Çekler yazılıyor!
Fon skandalları ile birlikte ekonomi yeni bir darbe aldı.
Piyasalar alt üst.
Olay üzerinden üst düzey tartışmalar, perde arkası tahminler havada uçuşuyor.
Halkın tek bir gerçeği var.
Hayat şartları daha da ağırlaştı.
Piyasada zaten krizler yaşanıyordu.
Yaz bitti kış da yaklaşınca ekonomi bir kez daha vurmuştu.
Ama şimdi bir de ‘fon skandalından önce - fon skandalından sonra’ gibi bir durum söz konusu.
Firmaların Zonguldak’a gelecek olan temsilcileri peş peşe rezervasyonları iptal ediyor.
Pazarlamacılar 2027 için planlamalarının bazılarını iptal ediyor.
Dibimizde pek çok işletme onlarca kişiyi işten çıkarmak zorunda kalıyor.
Ve daha fazlası.
Ekonomi sokakta kimseyi sen Ak Partilisin, sen CHP’li, sen MHP’lisin diye ayırmıyor.
Türkiye’nin genel ekonomik tablosunda yaşanan daralma Zonguldak’a geldiğinizde iki kat daralmış oluyor.
Halkın, sokağın, emeklinin, işçinin, issizin, esnafın, iş insanlarının ortak çığlığı ne kadar duyuluyor?
Zonguldak özelinden son bir detay verelim.
Patlayan patlayana.
Çekler yazılıyor.
Mal para etmiyor.
Ve denize düşen peşine bir on kişi daha götürüyor.
O çığlıkların tam duyulacağını sanıyorsunuz pat saygıdeğer fon vurguncuları ile tanışıyoruz!
Tepebaşı’nı Kilimli’ye bağlayalım!
Zonguldak Merkez’in en büyük mahallelerinden Tepebaşı tarafına giden siyasetçilerimi var mı?
Geçenlerde Özel İdare ile Zonguldak Belediyesi arasında polemiğe neden olmuştu cücük kadar asfalt.
Tepebaşı bizim mahalle.
Zaman zaman baba ocağına gidiyorum.
Ama mahalle halkımızın sabrına da hayran kaldım.
Ne demek istediğimi anlayabilmeniz için Yağcılar’dan Tepebaşı yoluna dönmeniz yeter.
Bu halk bu kadar aşağılanmayı hak etmiyor.
Kusura bakmayın.
Nedir bu ya!
Asfalt!
Mahalle kahvehanesinde sabah çayı içerken dediler ki;
“Arada İnağzı - Bağlık var ama bizi Kilimli’ye bağlasınlar. Yoksa bu iş olmayacak”
Bir belediye ve bir belediye başkanı yol yapmayacaksa neyi yapacak?
Yani diğer mahalleri saymıyorum.
Siz; “Bizim parti- sizin parti” diye tartışmaya devam edin!
Güler misin ağlar mısın?
Kadırga’da bina çöktü.
Can gitti.
Olayın perde arkasını daha önce paylaştık.
Zonguldak Belediyesi’ne ihbar gitmiş ama havada kalmış.
AFAD’a yazılı dilekçe vermişler ama AFAD ciddiye almamış, kalıcı önlem alınmadığı vatandaş yerleştirildiği otelden çıkarak evine gitmiş.
Ya çok acı ve trajikomik olaylar yaşıyoruz.
Olaydan iki gün sonra sayın Belediye Başkanımız Tahsin Erdem olay yerini inceliyor.
Havadan yerden çekimlerin olduğu video şovu izledik.
İş makineleri esneyen duvarın önüne hafriyat yığıyor.
Başkanımız eliyle orayı burayı işaret ediyor.
Allah’ım!
Baştan aşağı şov kokan bir sosyal medya çabası.
Yahu can gitmiş burada can!
İnsan ölmüş!
Onlarca daire boşaltılmış.
Yukarıdaki binalar bu iner mi inmez mi diye endişeleniyor insanlar.
Siz gidip video çekimlerle şov yapıyorsunuz!
Haydi diyelim ki sayın başkan bunları anlamıyor yanında olanlardan biri de çıkıp uyarmıyor mu?
Yooook!
Nasıl olsa millet yiyor!
İzleyin o videoyu ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız!
Ankara’ya selam olsun!
Zonguldak’a hiç gelmek istememişsin.
Ama Ankara sana yer bulmak için Zonguldak’ın hassasiyetlerini yok sayıp sizi buraya göndermiş.
İktidar milletvekillerini ve teşkilatın taleplerini silip geçmiş.
Ve daha Bismillah derken sizi buraya gönderenlere sallamaya başlamışsınız!
Ne diyor Kamuran Bey;
“Kalmak isteyene sebep, gitmek isteyene mazeret çok!"
Gebeş fazlasıyla hak ediyor!
Neredeyiz!
Ne demiş Cahit Sıtkı Tarancı’nın deyimiyle durum aynen şöyle;
Ne ölümün hüznü var,
Ne hayatın neşesi…
“Nasılsın”
Samimiyetsizliği ile
“iyiyim” sahtekarlığı
arasında bir yerdeyiz!