Çocukluğumuzda,
Mitolojik hikâyelerle büyüdük.
Dede Korkut masalları,
Dini masallar,
Aşılmayan denizleri aşan kahramanlar,
Kılıcı ile denizi ikiye bölen peygamberler,
Aşılamayan denizleri, okyanusları aşan kâşifler,
Denizlerin kahramanları Vikingler,
Deniz eşkıyaları, korsanlar,
Akarsulardan okyanuslara çıkan karabalıklar,
Daha yükseklere uçan martılar,
Hayal dünyamızda suyu, havayı,
Yüksekleri, süzülmeyi, keşfetmeyi hep cazip kıldı.
……
Deniz kenarında geçen çocukluğumda,
İlk yüzme öğretisini,
Yüzme bilmeyen annemizden,
Öğrenmiştik üç kardeş.
Evden 100 m ileride olan denize,
Evden kaçıp,
Boğulma tehlikemize karşılık
Önlem almış,
Hepimiz öğrenince de rahat etmişti anacığım.
Deniz, tüm sahil kasabalarında olduğu gibi,
Hayatımızın vazgeçilmezi idi.
Deniz,
Kimi zaman eğlencemiz,
Kimi zaman geçim kaynağımız,
Kimi zaman tedavi eden ilacımız, oksijenimiz idi.
Deniz, yaşadığım küçük kasabayı,
Turistik olarak da tercih edilir kılıyor,
Bölgemiz turist çekiyordu yaz aylarında.
Sokak oyunları ile başlayan oyunlar,
Yakar top, dokuz taş, istoptan,
İki taş arası kurulan futboldan,
Sahilde kumda kurulan voleybol sahalarına,
Deniz bayramlarında yüzme yarışmalarına,
Yağlı direk yürüyüşlerine,
Kürek yarışlarına,
Bisiklet yarışlarına dönüşüyordu yaz aylarında.
Su ve spor hep vardı hayatımızda.
Zamanla imkânlar, algılar gelişti.
Denge ve zaman ilişki yetisinin çocukluktan oluşması,
Basketbolu, tenisi, kayağı
Ve sörfü daha kolay öğrenmemizi sağladı.
Zaman ve imkânlar, güç
Ve denge isteyen bu sporları imkânsız kıldı yaşıtlarımda.
….
Bir sabah erken,
Deniz sezonu henüz açılmamıştı.
Deniz düz ve berrak,
Hava hatta yeni aydınlanmıştı.
Kapuz Plajı'nda ayakta, elinde kürekler,
Altlarında ilk zamanlar ne olduğunu anlamadığım,
Sörf tahtasına benzeyen aletlerle,
15-20 kişi denizin üstünde,
Masal gibi deniz açıklarına doğru süzülüyorlardı.
Sonraki günler erkenden kalkıp
İlk işim onları kontrol etmek oldu.
SUP board denilen bu alet,
Şişme botun, sörf tahtası hali idi.
Şişirilip kullanıldığı için kolay taşınıyordu.
Sabah akıntı ve rüzgâr başlamadan
Ya da akşam sakin deniz tercih ediliyordu.
Birkaç yıl izledim bu ekibi,
Sorduk, soruşturduk, inceledik,
Veee,
Tabii ki hemen bir tane edindik.
İlk başlarda üstüne çıkmakta zorlandığımız SUP board'un,
Tam ayarlarını yaptığımızda,
Deniz üstündeki süzülmesini,
Dingilliğini,
Kafa boşaltmasını çok sevdik.
Sert rüzgârla mücadeleyi gerektiren sörf,
Soğuk ve zor kıyafetleri ile kayaktan sonra,
Hemen hemen aynı hissiyatı veren SUP board,
Bize çok iyi gelmişti yaşımıza, bedenimize.
Yavaş, dingin, su üzerinde süzülen sakin sakin,
Sabahın erken saatinde, denizin dinginliğinde.
…..
Canım Türkiye'min,
Nadir şehirlerinden olan Zonguldak…
Tam bir su sporları şehri olmalı.
Sörfünden, yelkeninden, SUP board'ına kadar,
İç Anadolu'ya en yakın sahil olarak,
Zonguldak.

Grupları, ekipleri,
Bireyselleri görmek denizde,
Seyir etmek,
Yapmaya kalkışmak,
Destek vermek,
Olanak sağlamak,
Birlik olmak,
Beraber olmak,
İnsan olmak,
Spor yapmak,
Yeraltından yüzümüzü,
Yer üstüne çevirmek,
Denizlere, ufuklara,
Dağlara, ovalara çevirmek,
Paraşütlere, kayaklara imkân vermek,
Denizleri yarmak,
Denizlerde süzülmek,
Deniz diplerine dalmak,
Denizdeki batıkları keşfetmek,
Yükseklerden atlamak,
Masalları gerçek eylemek, masal tadında,
Canım Türkiye'min,
Özel şehri Zonguldak'ta…..