AMASYAKENTİ,
ŞEHZADELER ŞEHRİ
Gümüşhane dönüşümüzde yorulup,
Konakladığımız,
-Kervanımızla mola verdiğimiz –
Amasya şehrinin havası,
Tadı ,damağımızda kalmıştı.
En yakın zamanda en detaylı şekilde
gezmek görmek üzere ayrılmışdık,
Temmuz ayında bu güzel şehirden..
Anlam veremediğim bir çekiciliği,
Anlayamadığım bir atmosferi vardı.
Samsunlu olmam nedeniyle
aslında çok yakındım Amasya’ya…
Zaman içindeki gelişmişliği,
Turizmi , belkide bendeki algı değişikliği,
Yeniden Merak uyandırmıştı bu şehre.
….
Bu hafta imece adına bir grup oluşturup,
Tokat ,Amasya,Çorum Güzergahı hazırlayıp ,
Zor hava şartlarına aldırmaksızın yola koyulduk.
Bir gün Tokatta kaldıktan sonra ,
Amasya’ya geldik,
Şehir,
Şehzadeler şehri olması ile,
Yaşayan bir Osmanlı,,,
Amasya genelgesi ile de buram buram ,
Atatürk ve Cumhuriyet kokuyordu,,,
Amasya elması ile ilk çocukluğumda tanışmıştım Amasya ile,
Şimdilerde ise kiraz ve bamya üretimi elmayı sollamış,
Hayvancılık almış başını gitmişti, Küçük Anadolu şehrinde,
Tarihi konaklar, camiler, medreseler,
Kral mezarlıklarını,
Bir güne sığdırdık…
Irmak boyu yürüyüşler yaparak ,
şehri içine sızdık gittik.
En çok ilgimi çeken iki şeyden ilki,
Tabiki Amasya genelgesi..
O zamanki zor şartlar,
Vatanın birlik beraberliği,
Abdurahman Kamil efendi,
Halide Edip, Asiye Remzi ve niceleri,
Pür dikkat rehberimizi dinlemelere doyamayıp,
Duygulanıp,
Nutuk’u tekrar okuma planları yapıldı,
…
İkincisi ise Osmanlı döneminde
Amasya’da yaşamaış Türk hekim,
Sabuncuoğlu Şerafettin…
Akıl hastaları üzerinde yaptığı ,
Çalışmalar,
Su sesi ve müzikle iyileştirme çabaları,
Tarihin en önemli sayfalarına büyük harflerle yazılmış.
Bimarhane medresesi restore edilmiş
Ve müzeye dönüştürülmüş,
Sabuncu oğlu Şerafettin’in kitaplarını,
yazılarını hayretle inceliyor,
Bilgiyi resmederek yazdığı orijinal kitabı
İnceleyorum cam fanusunda..,
Bu kitabın 3 tane olduğunu,
yıllarca tıp dünyasında ders kitabı olarak okutulduğu,
orjinalininde üç tane olduğunu,
Birinin Amasya’da
Diğerinin İstanbul da,
Üçüncüsünün de Paris’te Louvre müzesin de sergilendiğini,
hayretler içinde dinliyoruz.
Tıp dünyasında meşhur Amasyalı
Sabuncuoğlu Şerafettin’in…
Şifalı bitkiler ile ilgili,
Günümüze aktarılan Yazıları da ilgimizi
Oldukça çekiyor..
……
Yöresel yemekler,
Meyveler, reçeller, sirkeler,
Lokumlarla yapılan hediye paketler sonrası,
Güzel bir konak otelde istirahate geçiyoruz,
Hoş sohbet, ilgi alaka ,Tertemiz yataklarda ,
Oldukça yorgun hemencecik dalıyorum.
Rüyamda Kurtuluş savaşında ,
Mermi taşıyoruz,
Halide edip Adıvar ve Asiye Remzi ile,
Yorgun aç ve susuz,
Deliriyorum Vatanın bu halinde çaresiz,
Sabuncuoğlu Şerafettin’e teslim oluyor,
Musiki ve su sesleri ile arınıyorum stresimden.
Donuyorum kışladayım sanki,
Tepelerden bir güneş doğuyor,
Sırtında paltosu başında kalpağı,
At üstünde dörtnala ATAM geliyor,
Peşi sıra Türk askerleri,
Birden hiç olmadığı kadar kendime geliyor,
Selam çakıyorum.
Ağzımda İzmir marşı ile ,
Donmuş bir şekilde uyanıyorum konak odasında ,
Üstüm açık kalmış,
Cam açık,
Rüyamın etkisinden uzun süre kurtulamıyorum.
Perdeyi açıp,
Dışarı bakıyorum, Bu güzel şehre,
Şükrediyorum,
Atam ve silah arkadaşlarına,
Kurulan ve ilelebet sürecek olan Cumhuriyete…
Dualar ediyorum bağımsızlığım için bedel ödeyen hayatlara…
Hazırlanıyor,
Kahvaltıya iniyorum ,ağzımda tesbih gibi,
Ne mutlu Türküm diyene
Ne mutlu Türküm diyene,
Otel lobisinde güzel bir Resmi karşılıyor Atam’ın,
Hemen bir Asker selamı çakıp ,
En sevdiğim sözlerini tesbihime ekliyor tekrarlıyorum..
‘’Söz konusu olan vatansa,
Gerisi taferruattır’’
‘’Türk öğün,çalış,güven’’