Çok önceden yazmıştık.
Zonguldak’ta turizm adına bir şey yapmak istiyorsanız Fener sizi bekliyor.
TTK’nın tek katlı o bahçeli evleri otel olsun.
O evlerden birkaçı müze olsun.
O evlerden biri Zonguldakspor müzesi olsun.
O evlerden bazıları mekan olsun.
Bölgedeki tüm mekanlar hizaya çekilsin.
Fener’de mekanlar gastronomi konusunda zorunlu yapılanmaya mecbur bırakılsın.
Fener kayalıkları üzerine bir cam teras yapılsın.
Baştan sona bir müze olan bu bölge her sene binlerce insan çeker.
Bölge iş yapar.
Zonguldak cazip hale gelir.
Çok mu zor be?
Vallahi değil.
Bunları dert edecek bir siyasetçiye ihtiyaç var.
Yıllardır anlatıyoruz anlatıyoruz ama anlatamıyoruz!

Tahsin Erdem Ak Parti’ye geçer mi?
Bu soru son dönem çok soruluyor.
Soran veya merak eden herkes bir yanıt bulma derdinde.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem Ak Parti’ye geçer mi?
Elbette hayır.
Veya geçmek zorunda kalır mı?
Türkiye’de öyle şeyler oluyor ki ben artık;
“Böyle bir ihtimal yok” diyemem.
Çıkar; “Şehrimin daha fazla hizmet almasının başka yolu kalmamıştır. Halkımız bizden hizmet bekliyor” derse şaşırmam.
“Helal olsun” diyen de çok çıkar.
Samanı bitmiş şarküteri bombası gibi Aydın efelerinin düştükleri durumları gördükten sonra!
Belediyede müfettişler var bir süredir.
Bazı ipuçları var.
“Ekonomiyi ben bilirim” diyen Tahsin başkanın işe aldığı her personel başına dert açabilir.
Özellikle sabıkalılar.
Akrabalar.
Ve o iki ...!
Ama!
Ak Parti Tahsin Erdem’in kendilerine geçmesini ister mi?
Hayır!
Mecbur kalmadıkça desek daha doğru olur!

Kapıları zorlayın... İşsizlerin dikkatine!
Zonguldak Belediyesi’nde çok trajikomik bir durum yaşanıyor ve herkes kendi çocuğunu, yakınını bir işe sokabilmenin ümidiyle yarışıyor.
Çünkü iktidar insanları çaresiz bıraktı ve Zonguldak Belediyesi de sürekli işçi alıyor.
Çalışan sayısı ikiye katlandı ama belediyenin hizmet veriminde plajlar, çorba, ulaşım dışında gram ilerleme yok.
O nedenle siz bize bakmayın.
Pazartesi’den itibaren belediyenin ve partinin kapısından ayrılmayın.
Kendinizi, çocuğunuzu, kardeşinizi, eşinizi, akrabanızı, hatta metresinizi, tefecinizi, tüfecinizi Zonguldak Belediyesi’ne işe sokmaya çalışın.
Bu hızla gidildiğinde muhtemelen seçime kadar en az bin kişi daha alınacak.
Çünkü memlekette işsizlik var.
İnsanlar mecbur.
Sonuçta başkan herkesi memnun edemese de iş veriyor aş veriyor.
Bir de o tarafından bakalım!

Kötünün kötüsü!
Şehir adına çok şey yazıyoruz.
Yazmaya devam ediyoruz.
Partiler önemli değil.
Çok değerli halkımızın kötü yönetim sergileyen yöneticileri; ‘benim partilim - senin partilin’ diyerek koruma altına aldığı bir kafa düzeninde bu seçilmişler ne yapsa yeridir.
Valla kusura bakmayın.
Vatandaşlık görevi kimin için neye göre onu da bir konuşmak lazım.
Kendimize karşı ne kadar dürüstüz acaba?
Neden böyle yazdığımın daha iyi anlaşılabilmesi için bir önceki yazıyı okumanızı öneriyorum.

Adam harcama makinesi!
Zonguldak’a bakıyorsunuz.
Zonguldak siyasetine.
Zonguldak bürokrasisine.
Ve diğerlerine.
Zonguldak tam bir adam harcama makinesi.
Öyle şeylere tanık oluyoruz ki çirkefleşmenin böylesine kabul gördüğü başka şehir var mı acaba?
Siyasette, ticarette, bürokraside tanık olduğunuz pek çok şey rekabet falan değil.
Çukurlaşmanın, dipsizliğin, şerefsizliğin, çirkefleşmenin zirvesi!
Neyse işte.
O nedenle ki Zonguldak’ın düşmana ihtiyacı yoktur!
Zaten kendine düşmandır!

Cumartesi mektubu!
Vakit buldukça dostlarımızı ziyaret etmeye çalışıyoruz.
Güzel insanlar.
Güzel dostlar.
Kimiyle caddede karşılaşıyoruz.
Kimiyle trafikte.
Kimiyle musalla taşında.
Koşturmaca bitmiyor ama hayat hepimizi bir uçtan diğer uca sürüklüyor.
Dostlar gidiyor, dostlar ölüyor.
Ve; “Ne yapıyoruz oğlum biz, böyle koştur koştur nereye gidiyoruz” diyecek vakit bile kalmıyor.
Şartlar, ekonomi, zorluklar öylesine koparmış ki bizi birbirimizden nereden nereye savrulduğumuzun farkında değiliz.
Allah hepimizin yardımcısı olsun!