Faiz yemiyor ama hak yiyor!
Bazı isimler var.
“Faize karşıyız”
“Faiz haram”
“Faiz ile iş yapandan mal almam” gibilerinden büyük laflar ediyorlar.
Faiz yemiyorlar ama hak yiyorlar.
“Faiz ile iş yapandan mal almam” diyorlar ama faiz ile iş yapana mal satıyorlar.
Hele biri var.
Yetkili mi etkili mi ne!
İmanı inancı kılıf yapmış kendine, hak yemenin de kılıfını bulmuşlar kendilerine!
Gülümse çekiyoruz!
Kemal Burkay'ın kaleme aldığı "Gülümse" şiirinde “Belki şehre bir film gelir” diyordu.
Şehirde her gün ayrı bir film var.
Şehre her gelen bir artist.
Artist artist gülümsüyorlar.
Cepler doluyor, sohbetler koyulaşıyor, hasetlikler birikiyor sonuç değişmiyor.
Bizimkiler karar süreçlerinde yok.
Seyirci kalıyorlar.
Herkes dertli ama kimse Ankara’ya Sayın Cumhurbaşkanına gidip; “Biz bunu istemiyoruz” diyemiyor.
Çünkü hedef olmak istemiyorlar.
Ama Zonguldak bu artistlerden çok çekiyor!
Hakan Sağlam’ı alkışlıyoruz.
Yayla Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni Hakan Sağlam hocamızın okul bahçesinde boğazına yiyecek kaçan çocuğumuzu Heimlich manevrasıyla son anda kurtardığını izledik.
Oldukça sakin görüntüsü ile ayrıca takdir ettik.
Hakan Hocamız Sarayspor’dan da çocuklarımızın futbol hocası.
O sakinliği oradan da biliyoruz ama bu durum çok farklıydı.
Hakan öğretmenimizin Karaelmas Ortaokulu’nda görev yaptığı sırada da aynı olayı yaşadığı ve Heimlich manevrasıyla istediği sonucu alamayınca parmağını öğrencinin boğazına sokarak kurtardığını öğrendik.
Buradan anlıyoruz ki okullarda her öğretmenimiz böyle bir sakinlikle nasıl müdahale edileceğini öğrenmeli.
Çünkü çocuklar teneffüslerde hem hızlı yiyor hem de yerken koşuyor.
Zonguldak Valisi Sayın Osman Hacıbektaşoğlu’na önerimiz bu okula giderek Hakan öğretmenimizi tebrik etmesi.
Gitmişken de çocuklarla ve öğretmenlerle biraz sohbet iyi olur.
Sonuçta oturduğu konağın önü.
Okullarda katliamlar olurken!
Bu kadar şiddet konulu olaylar.
Şiddet haberleri.
Şiddet filmleri.
Şiddet oyunları.
Söylemler.
Sevgiyi saygıyı yok eden siyaset ve toplum dili.
Sporda, sanatta, sokakta, sosyal medyada şiddet.
Hatta okullarda şiddet.
İçi boş rehberlik hizmetleri.
Ders ve telefon dışında çocukların hayatına özellikle de sorunlu çocukların hayatına yeterince dokunmayan öğretmenler.
Yeterli yapılmayan öğrenci taramaları.
Evde, cepte, midede, hayallerde şiddet.
Sorumsuz aile, sorumsuz ve kendi çocuğunu bile düşünmeyen veya düşünemez duruma gelen aileler.
Ondan sonra okullarda şöyle saldırı böyle saldırı.
Haberlere de yasak.
Çünkü özendirici olabilir.
Yani toplum, aileler, ekonomi bu kadar hızla bozulurken, bağımlılık ve daha fazlası yaşanırken okullarda ne olmasını bekliyorsunuz!
Daha fazla olacak ve sizler – bizler şaşırarak zaman kaybetmeye devam edeceğiz!
Toplum olarak kendimizi bu kadar inkar etmenin umarız çok daha ağır olmaz!
Çağlayan ne yapsaydı!
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi içerisinde inşaatın işçileri maaşlarını alamadığı için eylem yapıyor.
Firmanın tutumu, firmanın hak edişlerini alıp almadığı önemli.
İşçilerin haklı olarak milyarlık projede üç kuruşluk maaşlarını alamayınca eylem yapıyor.
Firmanın da Ankara’dan alacağı olabilir.
Böyle zamanlarda bazen firmalar seslerini duyurabilmek için işçileri çatılara çıkarıyor.
Gecenin yarısında Ak Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan hastaneye gitmiş ve işçileri dinlemiş.
Ne olup bittiğini, yaşanan mağduriyeti ve işçilerin temel ihtiyaçlarının giderilmesi için yapılması gerekenleri konuşmuş.
Kameralar önünde şov yapmamış.
Bir siyasetçiden çok ‘önce insan’ olarak.
Uzaktan çekilen video yayınlanınca Çağlayan’a saldırılar başladı.
Garip garip yorumlar.
Gösterdiği duyarlılık için teşekkür etmek varken sırf siyaset yapmış olmak için boş boş konuşmanın anlamı yok.
İyi ki böyle sorumlu siyasetin ötesinde meseleleri dert edinen ve seyirci kalmayan siyasetçilerimiz de var.
Kenelerin kökü kazınsın!
Fon kriziyle gündeme gelen iş insanı Ali Emre Ballı, İstanbul Şile'de intihar etti.
Daha büyük olayların yaşanabileceği tahmin ediliyor.
Daha büyük skandalların ortaya çıkması an meselesi
Gündeme gelen isimlerin çoğu iktidar içinden.
Yıllardır süren çürümüşlüğün parsel parsel dolandırılmışlığın hikayesi.
Dün de dedim.
Kimi Atatürk’ü kılıf yaparak soydu bu ülkeyi, kimi din satarak, Kura’ı Kerim ile aldatarak.
Türbanlı soyguncularımız da oldu Elhamdülillah!
Ne var ne yok tepeden tırnağa temizlik şart.
O temizliği de yapabilecek tek kişi ancak ve ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan olabilir.
Vatandaşın ibanına gelen 5 bin liranın hesabını soran yüce devletimizin çok saygın bürokratları böyle bir soyguna neden seyirci kalmışlar!
Onların da hesabını versinler.
Sayın Erdoğan’ın toplu bir temizlik yapması, çalınanları toplaması ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılması ülkemizin geleceği için çok önemli!
Sokağın ve toplumun tüm kesimlerinin ortak beklentisi bu!