Bir öğretmen,
Hele de biyoloji öğretmeni olunca,
Etrafımdaki başta insan olmak üzere tüm canlıların
Arasındaki
Etkileşimi ve devamındaki iletişimi gözlemleme eşiğim
Her zaman düşük oldu.
….
Öncelikle birey olarak,
Gürcü bir ailede yetişmenin verdiği disiplin
Ve ilişki kurma
Noktasındaki aşırı hassasiyet,
Koruma, korunma
İçgüdüsü gereği,
Ailemde sert kurallarla karşılaştım.
Yetişkin olunca da tüm kural ve kaidelerin yetkisini edindim.
Mesleğim gereği kurallı bir iletişim kurmalı,
Ve bu iletişimi kullanarak öğretimi gerçekleştirmeliydim.
Eğitim-öğretimde;
Ezberden gidemiyor,
Her yeni nesle güncellenmemiz gerekiyordu.
Her yıl yeni nesil
Farklı bir dille geliyordu.
Son yıllarda bu değişimin hızının ivmesi artsa da,
Bu güncellemeyi kendinizde yapamazsanız,
İletişiminiz başarılı olamıyor,
Dolayısıyla da yapmanız gereken eğitim-öğretimi
Gerçekleştiremiyorduk
Günün sonunda.
Kendim de mesleğim gereği maruz kaldığım
Bu adaptasyondan
Aslında oldukça memnundum.
Çünkü çağa adapte oluyor,
Çocuklarım ile iletişimimde başarılı oluyordum.
Mesleğimin bana sağladığı
Bu zorunlu değişimin meyvelerini yiyorum hâlâ.
Yeniden dünyaya gelsem yetiştirici olurum,
Ama önce öğretmenlik yaparım diyerek,
…..
Hiç tanımadığım insanlarla konuşmak,
Ortak bir konu bulmak,
İnandığım şeye ikna etmek,
Ya da ikna olmak konusunda iletişime
Ve değişime müsait bir hâl aldım yıllar içinde,
Her yeni davranışı kayıt ederek.
….
Ebeveynlikte çok başarılı bulduğum bir arkadaşım;
Çocuğu ile yaşadığı bir sorunu konuşmak üzere,
Çocuğunun yanına gidiyor.
Çocuk henüz 14-15 yaşında.
Konuya şöyle başlıyor arkadaşım;
* Biraz konuşalım mı?
Çocuk mahcup, biraz da kızgın;
* Evet baba.
Baba da aslında yaşananlara çok kızgın,
Ama alttan alıyor;
* Anlat bakalım yaşadıklarını,
Biraz da ben anlatayım, konuşalım.
Belki ben seni ikna ederim, belki de sen beni.
Sorun sohbetin sonunda çözülüyor tabii.
Baba-kız sarmaş dolaş.
Başarılı bir iletişim,
Mutlu son…
Cümleyi hemen kayıt ettim o gün.
‘’Belki ben seni ikna ederim, belki de sen beni.’’
……
Teknolojinin gelişmesi,
İletişim kaynaklarımızın artması ile,
Mesafeler iletişime engel değil artık.
Yalnız teknolojik iletişime
Ve yeni çağa bu konuda güncellenmeye direniyorum galiba.
Amerika’dan dünyadaki tüm akranlarla oluşacak online
Arkadaşlıklar,
Yan komşun ya da yan apartmandan seni habersiz kılıyorsa,
Bu bir sorun bence.
….
Oturduğum, hatta yattığım yerden ineklerimin boynundaki
Tasmalarındaki pedometreler ile
En uzak noktalarda
Bile onlarla iletişim kurabiliyorum.
Teknolojiyi bu konuda kullanmak işlerimizi kolaylaştırıyor.
Çocukların kollarındaki saatlerle konumlarını takip eden
Aileler,
Uygulamalarla konumlarını gören eş, arkadaş, aileler,
Teknolojiden oldukça memnun olmakta haklılar tabii…
Ben teknolojik iletişimde duygunun, temasın
Veya kuralların
Eksikliğinden muzdaribim galiba.
Emojileri bile yetersiz buluyorum…
Pandemi bitti ama
Edindiğimiz alışkanlıklar hâlâ devam ediyor.
Evden çalışmak,
Online alışverişler,
Online görüntülü, yazılı iletişimler,
Sosyal medya iletişimleri,
Herkesin anını, yemeğini, çoluğunu çocuğunu,
Hayvanını, bahçesini paylaşma alışkanlığı bitmedi…
Daha da büyüdü.
Hatta bir kesim de bu edinilmişi gelir kapısına dönüştürdü.
….
Bütün bu süreci düşündüğümde,
Kurgular beynimi tırmalıyor.
Pandemi illeti acaba bile isteye
Bu değişimi ve akabinde güncellemeyi hızlandırmak
İçin planlandı.
Evde zorunlu kalışlar,
Olmaz dediğimiz birçok şeyi oldurdu mu acaba?
…..
Özellikle eğitimdeki aksamalar,
Tüm ülkeyi, tüm dünyayı Wi-Fi ile bağlar,
Ve tüm evlere mobil uygulamaları sokarak
Herkesi bu değişime dâhil etmiş olmadık mı?
Herkes oturduğu yerden her yere ulaşmadı mı?
Sonra bu durumdan bazıları rahatsız olup
Doğaya, köyüne, köylere yerleşmedi mi?
Ben tüm bu değişim rüzgârının ateşleyicisini
Teknolojik iletişim ilan ediyorum.
Yine özellikle bu dönemde,
Herkesin herkesi takip etme isteği,
Hatta birçoğumuzun takip edilme isteği,
‘’Klavye şövalyelerini’’ doğurttu.
Toksik bir şekilde çoğaldılar…
Klavyenin önüne geçen,
Her konuda fikir beyan eder oldu.
Hiç onu ilgilendirmediği konularda bile
Hak gördü bu iletişimi kendinde…
Çünkü iletişim aracı vardı,
İletişim ağı kurulmuştu,
Takip edilmek de istenmişti.
…..
Ama bu iletişimin ahlaki kuralları oluşmamıştı henüz,
Biyolojik iletişim gibi…
Ki biz bunu bile tam oturtamamışken…
Günün sonunda yavaş
Yavaş bu sorunu da
Yaparak yaşayarak öğreniyoruz…
Kendi içimizde eleştirerek, tepkiselleşerek,
Kınayarak engel oluyoruz yorumlardan…
Kimse kimseyi ikna etmiyor,
Ben böyleyim, sen de öyle kal,
El mi yaman, bey mi yaman…
….
Bense hâlâ arkadaşımın cümlesinde,
Ailemle veya dost-arkadaşlarla kurulan büyük sohbetlerde;
Nefeslerin, ses tonlarının hissedildiği,
Mimiklerin fark edildiği,
İkramların yapıldığı,
Bazen seslerin, bazen kahkahaların,
Bazen müziğin, dansların yükseldiği,
Darbukaların dümbürdeği,
Sabahlara kadar süren hoş sohbetlerin peşinde;
Aramaya ve kurmaya
Devam ediyorum.
‘’Belki sen beni ikna edersin, belki de ben seni.’’