Zonguldak yine şehidine ağlıyor...
Bu coğrafya yaklaşık 117 yılda 5 bin maden şehidi verdi. Kiminde ihmaller, kiminde dikkatsizlikler vardı; ama hepsi yerin yüzlerce, binlerce metre altında sadece bir ekmek uğruna amansız bir mücadele. Zonguldak, yeraltından kazanır ekmeğini. Bu coğrafyanın insanı da bunu çok iyi bilir; çünkü Türkiye’de maden demek, Zonguldak demektir. Yeşiline ve denizine rağmen bu şehir genelde kasvetlidir. Toprağı ölüm kokar; sobalarda yanan kömürün üzerinde şehitlerin kanı vardır ve yandıkça havayı hüzne boğar. Belkide bundandır kasvetli görüntüsü.
Sürme Gözlü Adamlar ve Helalleşerek Çıkılan Yollar
Şehir tamamen maden ocaklarına göre şekillenmiş, yıllar içinde iş kolları da buna göre hayat bulmuştur. Bazen caddelerde gezen erkeklerin gözleri sürmeli gibidir; çünkü o, bir madencidir. Kömürün kalitesi o gözlere sinmiş, öylece kalmıştır; bir yıkamada asla çıkmaz. Uzun zaman gerekir.
Evinden çıkarken madenciler önce eşinden, annesinden ya da babasından helallik alır. Sonra gece gündüz demeden yerin altında toprağın böğrünü kazar. Bütün bu çaba; sobalarda yanacak bir kürek kömür, sanayide işlenecek çelik ya da bizler evimizdeyken etrafımızı aydınlatacak enerji içindir. Bilirler ki; onlar yerin karanlığındayken, yeryüzündeki insanlar refaha kavuşacaktır. İnsanlığın refahı Türkiye’nin geleceği, Türkiye’nin geleceği ise kendi çocuklarının aydınlık yarınlarıdır.
Yer Altının Siyah Tozu, Yer Yüzünün Beyaz Örtüsü
Onlar yerin altında, siyah kömür tozuna bulanmış elleriyle ekmeğini böler, yemeğini yerken; bizler yeryüzünde, temiz örtüler serili masalarımızda, en güzel tabaklarda gülümseyerek karnımızı doyururuz. Hepimizin karnı doyar elbet; ancak alınan her maden şehidi haberinde, o sofrada yutkunamayız. En küçük ekmek lokması bile boğazımıza sığmaz, midemize inmez. Çünkü bu şehrin insanı, o acıyı en derinlerinde hisseder. Ve biz yine o sofralarda hissettik bu duyguyu.
Sobada Kütürdeyen Kömür ve Kayıp Kalpler
Ben de bir sofra başında öğrendim Cengiz Bölükbaşı, Recep Çolakoğlu ve Murat Kaya’nın acı ölüm haberini. Bütün gün internette, sosyal medyada dolaşan maden şehidi haberleri vardı. Hayatımıza bir şekilde devam etsek de, kalbimizde hep onların ve daha öncesinde kaybettiğimiz tüm madencilerimizin dinmeyen acısı var. Bu ölüm gerçeğine alışsak da, bilsek de, insan kalbi bu kayıplara asla tam anlamıyla alışamıyor. Çünkü biz çok iyi biliriz ki; yanan her bir kömür tanesinde mutlaka bir madencinin alın teri, umudu ve hayatı gizlidir.
Sanırım Sunay Akın bu durumu en güzel, o benzersiz şiiriyle özetlemiş:
Yine bir kömür
kütürdedi sobada
kayıp bir madencinin
kalbi rastgeldi
atıverdi sıcak odada.