Zonguldak tepetaklak!
Zonguldak’ta yeni umut veren gelişmeler var.
Bu gelişmeler bölgemiz açısından da önemli.
Ancak ülke ekonomisinde olduğu gibi yerel düzeyde de büyük kriz var.
Para satmak için iş insanlarının, esnafın peşinde koşan bankaların takip sayısında patlama var.
İcra ve diğer oranlardaki artış resmi olarak açıklanmamakla birlikte rekorlarla ifade ediliyor.
Özellikle Ereğli ve Zonguldak merkezde çeki yazılan, kredisi askıya alınan, icra takibi başlatılan esnaf, işletme sayısı korkunç.
Bir batan yanında beş kişiyi daha götürebiliyor.
O nedenle güven ortamı da kayboldu.
Genel ekonomide yaşanan tıkanmanın ötesinde yerel daralmanın getirdiği yük çok fazla.
Yüksek faizler ve yapılmayan imar düzenlemeleri nedeniyle inşaat ve diğer yatırım sektörlerinin de durma noktasına gelmesi şehirde yeni krizlerin habercisi.
Yakında pek çok tanınmış ismin iflasını duyarsınız!
İki başkanın farkı!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem seçim arifesinde, seçimden sonra; “Dolmuşla işe giden başkan” olarak şov yapıyordu.
O günlerde yazdım.
“Başkanım dolmuşa binme dolmuşa gelme” diye.
Neyse işte sonraki süreçlerde yaşanan olaylar, tehditler ve daha fazlasını biliyorsunuz.
Korumaların gölgesinde yaşamak zorunda kalıyor.
Fotoğraf ve algı için dolmuşla işe gelen başkan gitti, caddede halkın arasına çıkamayan, mahalle toplantıları yapıp halkı dinleyemeyen, muhtarlara randevu vermeyen, onların telefonlarına bakmayan bir başkan kaldı geride.
Diğer yandan Kamil Altun’u görüyoruz.
Mahallelerde halkın katılımıyla açık hava toplantıları yapıyor.
Her görüşten insan gelip taleplerini dile getiriyor, eleştiri veya önerilerini paylaşıyor.
Kazandığı tecrübe, siyasi hoşgörü ve empati ile halkla daha fazla kucaklaşıyor, gereksiz polemiklere girmiyor, elinden gelenin daha fazlasını yapmaya çalışıyor.
Daha fazla üretmek ve Kilimli’yi her alanda çok daha rekabetçi bir cazibe merkezi yapmak için çalışıyor.
Bir belediye başkanının halkla mahalle toplantıları yapabilmesi çok özel ve güzel bir durum.
Hizmetler herkes için elbette yeterli olmayabilir ama tüm şartlarda halka iç içe olmaya devam edebilmek insana, seçmene, siyasete, farklı görüşlere saygıdır.
Tahsin başkana da önerimiz bu yönde.
Diğer belediye başkanlarına da öneriyoruz.
Ama kaç tanesi cesaret edebilir bilemem.
Fahiş kiralar ve kazıkçı esnaf!
Zonguldak’ta pek çok esnafın batmasının bir nedeni de kiralar.
Zonguldak Türkiye’nin metrekare açısından en fazla kira veren şehirlerinden biri.
Çoğu esnaf kiraya çalışıyor.
Şehirde açılan dükkanlar üç- beş ayda ya kapatıyor veya can çekişe can çekişe devam etmeye çalışıyor.
Hayat pahalı.
Sokak kazık.
Esnaf kazık.
Memleket yamyam dolu!
Ve bu rakamlar normal değil.
Önce fahiş dükkan kiralarına sonra abartılı fiyatlara sosyal müdahale şart.
Yoksa bu şehir ne kadar güzel olursa olsun fahiş fiyatlar konusunda yarışan dükkan sahipleri ve esnafımız şehrin geleceğini dinamitliyor.
Bir tarafta iktidarın ekonomi politikası ve enflasyon diğer tarafta kazıkçı dükkan sahipleri ve esnaf.
Bir ayar şart!
Vefa Kamu- Sen’de bir koltuğun adıymış!
Zonguldak’ın güzel insanı ve başarılı sendikacısı Şahin Ören’i ani bir şekilde kaybettik.
İnanmak istemesek de acı haber gerçekti.
Emekli olup veda edeceği günün sabahında ne var ne yok alıp giderken binlerce insanı yasa boğdu.
Salih Alemdar’ı devirip göreve geldiği günlerden itibaren iyi tanışırız.
Zaman zaman kapıştığımız olmuştur.
Dikti.
Netti.
Bazen eser gürler bazen olup biteni çaresizlik içinde izlemek zorunda kalırdı.
Sözünü esirgemez.
Ve pek çok dansözün aksine Türk Milliyetçiliği’nden ödün vermedi.
Politik duruşlar dışında diğer sendikaların öğretmenleri tarafından da saygı ve sevgi ile karşılanır, insani, mesleki ve etik değerleri en başta tutardı.
Ereğli’de yapılan cenaze töreninde Eğitim İş’in başkan ve yönetimi tam kadro oradaydı.
Sol tandanslı pek çok öğretmen ve sendikacı oradaydı.
Gözler en çok da başarıyla temsil ettiği Kamu Sen ve Türk Eğitim - Sen’in üst düzey başkanlarını aradı.
Kamu - Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan cenazede yoktu.
Hadi diyelim ki her iki ismin çok ama çok önemli işleri vardı.
12 Genel Başkanı bünyesinde bulunduran Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu bünyesinden hiçbir genel başkan yoktu.
Demek ki vefa Kamu- Sen’de bir koltuğun adıymış
Önder başkan ve vefasız saz arkadaşları bu vefasızlığı nasıl telafi edecekler bakalım.
Sendikan için çok çırpındın.
Çok da başarılı oldun.
Ailenden, çocuğundan çaldığın tüm zamanı sendikan, öğretmenler ve kamu çalışanlar adına harcadın.
Bu vefasızlığı hak etmedin.
Mekanın cennet olsun Şahin başkan.
Bu yazı da vefasızlara kapak olsun!
Bu geri zekalılar kim?
Bizim insanımıza öyle plaj falan fazla.
Yeminle fazla.
Bu dünyanın oksijenini boş yere tüketen kafalarla aynı ülkede, aynı şehirde yaşamak zor.
Vallahi zor billahi zor.
Allah sanki tüm geri zekalıları toplayıp bizim ülkeye vermiş.
Onların da bir ülkenin en güzel yerlerinde denize girin çöplerinizi de bırakıp gidin diye göndermiş.
Uzağa gitmeye gerek yok.
Politik ve kurumsal tartışmaların ötesinde Orta Kapuz ve Tersane Plajları’nda yapılan uygulamalar bir farkındalığı ortaya koydu.
Çok güzel hizmet. Sonuçta ihtiyaçtı emeği geçen herkese teşekkür etmeliyiz.
Her ne kadar o asansör kasıtlı -ki öyle düşünmekten başka çare kalmadı- çalıştırılmasa da!
Neyse şöyle temiz deniz, böyle temiz plaj isteyen bizim halkımız ne yapıyor?
Ne kadar çer çöp, çocuk bezi ve bilumum atık varsa bırakıp gidiyor!
Türkiye’nin her tarafında böyle.
Lafa gelince şöyle Müslümanız böyle Müslümanız.
Kusura bakma ama böylesine bir empati yoksunluğu, bencil ve sığırca bir zihniyet varken Singapur’a kadar yolunuz var!