Başkanların yağmur karnesi!
Yağmur yağdı.
Fırtına esti.
Ortalık toz duman.
Büyük geçmiş olsun.
Şimdilik ucuz atlattık.
Ama böylesi ani durumlar artık daha sık yaşanacak.
Bunlara hep alışacağız hem de tedbirleri tartışacağız.
Kimi zaman belediye başkanlarının yağmur damlalarını havada yakalamasını bekledik, kimi zaman ‘afet bu başkanlar ne yapsın?’ mantığı ile baktık.
Tam anlamıyla şartları zorlayarak ekibi ile işin başında olan belediye başkanları da vardı.
Örneğin Kamil Altun, Altuğ Dökmeci, Vedat Öztürk, Ümit Uzun gibi.
Bir de sonradan gelip sosyal medyadan mesaj verme derdinde olan örneğin Tahsin Erdem gibi.
Sonuçta bu şehrin ve şehirlerin ortak sorunları yaşanabilecek böylesi afetlere karşı yeterince hazır olmamaları.
Çalışıyormuş gibi yapanları konuşmaya gerek yok.
Hepsinin çıkarması gereken dersler var.
İşi bilen, işi yapmak isteyen ile işi yapmış gibi göstermeye çalışanlar arasındaki fark belli oluyor.
Ama!
Gece gündüz demeden sahada olan ve canla başla çalışan tüm ekipleri kutluyor, alkışlıyoruz.


Akdemir’in de kulakları çınlasın!
Muharrem Akdemir belediye başkanı iken Yeni Cami’nin önündeki mazgallar sürekli tıkanıyordu.
Akdemir nezaket sahibi insan diye bazı isimler bir sel sonrası az kalsın dövüyorlardır.
Sonra oradan bir kanal açılarak Üzülmez Deresi’ne çok geniş plastik boru döşendi.
Hatta o çalışma sırasında Atatürk Kültür Merkezi’nin o taraftan gelen yağmur sularının Fransızlar zamanında yapılan ve hala aktif olan alt yapı sistemi ile geldiği ortaya çıkmıştı.
Fotoğrafları var hala.
Neyse ki Fransızların yaptığı atık sisteminin tıkanan yeri açıldı devamına boru döşendi de cadde suya gömülmedi.
Hazır yeri gelmişken Akdemir ve o dönemin belediye yöneticilerinin de kulaklarını çınlatmış olalım.
Eğer oralar yapılmamış olsaydı bugün pek çok dükkan yine su altında kalabilirdi.


Devrim Dural - Turhan Oral seçim analizi!

