Bir sezonun bitişi,
Yeni bir sezona başlangıç,
Her geçen yıl kum saati gibi,
Bize biçilen yılların azalması.
Kayıplar. Doğumlar.
Yaşarken ölenler, öldürenler.
Hayat devam ediyor.
Hem de her şeye rağmen.
***
Doğa ve insanlar birbirine çok benziyor,
Her mevsim doğada ölüyor ve yeniden canlanıyor,
Atılan tohumlar yeşeriyor,
Kuruyan ağaçlar kesiliyor,
Veya budanıyor.
Ve her şey yeniden başlıyor,
Eksiklerle ve yeniden gelenlerle….
Eksiklere üzülüyor,
Yeni gelenleri yerine koymaya çalışıyoruz.
Belki de insanlık âleminde tamamlayamadıklarımızı,
Ve değiştiremediklerimizi,
Doğada, toprakta, hatta hayvanlarda bulmaya çalışıyoruz.
Bazen bahçedeki ter sonrası rüzgârın hissiyatı,
Ahırdaki koku,
Hayvanın teması, yem kokusu, geçmişi yaşatıyor..
Ve bu duygularla besleniyoruz,
Besleniyorum, hatta tedavi oluyorum.
***
Bütün sezon bizi besleyen seralar artık son dönemlerinde,
Salatalık ilk çıkan ve ilk kuruyanlardan,
Domates biraz direniyor,
Biber kasım sonuna kadar bana bak diyor,
Maydanoz budarsan, gübrelersen, sularsan kışın da varım diyor,
Lahanalar ‘’Alt yapraklarımı tavuklara ver,
İlk yağmurda beni tanıyamazsın.’’ diyor.
Biraz fazla bütünleştim doğayla, bitkilerle konuşur oldum.
Allah’ım aklıma sahip çık.
Fasulyeler fırtına sonrası tanınmıyor,
Tamamen söküp, diplerinden tohumluk ayırıyor, ayıklıyor,
Çorbalıkları bidonlara depoluyoruz.
Yerini güzelce sürüp ıspanak,
Pazıyı karışık ekiyor, tırmıklıyoruz,
Üstüne bolca da gübre seriyoruz.
Ispanakları söktüğümüzde pazı kalsın diyoruz.
2 gün sonra bolca yağmur yağıyor..
Ohh miss.
Bu sene imalatın ıspanakları bizden,
Fasulyeleri kaldırdığımız seraya,
Adet marul ve kapuska fideliyoruz.
Kuruyan ağaç dallarımızı buduyoruz,
Siyah ve beyaz üzümlerimizi topluyor,
Kaynatıyor ve meyve suyu yapıyor,
Kavanozluyoruz,
Kışı beklemeden,
İlk pepeçuramızı kaynatıyor,
Günün sonunda üzerine bir top dondurma ekleyip
Afiyetle yiyoruz,
Damağımızda da tat, kalbimizde,
Kaybettiklerimizin acısı ile…
***
Yaşlanan tavuklarımızı kesmek istiyor,
Yerine yenisini koymak için kuluçkayı çalıştırıyoruz.
Yemlerini depoladığımız ineklerimizin
Kışlık rasyon reçetesini düzenliyoruz,
Doğum ve tohum süreçlerini gözden geçiriyoruz.
Yağışların gelmesi ile ortadan kalkan,
Su sorunumuza göbek atıyoruz.
Yaz boyu devam eden boya ve
Tamiratlarımıza seviniyoruz.
Keyfe keder süslemeler yapıyor,
Tüm bu süreci paylaşmak üzere video çekimleri yapıyoruz.
Projelerimizi takip ediyoruz,
Tüm dökülen yaprakları toplayıp,
Gübre alanına atıyoruz,
İmalatta biriktirdiğimiz yumurta kabuklarını da
İncecik kırarak gübre ile karıştırıyoruz,
Doğadan 10 aldıksa, 7’sini geri veriyoruz,
Geri kalanı mı?
Doğa kendi tamamlıyor,
Solucan ve mikroorganizmalarla,
Ne mutlu 7/10’u geri verenlerle,
***
Her mevsim sonu,
Her mevsim başı şükürler içinde ritüeller belli,
İnsan eski kavimlerde olduğu gibi
Toprakla, doğa ile bütünleşmek istiyor,
Müzik eşliğinde dans etmek,
Barış çubuğu ile kendinden geçmek,
Doğanın koynuna girmek,
Sızmak, kalmak istiyor…
Tüm bu duygular ışığında düşünüyorum birden,
Kemale ermek,
Ruhani yükselmek,
O tarafa mı yaklaşıyorum acaba;
O taraf duygularını mı canımız çekiyor,
Hangi dünya gerçek acaba?
Binlerce soru geçiyor aklımdan boş kalınca,
Boş kalma o zaman diyorum,
Kışa hazırlık başlasın,
Yoğurtlar süzülsün,
En son toplanan domates, kırmızı biberlerle
Tarhanalar yoğrulsun,
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kış aylarına.