Nereden başlayalım sokaklardaki ve toplum içindeki insanların olumsuz davranışlarına? Türkiye’nin neresinde yaşarsanız yaşayın, her yerde aynı şey. Metroda, otobüste, dolmuşta...
"Pardon" Demekten Aciz İnsanlar
Hangisinden başlayayım; sokakta sigara içip yürüyenlerden mi? Yoksa vapurda telefonun sesini açıp Instagram, TikTok kaydıranlardan mı? Yolda yürürken telefonla mesaj atıp size çarpan, yolun ortasında durup yolu kapatan, yanından geçecek insanı düşünmeyenlerden mi? Hepsini geçtim de, bir "Pardon" demekten aciz insanlardan mı? Yürüyeceğiniz ve yasal hakkınız olan kaldırımı haksız yere işgal eden dükkanlardan mı?
Liste uzar gider…
Trafikte yaşadığımız stres ve kavgalar, erkeklerin kadınlara uyguladığı şiddet, kadınların erkeklere fiziksel olmasa da ruhsal anlamda uyguladıkları şiddet... Nereden dert yanalım? En önemlisi; biz nereye doğru yol alıyoruz?
Bunların hepsi cepte.
Sinirlerin ve Sınırların Sınanması
Şimdi gelelim diğer meseleye: Rahatsız olduğunuzda bunu dile getirdiğiniz an, insanların size verecekleri tepkilerden korktuğunuz için tepkisiz kalmak zorunda olmanıza. Sinirlerinizin ve sınırlarınızın sınanmasına...
Ne taraftan bakarsanız bakın, zor şartlarda yaşıyoruz. Daha çalışma hayatına bile gelmeden sayfa dolmaya başladı bile.
Çalınan Zamanlar ve Psikolojik Baskı
Bazı mecralarda grupların oluşturulması ve gece gündüz gelen mesajlar, mesajlara bakılmadığı zaman ertesi gün örselenmeniz...
Sanki mesai saatleri dışında da insanların çalışmak zorunda olması; bunların hepsi yaşadığımız zaman içinde hayatımızdan, bize ait olandan çalınan zaman ve hakkımıza girilmesi demek.
Karşılığında bazen kuru bir teşekkürün bile olmaması, bir süre sonra bunun sizin göreviniz olduğu algısının oluşması...
İlk tepkinizde bazen kapı dışına atılmanız ya da psikolojik baskı ve mobbing.
Evde Bitmeyen Mesailer ve Dayatmalar
Bu konuda şöyle bir parantez açabiliriz ama bu ne kadar doğrudur, bu da bir tartışma konusu. Bazı meslekler 7/24 yaşar ve akışta kalmak zorundasınızdır. Bu görevi yapan insanlar bilirler ki bu sektör böyledir. Ve zaman içinde kurum ve işçi arasında farklı telafi yolları bulunur, çözülür.
Ama bazı sektörler var ki; akşam evinize gidersiniz, gece 23:00’te mesai bitmez, evde işe devam edersiniz ve sabah 09:00’da kart basmak zorunda kalırsınız. Normal mesai devam eder ve size bu diretilir. İtiraz anında ya işten olursunuz ya da uyarı alırsınız. Dava açsanız kazanırsınız ama sonrasında mobbing başlar; ülkenin şartları, işsizlik ve ödemeler akla gelince katlanmak zorunda kalırsınız.
Nereden Tutsak Elimizde Kalan Bir Zaman Dilimi
Anlayacağınız, nereden ucunu tutsanız elinizde kalacak bir zaman diliminde dünyaya geldik. Son 25 yılda yaşadığımız üç ekonomik krize daha gelmedik bile. Bu zaten başlı başına bir konu ama bu yazının konusu değil. Bazı yerlerde bağlantılı olsa da oralara girersek hiç çıkamayız.
Anlayacağınız durumlar iyiye değil kötüye gidiyor.