ne?
Caddeler kimi zaman sancı veriyor.
80’ine gelmiş annelerimizin, çocuklarını evde bırakıp köşe başlarında üç kuruşluk ürün satmaya çalışan kadınlarımızın yüzlerine iyi bakın.
Onları görüne kendi sıkıntılarımı askıya alıyorum.
İki demet maydanoz, iki demet roka, biraz kokulu üzüm, incir almakla ne kadar katkı sunabiliriz ki.
Akşamın 9’unda gelen 100 - 200 lira ile yüzü gülebilen kadının o çaresizliği hepimizin utancı oluyor!
Zonguldak Belediyesi’nin gelmiş – geçmiş tüm belediye başkanları bu üreticilere yakışır modern bir pazar – satış yeri yapamadı.
Çünkü işlerine gelmedi.
Manav ve market lobisi ağır bastı!
Köşe başlarında gördüğünüz çaresiz kadınlara bakın.
İnciri de kestaneyi de onlardan alın.