Kestane ağaçları denize eşlik ederken, ormanın yeşiliyle bulutların birlikte denize renk verdiği, dalgaların hırçın, koyların sakin, ahşap evlerin bol, insanın güzel olduğu tarihi bir ilçe... Tekne ve yat yapımcılığında iddialı ve bunu hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline getirmiş insanların memleketi: Burası, Bartın’ın Kurucaşile ilçesi.

Kestane Ağacından Lüks Yatlara Uzanan Yüzyıllık Zanaat
Bartın ve Kastamonu sahil şeridi, köklü tekne yapımcılığı geleneğiyle meşhurdur. Özellikle Bartın Tekkeönü’ nden başlayan bu usta ellerin hikayesi; Kurucaşile, Kapısuyu ve Kastamonu Cide sahillerine kadar uzanır. Bölgeye adeta can veren bu zanaat sayesinde Kurucaşile’de Bartın Üniversitesi’ne bağlı Deniz ve Liman İşletmeciliği, Marina ve Yat İşletmeciliği’ nin yanında Gemi İnşaatı Programı da bulunmaktadır.
Kestane ağacının ustalıkla şekillenip lüks yatlara dönüşmesi ya da balıkçı teknelerine hayat vererek Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla savaşması bu coğrafyanın kaderidir. Usta ellerin emeği ve alın teri, ağaca yeniden hayat verir. Yolunuz bu sahillere düşerse, yol kenarlarında irili ufaklı tekne yapımcılarını görmemek imkansızdır. Kimisinin önünde bitirilmeyi bekleyen, kimisinin üzerinde son dokunuşları yapılan tekneler ve yatlar yükselir. Şanslıysanız, limana indirilen yeni bir tekneye bile tanıklık edebilirsiniz.
Savaş gemileri, yatlar, balıkçı kayıkları ve takalar... Yüzyıllar içinde pek çok ustanın dokunuşuyla hayat bulan bu tekneler, ilçenin gerçek ve yaşayan hikayesidir.

Ahşap Evler ve Köklerin İzinde
Neden burası derseniz; annem Kurucaşile’li. Burası benim de hayatımın en güzel zamanlarının geçtiği, çocukluğumun bir parçasının saklı olduğu bir kasaba. Yaz tatilleri, on beş tatiller derken biriken anılar, yaşanan hatıralar...
Hayatını kaybedenler ve bu topraklarda yeniden hayat bulanlar.
Dalından yediğim meyvenin lezzeti, toprağa ektiğiniz ürünlerin tohum olmasının verdiği heyecan...
Ahşap bir evde yaşamanın o muazzam tadı, ocak başında yanan ateşin yüze yansıyan sarı sıcaklığı, pişen böreklerden köy bayramlarına, nefis gözlemelerden ev yapımı pekmezlere kadar saymakla bitmeyecek güzellikler. Hayatın anlamı, doğduğumuz topraklar kadar hayatımızda neler yaptığımız, neler öğrendiğimiz ve bunları nerede gördüğümüzle şekilleniyor. Annemiz babamız nereden geliyor, biz bu hikayenin neresindeyiz? Burnumuzdaki kokuya kazınan hatıralar, işte tam da burada saklı.

Zonguldak, Bartın, Karabük Üçgeninde Saklı Bir Cennet
Kurucaşile’ye tekrar dönecek olursak; herkes için kendi toprağı değerlidir ve çok özeldir. Ancak Zonguldak, Bartın, Karabük üçgeni gerçekten çok daha farklı bir yere sahiptir. Hepsinin, şehrinden köyüne kadar kendine ait derin bir hikayesi vardır. Kurucaşile de bu hikayenin en özel sayfalarından biridir ve bölgenin dokusuna tarihi kadar ürettikleriyle de büyük katkı sunmaktadır.
Kurucaşile; limanı olan, tekne ve yat yapımcılığının yanı sıra balıkçılıkla yaşayan, dışarıdan göç almak yerine gençlerini büyük şehirlere göç veren ama özünü kaybetmeyen, Bartın’ın Kastamonu sınırındaki nadide ilçesidir. Doğal güzellikleri, kasabanın dokusu, yeşili ve insana verdiği o eşsiz enerji bölgede çok ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Dışarıdan geldiğinizde yabancılığınızı hemen fark ederler; ancak asla dışlamazlar. Tam tersine severler, tanımak isterler. Hemen sorular sorup "Kimlerdensin?" derler. Elleri açıktır, varlıklarını da sevgilerini de paylaşmaktan çekinmezler.

Turizm ve Yerel Siyaset
Bölgede yaz turizmi normal şartlarda oldukça düşüktür. Ancak özellikle bayram zamanlarında nüfus dört-beş katına kadar çıkar. Dışarıya çok göç verdiği için gelen gideni hiç eksik olmaz. Bayramlarda yüzlerce otobüs yolcusunu bırakır, bayram sonrası da toplar gider; bir de kendi araçlarıyla gelenler vardır.
Eminiz ki doğru projeler ve akılcı yatırımlarla, Amasra’ya olan yakınlığının da avantajını kullanarak, Kurucaşile ilerleyen süreçte yerli ve yabancı turistlerin çok daha gözde uğrak yeri haline gelecektir. Ekolojik dengenin korunması, iklim değişikliklerinin getirdiği yeni arayışlar ve bölgede yaratılacak sürdürülebilir turizm olanakları, sadece bayramlarda değil, yılın her döneminde meraklıları bu coğrafyaya çekecektir.
Artık top yerel siyasete ve bölge yöneticilerine düşüyor elbette. Bizlere düşense elimizden ne geliyorsa yapacağımızı söylemek, gittiğimiz her yerde bu eşsiz güzellikleri gururla anlatmaktır. Kurucaşile, keşfedilmeyi bekleyen köklü geçmişi ve tertemiz geleceğiyle hepimizi bekliyor.