Uzun zamandır görmediğimiz bir Karadeniz baharı yaşıyoruz canım Türkiyem'de…

İster iklimlerin bozulması deyin,
İster sera etkisi,
İsterseniz dünyayı yönettiğini düşündüğümüz güçlerin bulutlarla bir oyunu…

Ne derseniz deyin!

Güneş ve yağmurun paslaşarak hareket ettiği bu sezonda,
bölgemiz ürüne doyacak gibi görünüyor.

Belki de bazı ürünler ucuzlayarak enflasyonu etkileyecek.

Kim bilir…

Yem rasyon danışmanımız, artık ağabeyimiz olan Armağan Hayırlı Hocamı arıyorum geçen hafta.

Hasbihal ediyoruz, konu yem tedarikine geliyor.

— Hocam, yoncayı bu sezon daha pahalı bekliyorduk.

— Neredeyse yarı fiyatına sezonu açtılar.

— Bunun iki nedeni var:
Yağışlar.
Hayvan sayısında azalma.

Yağışlara ve yonca fiyatlarının düşmesine sevindik.

Hayvan sayısının azalması ise üzücü canım Türkiyem'de…

Allah'ın bulutlarla yaptığı işe bakın.

………

Bütün bu güzel ve istenen döngüde, tüm sağlık problemlerime rağmen elimi topraktan çıkaramıyorum.

Kapuz ile çiftlik arasında adeta mekik dokuyorum.

Kapuz bahçem minimal yaşamın bir örneği.

Küçücük…

25 metreye 7 metre.

Damlama sistemi kurdum.

Her bir metrede bir sıra var.

Toplam 7 sıra.

Her sıra iki damlama borusu ile besleniyor.

1 sıra maydanoz,
2 sıra biber,
1 sıra patlıcan,
2 sıra domates,
1 sıra salatalık diktim.

Bu bahçenin üstü ise asma şeklinde demir kafes.

Maydanoz sırasının üstüne askılı çiçek saksılarında tersten domatesler diktim.

Bahçemin hemen önündeki 3 limon ağacının altına da nane, roka ve dereotu ektim.

Ekmek ve dikmek…

……

Kapuz bahçem tamamen ev mutfağımı besliyor.

Özellikle pazar sabahları ya da bazı akşamlar…

Ne gün nerede olduğumuzu çoğu zaman kestiremiyorum.

Elimde büyük bir piknik çantası,
yemeklerimizi oradan oraya taşıyıp duruyorum.

Kahvaltıya koparılan birkaç biber,
bir salatalık,
iki domates,
biraz maydanoz,
nane,
roka,
dereotu…

Hop limon ağacından bir limon.

İşte tüm bu hayalin peşinden yapılan ekim ve dikim…

….

Çiftlikte ise 3 sera,
en az 2 dönüm araziye dikilen ve ekilenler…

Soğan,
sarımsak,
patates,

Bakla,
bezelye,

Oturak,
dal,
nebiyan fasulyeler,

Lahana,
biber,
domates,
maydanoz,
dereotu,
roka,
fesleğen,
reyhan…

Kimi dışarıda,
kimi serada.

Bu üretim Ayfırın'ın mutfağına hizmet ediyor.

Bazısı imalat mutfağına,
bazısı personel yemekhanesine…

Kapuz ile çiftlik arasındaki gelgitlerle geçen enfes bir bahar.

Kapuzda üreyen fazla çilekler,
geçen yıldan kalan çiçekler,
ortancalar,
galalar,
yemek artıkları çiftliğe giderken;

çiftlikten gübre,
artan ya da kendiliğinden çıkan fideler Kapuz'a geliyor.

İki farklı bahçe,
iki farklı üretim.

……

Şöyle bir arkamıza yaslanıp;

— Bir dakika, ne yapıyorum?
— Neler beni mutlu ediyor?
— Neye kızıyorum?
— Neler beni mutsuz ediyor?

diye soruyoruz ya zaman zaman…

İşte tam da bu süreçte insan kendini tanıyor ve buluyor.

"Oh be" diyorsun.

"Ne mutlu bana, artık kendimi biliyorum."

Ben Karadenizliyim.

Bol yağışı seven,
sonrasında açan güneşe tapan,

eli topraktan çıkmayan,
toprakla beslenen biriyim.

….

Annemin evin duvarı ile ev arasında bana tahsis ettiği,

"Ne ekersen, ne dikersen..."

dediği küçük bahçeden,

maksimum 5 hayvanlık ahırdan,

bugünkü üretime uzanan ezberlerim.

Her elime attığım işte çocukluğum,

çocukluk tecrübelerim,

annemin öğretileri var.

Üniversite mezunu,
kendi alanında yurt dışında yüksek lisans yapmış kızıma da
annemin geleneksel öğretilerini aktarıyorum.

Bir ay önce diktiği lahana fidelerine bakıp dolmalık yaprak koparan kızıma;

— Sana en büyük mirasım bu öğretiler ve bu saha...

diyorum.

Hep annem içimde konuşuyor.

Büyürken bu kayıtları hiç fark etmemiştim.

Şimdi sen de bir kaydın içindesin.

Bence bir gün bunları yaparken hep beni hatırlayacaksın...

Sarılıyor,
öpüşüyoruz tüm sevgimizle…

Artalım,
eksilmeyelim.

Bayram tadında…