İlk hayvancılık serüvenimizde,
Henüz sürümüzü almadan
Kastamonu bölgesinden 5 Simental almış,
Onlarla ilk denemelerimizi yapmıştık.
Saman deposu olarak belirlediğimiz alanın
Küçük bir kısmında ahır yapmış,
Saman, silaj, yonca ve kesif yemimizi
Aynı alanda depolamıştık.
Minyatür bir çiftliği saman deposuna sığdırmış,
İkili sağım makinası ile de hayvanları sağmıştık…
Tüm bu süreçte,
Hayvanın dilini öğrenmiş,
Yem tedarik noktalarını,
Tıbbi desteği,
Bakıcı problemi ile tanışmıştık.
Etrafımızdaki tüm eş, dost, arkadaş, akrabanın
Şaşkın,
• Deli mi bunlar?
• Zorları ne? Bakışlarına aldırmadan,
Avrupa'daki ve memleketimizdeki emsallerimizi
Örnek alarak yılmadan sürece devam ettik.
Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik…
Hikâyenin sonunda;
200 baş kapasiteli,
8. ARİ sertifika sürecine hazırlanan,
Günlük 1,5 ton sütü olan,
Kendi sütü ile memeden pakete ürünler üreten,
Yem tedarik noktalarını ve ulaşımını bilen,
Bakıcı sorununu iyi yöneten,
Oturmuş bir çiftliğe dönüştük.
…..
İlk hayvanlarımızı aldığımızda,
Hayvanların süt verimini sormuştuk.
Üretici;
• Ağızdan ne verirseniz memeden de onu alırsınız, demişti.
Mantık olarak doğru,
Kemikleşmiş, anahtar bir cümle idi.
‘’AĞIZDAN NE VERİRSENİZ MEMEDEN ONU ALIRSINIZ’’
Satıcı hayvanını satmış,
Biz de beğenip almıştık.
Gerisi onu ilgilendirmiyordu.
Süt verir mi?
O da senin elinde idi.
Ağızdan ne verirsen memeden onu alırsın!
Hayvancılıkta Kastamonu dağlarındaki üreticiden
Öğrendiğimiz bu bilgi,
En önemli,
En değişmeyen kurala dönüştü yıllar içinde.
Saman ve yoncanın en iyisini buluyor,
Mısır silajını deli gibi arıyor,
Hatta deliliğimizi bir miktar artırıyor,
Kendimiz üretiyor…
En iyi kesif yemi kullanıyorduk.
Çok kolay da olmuyor bu arayışlar,
Bütün yaz sezonumuzu kasıp kavuruyordu.
Arı gibi çalışıyorduk mayıstan eylüle…
Eylülden mayısa, Ağustos böceği olmak için…
En iyi yem,
Sağlıklı sürü,
Sağlıklı kazanç!
…..
Profesyonel hayvancılıkta
Yem reçete ile hazırlanır.
Hayvanın türüne göre,
İhtiyacı olan besinlerin miktarları belirlenir.
Saman, yonca, silaj ve kesif yem olmazsa olmazlardandır.
Bölgede bulunan ürünler, ulaşıma bağlı olarak çeşitlilik artar.
Pancar silajı,
Pamuk posası, patates kabuğu posası ve benzeri,
Bölgede üretilen ürünlerin hayvanın yiyebileceği artıkları
Posalandırılır.
Biz, bizim bölgemizde bırakın posayı, yemi çok zor buluyoruz.
Yemimizin %70'i başka bölgelerden geliyor.
Yoncamız Akhisar'dan,
Samanımız Tekirdağ'dan,
Kesif yemimiz Ankara'dan,
Mısır silajımız Çaycuma'dan…
…..
Süt veren kızlarımız
Farklılıktan hiç hoşlanmıyorlar.
Her gün aynı tatta yem,
Her gün aynı sağımcı sağsın,
Her gün sıcaklığımız değişmesin,
Suyumuzun kalitesi değişmesin…
,,,,
Tek porsiyonluk reçete ile hazırlanan yemler,
Sürü sayısı ile çarpılarak
Birleştiriliyor.
10 metreküp blenderımızla (yem karma ve dağıtma)
Parçalanarak homojenleştiriliyor
Ve sağım sonrası kızlarımızın önüne dökülüyor.
Kesif yemi özel karışımlıdan tercih ediyoruz.
İçerisinde mısır, arpa,
Premix ve toksin bağlayıcısı olan…
Sabah-akşam, sağım sonrası,
Hazırlanan porsiyonlar
Önlerine geliyor ineklerimizin.
Bazen farklı yem arayışlarına geçtiğimizde
Aşamalı olarak geçiyoruz yeni yeme.
Önce tattırıyoruz yeni yemi, eski rasyona ¼ oranında katarak.
Sonra yarı yarıya,
Sonrasında ¾,
Tamamı yeni yem oluncaya kadar oranlamaya devam ediyoruz.
Porsiyon ve rasyon ilişkisine önem vererek.
Bazen bu geçişten rahatsız olanları fark edip
Midelerini rahatlatıcı karışımlar içiriyoruz.
…
Sağlıklı yem,
Sağlıklı sürü,
Sağlıklı, bol besin değerli süt…
Günün sonunda,
Süt ürünlerine dönüşüyor, bu değerli süt…
Biz hayvanlarımızı meraya çıkartmıyoruz.
Canım memleketimin en değerli meralarını önlerine getiriyoruz.
Yarı açık, havadar,
Temiz suyun, kaşıyıcıların,
Ayak bakımının, yataklıklarının olduğu ahırımıza…
Çok ciddi nakliyatlar ödeyerek,
Bize göre masal tadında.
Günün sonunda,
Bir bardak sıcak sütümüzü keyifle içip,
Uykuya dalıyoruz.
Onlar ermiş muradına,
Biz çıkalım kerevitine.