İskender mi kuru pilav mı?

Bazen çok yazarız.
Şehir olma bilinci.
Şehirli olmanın zorunlulukları.
Kaynaşabilme ve bölüşebilmenin neler sağlayabileceği.
Ve daha fazlasının üzerine.
Biz yazarız da şehrin pek çok esnafı, iş insanı, kamu idarecisi ve yerel yöneticisi için pek de kıymeti harbiyesi yoktur.
*
Biz Türkiye’nin neresine gitsek Zonguldak menşeeli bir firmanın ürününü görünce mutlu olan, bazen de fotoğraflayan insanlarız.
Tuvalatte bile!
*
Türkiye’nin en güzel şehirlerinden olan Zonguldak’ın çok daha rekabetçi olabilmesinin şehirde her alanda yapılacak dayanışmadan geçtiğine inanır ve yıllardır bunu savunuruz.
*
Biz bununla uğraşırken; ne yazık ki bu şehrin insanları üzerinden zenginleşen, bu şehrin insanlarının parasını daha fazla alabilme hedefinde olan bazı tüccar, esnaf, kamu idarecisi, siyasetçi, yetki sahibi veya müşterinin sürekli bir kötüleme, yok sayma çabasında olduğunu da üzülerek görüyoruz.
*
Şöyle tabir etmek lazım belki de.
Bu şehirde iş, esnaf, üretim dayanışmasının olmaması öyle lafla falan açıklanamayacak boyutlarda.
*
Mesela esnaf İskender yiyor diyelim.
Ama o esnafın gözü sürekli yan masada bulunan diğer esnafın yediği az kuru az pilavda.
Yok yememeli!
Kafa bu!
*
Önündeki yemekten öte sürekli başkalarının bir iş yapmasından hastalık derecesinde rahatsız olan isimler var.
Bazı esnaf, işletme, üretici ve tedarikçimiz bunun önemini anlayamadı.
Zonguldaklıya mal sat, Zonguldaklıdan para kazan, boru sat, beyaz eşya sat, daire sat, mobilya sat ama sen sürekli bir başka Zonguldaklının malını kötüle.
Zonguldak’tan aynı ürünü aynı fiyata almak varken sen git başka yerlerden al.
İlgili kurumlar da bu konularda eksik kalıyor.
*
Bu neden önemli?
Bu sadece bir mal satımı değil.
Bu bir istihdam, işsizlik, kaynaşma kültürü.
Çok yazdım.
Bir daha yazayım.
Herkes önünden yer, tuz ihtiyaç olduğunda komşudan alır ve kazıklama çabası azalırsa bu şehrin istihdamına ve üretim çeşitlenmesine destek olur.
Daha fazla işletme, daha fazla istihdam ve daha fazla markamız olur.
*
Bunu Zonguldak Bartın Karabük olarak da düşünebiliriz.
Elbette bu pozitif algı için de bazı çalışmalar yapılması gerekiyor.
Öyle ‘armut piş ağzıma düş’ olmuyor!


Vali Bey tek başına!
Zonguldak Valisi Sayın Osman Hacıbektaşoğlu özel yaşamında fazlasıyla sade bir bürokrat.
Dün bir dostu ile şehrin farklı yerlerinde turladı.
Gözlemler yaptı.
Zonguldak’ın başka güzelliklerini de gördü.
Valiler her ne kadar doğru veya yanlış olarak politik tartışmaların merkezinde olsa veya olmaktan kurtulamasa Hacıbektaşoğlu da galiba şehrin bazı kirlenmişliklerinden çok dertli olsa gerek.
Şehir olarak geçmişteki bazı vıcık vıcık ilişkilere alışkın olduğumuz için her gelen validen de aynı şeyleri bulmak istiyoruz.
Osman Bey devletin ciddiyeti ve güveni açısından mesafeye dikkat eden bir isim.
Yaşam tarzı da böyle.
Bizler de zaman zaman eleştiriyor, sık sık öneriler dile getiriyor, halkın beklentilerinin karşılık bulması adına kendisine sesleniyoruz.
Kamu yararı olan her öneriye de sıcak bakıyor.
Tarzı herkesi memnun etmese de her durumda sakinliğini koruyarak Zonguldak için çalışıyor.
Zonguldak’tan da muhtemelen çok daha zorlu bir şehre gidecek.

Deve kesip Zonguldaklı garibanlara dağıtmalı!
İş insanı Emre Acar büyük bir kaza geçirdi.
Arkadan hızla gelerek çarpan aracın neden olduğu kazada Acar’ın aracı o hızla çok sayıda takla atmış.
Allah korumuş.
Araç da sağlam olunca yara almadan kurtulmuş.
Büyük geçmiş olsun.
Tesadüfen yoldan geçen Zonguldaklılar da aracı görmüşler ancak içindekinin Zonguldaklı olduğunu anlamamışlar.
Araçta tek olan Acar araçtan çıkarıldıktan sonra kısa bir süre sonra normale dönmüş.
Bu kaza Prof. Dr. Eksal Kargı’nın yaşadığı ve burnu bile kanamadan atlattığı kazayı hatırlattı.
Nazar mı diyelim başka bir şey mi bilemedik.
Emre Acar son dönem aldığı ve başarıyla teslim ettiği projelerle gündemde.
Emre Acar’a önerim bir deve kesip Zonguldak’ın garibanlarına dağıtması.