Uzun bir aradan sonra yeniden sizlerle aynı satırlarda buluşmanın heyecanını yaşıyorum.
Bu köşede; Zonguldak’ı, insanımızı, gençlerimizi, sağlığı, sosyal yaşamı ve şehrimizin geleceğini birlikte konuşacağız.
Kırmadan, ayrıştırmadan, çözüm arayarak…
Bazen şehirden, bazen bir sokaktan, bazen de hayatın içinden,önemli meselelerden söz edeceğiz.
Yeniden merhaba…

Gençleri Zonguldak’ta Tutabilmek!
Son günlerde üniversiteye hazırlanan pek çok öğrenci ile sohbet etme fırsatım oldu. Maalesef çok büyük kısmı bu şehirden gitmek istiyor. Bu sohbetlerimin neticesinde bu yazımı yazmak istedim.
Zonguldak yıllardır gençlerini büyük şehirlere uğurlayan bir şehir haline geldi. Üniversiteyi kazanan gidiyor, iş bulan gidiyor, hayal kurmak isteyen gidiyor…
Daha acısı ise artık birçok genç geri dönmeyi bile düşünmüyor. Oysa mesele sadece iş meselesi değil. Bugünün gençleri artık yalnızca maaş aramıyor. Yaşayabileceği bir şehir, sosyal hayat, kendini geliştirebileceği ortamlar, umut hissi ve aidiyet duygusu istiyor.
Bir genç bulunduğu şehirde geleceğini göremiyorsa, orada uzun süre kalmıyor.
İşte Zonguldak’ın bugün en önemli meselelerinden biri tam olarak budur:
Gençlere burada bir gelecek hissi verebilmek çok önemli. Gençlerini kaybeden şehirler zamanla enerjisini, üretimini ve canlılığını da kaybediyor.
Şehir yaşlanıyor, ekonomi yavaşlıyor, sosyal hayat küçülüyor. Bu nedenle genç meselesi sadece eğitim konusu değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel bir gelecek meselesi haline geliyor.
Peki gençler neden gidiyor?
Bir kısmı iş bulamadığı için…
Bir kısmı sosyal hayatı yetersiz gördüğü için…
Bir kısmı kendini geliştirecek ortam bulamadığı için…
Bir kısmı ise burada hayal kuramadığı için…
Bugün birçok genç kendini yalnız hissediyor. Özellikle bizim gibi küçük şehirlerde sosyal alan eksikliği gençleri dijital dünyaya daha fazla itiyor.
Oysa gençlerin sadece internette değil, gerçek hayatın içinde de var olmaya ihtiyaçları var.
Bu yüzden artık gençleri şehirde tutmak için klasik yöntemlerin dışına çıkmak gerekiyor.
Öncelikle gençlerin üretime katılabileceği alanlar oluşturmalıyız.
Yazılım, teknoloji, dijital tasarım, girişimcilik, spor, sanat ve sosyal projeler gibi alanlarda daha fazla destek verilmesi gerekiyor.
Çünkü yeni nesil sadece memuriyet hayali kurmuyor; kendini geliştirmek ve üretmek istiyor.
Aynı zamanda şehrin sosyal yaşamı da gençlere hitap etmeli.
Daha canlı sahil alanları, kültürel etkinlikler, spor organizasyonları, festivaller,konserler,gençlerin bir araya gelebileceği güvenli sosyal ortamlar artık ihtiyaç haline geldi.
Gençlik merkezleri bu konuda önemli bir noktada duruyor.
Ancak bu merkezlerin sadece kurs verilen binalar değil; gençlerin fikir ürettiği, sosyalleştiği ve kendini geliştirdiği yaşayan alanlara dönüşmesi gerekiyor.
Teknoloji, dijital üretim ve kariyer planlama gibi yeni nesil içerikleri daha fazla öne çıkarmaları gerekiyor.
Bir fizyoterapist olarak yıllardır gençlerle iç içeyim.
Şunu açıkça görüyorum:
Aslında gençlerimiz yeteneksiz değil.
Tam tersine çok zeki, üretken ve potansiyelli bir nesil geliyor.
Sorun çoğu zaman fırsat eksikliği ve motivasyon kaybı.
Bazen bir gencin hayatını değiştiren şey çok büyük yatırımlar değil; ona değer verildiğini hissettiren küçük dokunuşlar oluyor.
Zonguldak’ın büyük bir avantajı da var:
Doğası, denizi, insan ilişkileri ve yaşam temposu aslında kaliteli bir hayat için önemli fırsatlar sunuyor.
Eğer bu şehir gençlerine umut verebilirse, birçok genç burada kalmayı tercih edebilir.
Zonguldak gençliğine değindiğimiz bu yazımızın 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ,Gençlik ve Spor Bayramı haftasına denk gelmesi sebebiyle; bütün Zonguldak halkının Bayramını kutluyorum.
Atatürk'ün de dediği gibi: 'Bütün ümidim gençliktedir."