ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA…

Ahmet Kutsi Tecer…

Şair, eğitimci ve halkbilimci. Türkiye’nin kültür hayatında derin izler bırakmış bir aydın.

“Ömrüm boyunca Türk milletinin sesini dinledim ve ömrüm boyunca Türk milletinin sesini dinletmeye çalışacağım.” diyerek çıktığı yolda Âşık Veysel’den Muzaffer Sarısözen’e kadar nice büyük ustayı ülkemizle tanıştırdı.(1)

Onun belki de en çok “Orda Bir Köy Var Uzakta” şiiriyle anılıyor. İlkokul sıralarından itibaren kulaklarımızın aşina olduğu bu şiir, şairin babasının köyü olan Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Apçağa ile özdeşleşmiş durumda.

Ben de yıllar önce bu efsunlu şiirin peşine düşerek soluğu Apçağa köyünde almıştım.

Sahip olduğu doğa ve kültür hazinesiyle büyülendiğim köyü gezip tozarken, terasından Kemaliye’nin harikulade manzarasını seyrettim. O an, şiirin dizelerindeki “uzak”ların istenirse hiç de öyle uzak olmayacağını anladım.

Meğer bazı uzaklıklar, insan yola çıkmaya karar verdiğinde hiç de uzak değilmiş.

F45667B0 1Dec 4257 8Cbf C96D8B13902A

Bir Başka “Uzak Köy”

Şiiri ve güzelliğiyle Apçağa köyünün bende bıraktığı izler tazeliğini korurken, sosyal medyadaki bir video beni Anadolu’nun başka bir “uzak köyüne” götürdü.

Bu kez adres Akçakoca’nın Yenice köyüydü.

Videoda Akçakoca’nın Yenice köyünden söz ediliyordu. Beni asıl meraklandıran ise köyün adının nereden geldiğiydi. Çünkü ben de vaktiyle köy olan Karabük’ün Yenice ilçesinde dünyaya gelmiştim.

Videoda konuşan kişi, köyde uzun yıllar muhtarlık yapmış olan Münir Kutluata’ydı. Yenice köyünün geçmişini anlatırken yaklaşık bir buçuk asır önce yaşanan bir göçün izlerini sürüyor ve köyün adının Karabük Yenice’sinden geldiğini söylüyordu.

Videoyu izledikten sonra köyün tarihini gelecek kuşaklara aktarmayı kendine görev edinen Münir ağabeye telefonla ulaştım. Telefonun öbür ucundaki samimiyeti, köyüne ve geçmişine duyduğu sevgi beni daha da etkiledi. Sohbetimizin sonunda kendisinden bir davet aldım ve ilk fırsatta geleceğimin sözünü verdim.

Şimdi artık o sözü yerine getirme vaktiydi. Bir yaz gününde Akçakoca’ya gidip merkezde yaşayan hemşehrim Yılmaz Beşevli ile birlikte Yenice köyünün yolunu tuttuk.

Bir Buçuk Asırlık Hikâye

Köye vardığımızda bizi kahvenin terasında Münir Kutluata ve diğer köylüler karşıladı. Karadeniz manzarasının sohbete eşlik ettiği buluşmada, yaklaşık 150 yıl öncesine uzanan bir hikâyenin kapısını araladık.

Anlatılanlara göre, 1880 yılında Rize’nin Ardeşen ve çevresinden altı kişilik bir grup, geçim şartlarının zorlaşması ve arazilerin daralıp bayırlaşması nedeniyle yola çıkar. İlk durakları, o yıllarda Kdz. Ereğli kazasının Devrek nahiyesine bağlı bir köy olan bugünkü Yenice ilçesidir.(2) Bir süre burada yaşarlar.

Ardından yolları Akçakoca’ya düşer. Denize duydukları özlem ve tutkuyla, Karadeniz’i gören hâkim bir tepeyi yurt edinirler. Buraya kurdukları köyün adını da unutmadıkları Yenice’den alırlar.

Yenice, onlar için yalnızca bir yer adı değildir; bir vefanın adıdır. Karabük Yenice’de kaldıkları süre boyunca gördükleri ilgi ve misafirperverliği unutmazlar. Kendilerine kucak açan insanlara duydukları minneti, yeni kurdukları köyün adına nakşederler.

Aradan yaklaşık bir buçuk asır geçmiş…

Ama o vefa hâlâ yaşıyor.

Münir Kutluata vefayla yoğrulan bu hikâyeyi anlatırken, çevresindeki köylüler de sahiplenerek onu tasdik ediyordu.

Geçmişi Müzeye Sığdırmak

Yenice köylüleri, tarih ve kültürlerine olan bağlılıklarını sözden öteye geçirerek eyleme dönüştürmüşler. Bunun en güzel yansıması da köy camisinin zemin katında oluşturdukları müze-sergi alanı.

İlk göç eden dedelerden bugüne kadar köy hayatında iz bırakmış insanların fotoğrafları, geçmişe ilişkin bilgi panoları, evlerde kullanılan araç gereçler, tarım ve hayvancılıkta yararlanılan malzemeler… Her biri bir köyün hafızası, kaybolup gitmeye yüz tutmuş bir hayatın sessiz tanıkları. Geçmişi yalnızca anlatmıyor; sergiliyor ve yaşatıyorlar.

Netice itibarıyla, Akçakoca Yenice’de anlatılanlar yalnızca bir göç hikâyesi değildir. Aynı zamanda vefanın, aidiyetin, hafızaya sahip çıkmanın ve iki Yenice arasında daha güçlü bağlar kurma arzusunun hikâyesidir.

Ahmet Kutsi Tecer’in şiirinden esinlenerek yazımıza noktayı koyalım:

Orda bir köy var uzakta

O köy bizim Yenice köyümüzdür.

Kaynakça:

1-Yılmaz, N. THM Ses Sanatçısı, TRT Müzik kanalı, Muzaffer Sarısözen Belgeseli 1. Bölüm, Sivas Kültürü, 4 Oca 2021

https://www.youtube.com/watch?v=85GE0D2qUEc

2- a)Karakırık, H. Cebecik, K. YENİCE96 (Tarihi, Kültürü, Turizmi ve Her Türlü Yönüyle Yenice)1996

b)Devrek TSO. Devrek Tarihçe.

https://www.devrektso.org.tr/KURUMSAL/Odam%C4%B1zHakk%C4%B1nda/%C4%B0l%C3%A7emiz/tabid/7501/Default.aspx

8890E2A1 F557 4458 A572 31Eab300E9C35B1F52B5 D979 4E20 Bf82 88084E3C7A56