Baba ocağı dedikleri CHP’yi terk ederek Yeni Parti’ye katılanların üye bazlı başkanlık seçimi iki şeyi gösterdi.
Birincisi üye bazlı seçim her ne kadar daha çoğulcu ve demokratik olsa da karşılıklı aktörlerinin üyenin oyunu kapma yöntemleri değişmiyor sadece rakamlar değişiyor.
İkincisi oylar daha çok zaten kazanma ihtimali yüksek olana yöneliyor bununla birlikte şahsi pazarlıklar yapılıyor.
Sonuç beklendiği gibi aslında.
Devrim Dural yaklaşık 200 küsür oy farkla seçimi kazandı.
Oy dağılımı ise şöyle;
Merkez: Devrim Dural 705 - Turhan Oral 578
Ereğli: Devrim Dural 394 - Turhan Oral 315
Çaycuma: Devrim Dural 222 - Turhan Oral 285
Devrek: Devrim Dural 170 - Turhan Oral 145
Gökçebey: Devrim Dural 185 - Turhan Oral 25
Kozlu: Devrim Dural 276 - Turhan Oral 180
Kilimli: Devrim Dural 175 - Turhan Oral 188
Alaplı: Devrim Dural 99 - Turhan Oral 17
Geçtiğimiz günlerde Turhal Oral ile bir röportaj yaptık.
Devrim Dural’a da teklif etmiştik ama dönüş yapmamıştı.
Sonuç olarak Turhan Oral; “Daha çok demokratik katılım” ifadelerini ileri sürse de üyelerin çoğunun derdi ya çocuklarını işe sokabilmek ya kendileri bir belediyede işe girebilmek.
Bir de belediye başkanlarının çoğu öyle daha etkin, güçlü, olaylara müdahale eden, ‘eski solcu’ kafasıyla bakan birini zaten il başkanı olarak istemez!
Haklı olarak bir de bu süreçte CHP’deki hazır koltuğunu bırakıp gelmiş bir Devrim Dural varken üyelerin bir kısmı onun da hakkını teslim etti.
Tahsin Erdem karşıtlığı ile Turhan Oral’ın yanında olduğunu zannedenlerin çoğunun zaten bugüne kadar kimseye pek faydası olmamış yaşlı kurtlar!
Yine Tahsin Erdem karşıtlığı ile Oral’ın yanında olan veya olduğu zannedilen bazı isimlerin de arka planda Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem ve çevresi ile yeni işe alınacakların pazarlıklarını yaptıklarına inanıyorum.
Yani seçim mi seçim!
Arka planı geçim.
İşte demokrasiden anladığımız!
Yoğurt aynı yoğurt!
İktidarın siyasetçileri farklı yiyor muhalefetin siyasetçileri de ayrı yiyor!
Devrim Dural’a hayırlı olsun!
İnşallah gerçekten özgürce il başkanlığı yapabileceği bir özgürlük yakalar!
Turhan Oral’a gelince.
Özgürlüğünü kaptırmamış oldu!


Boş beleş siyasetçiler!
Şimdi bizim bazı siyasetçiler veya siyaset yaptığını sananlar çıkıyor konuşuyorlar.
Sosyal medyadan sallıyorlar.
Katkı sunmak kesinlikle önemli.
Ama hedefi olan, bilgi ve mühendislikle giden bir siyasetçi sade vatandaş gibi eleştirmez, bilgiyi, çözüm formülü ortaya koyarak kendisini öyle satar!

Avludaki siyasetçi!
Ben bunları samimiyetle yazıyorum.
Yani isteyen istediği yerinden de anlayabilir.
Hiç önemli değil.
Nihayetinde hepimiz; ‘Önce insan’ız!
Yani öyle olması gerektiğini tahmin ediyorum!
Geçtiğimiz günlerde yine bir cenaze için Uzunmehmet Camisindeydik.
Namazdan önce de namazdan sonra da pek çok insanın elini sıkıp ayaküstü de olsa bir merhaba demek istediği siyasetçi vardı.
Hatta cenaze sonrası yaşlıca biri gelip elini öpmeye kalktı.
Bazen şöyle bir gözlem yapıyorum.
Geride kalan ne gerçekten.
Çok başarılı olmak, çok iş yapmak mı?
Yoksa çok işi yaparken aynı zamanda insanların gönlüne girebilmiş olmak mı?
En azından çoğunluğun.
Marka olan, kendi siyasi döneminde güçlü olan, asıp kesen her siyasetçi sonrasında böyle ilgi ve saygı göremez.
O isim eski Zonguldak Belediye Başkanı ve eski Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan’dan başkası değildi.
Zeki Çakan ne zaman bir cenazeye gelse çevresi sevgi çemberi ile sarılıyor.
Valla her sayın eski ve yeni vekilin kendisine bir sorması lazım?
“Biz nerede hata yapıyoruz?” diye.

Z HABER’den!
Cin olmadan adam çarpmaya falan kalkan arkadaşlar.
Yapmayın.
Bakın.
Kiminiz esnaflık yapmaya çalışıyorsunuz kiminiz şaklabanlık!
Kiminiz köfte ekmek satıyorsunuz kimini din!
Kiminiz ölüm satıyorsunuz kiminiz kaçak kömür!
Yapmayın!
Kimsenin ekmeği ile oynama derdinde değiliz.
Ama o haramlar çıkar!
Yapmayın!
Üç- beş daire müdürü, genel müdürü falan satın alabilirsiniz!
Bu kadar aç olmayın!
Bu kadar çalmayın!