Bu şehri rezil ediyorsunuz!
Geçenlerde şöyle yazmıştım;
“Üniversiteler özellikle Zonguldak gibi şehirler için çok önemli.
Her anlamda önemli.
Ama Zonguldak ne yazık ki bunun farkını varamadı ve tam anlamıyla bir üniversite şehri olamadı”
Maalesef değişen bir şey yok.
Belediye başkanları değişiyor.
Bürokratlar değişiyor.
Rektörler değişiyor.
Ve ne yazık ki şehrin pek çok yerini … götürüyor.
Esnafı kazık.
Ev sahibi kazık.
Özen yok.
Düzen yok.
Temizlik yok.
Rezillik halinde sokaklar.
Üniversite çevresi.
Sen ne kadar ‘en yeşil üniversite’ olursan ol kapıdan dışarı çıkınca ne kural var ne düzen.
Sonra uğraşıyoruz; “Üniversite şehri” olalım diye.
Mal geldik mal mal bakmaya devam ediyoruz.
Kusura bakmayın.
Bu işlere birinin liderlik edip masaya yumruğunu vurması gerekiyor.
Ne pahasına olursa olsun yukarıdan aşağı hepsini hizaya çekmeli.
İncivez Mahalle Muhtarı, öğrenci dostu Hüseyin Cevher’in çabalarının onda birini göremiyoruz biz bu insanlardan.
Yazık.
Bu kentin sahibi gibi değil sakini kalmaya çalışan ve sadece izleyen, hatta izlemeye bile gerek görmeyen tüm bencil ve egolu isimlerine de selam olsun!
Siz öğrenci olsanız bu şehre mecbur kalmadıkça gelir misiniz?
Sonra biz; “Şehri kötülüyor, kötü reklam yapıyoruz”
Öyle mi?
Siz o kadar tembel, ukala, sorumsuz, öngörüsüz olmuşsunuz ki bizleri bunları söylemeye mecbur bırakıyorsunuz!
20 bin ton asfalt mı 20 ton çorba mı?
İl Özel İdaresi merkez ve tüm ilçelere bağlı köy yollarını yapıyor.
Öyle yollar görüyoruz ki hayran kalmamak mümkün değil.
Bir de Zonguldak Belediyesi’ne bakıyoruz.
Asfalt yapmadılar, tenezzül bile etmediler ama hakkını teslim etmek lazım.
20 ton çorba dağıttılar.
Sizce hangisi?
İstanbul’daki Zonguldak!
İstanbul’da kurulu bulunan Zonguldak Dernekler Federasyonu’nda seçim var.
Son dönem güzel bir çıkış yapan ve ekip arkadaşları ile birlikte süreci siyaset üstü götürmeye özen gösteren Ziya Öncan doğal aday.
Diğer aday ise Samet Eren.
Samet Eren de emekleri olan genç bir isim.
Değerli bir isim.
Ama!
İstanbul’daki Zonguldaklı dernekleri geçmişten beri nifak tohumları nedeniyle sorunlar yaşadı.
Rekabet olmaktan çıktı bölünmelere, küslüklere neden oldu.
O nedenle diyorum ki iyileri daha iyi yapmak için birlikte olmak zorundasınız.
İyiye giden işleri daha iyi yapmak için bir olmak zorundasınız.
Başbaşa verin samimiyetle konuşun.
Sahteker Parti İl Başkanı!
Sahtekar Parti İl Başkanı yine bir sahtekarlık peşinde.
Aslında sahtekar olan kendisi.
Ama partisinin adını da sahtekara çıkarıyor.
Sahtekar İl Başkanı denilince aklınıza gelen ilk isim kim acaba?
Cimri esnafımız!
Bu şehrin çok zengin esnafı var.
Allah daha çok versin.
Ama bazıları var ki doymak bilmiyor.
Alışmışlar hep ağlamaya.
“Üç öğrenciye burs” deseniz alacağınız cevap; “işler çok kötü” olur.
İki gariban çocuğa kıyafet deseniz; “Kızılay’a gitsin” dersiniz.
İki çocuklu kanser tedavisi gören dul bir annenin derdini söyleseniz; “İnanır mısın Atillacığım Bodrum’daki yazlığın inşaatı beni bitirdi” derler.
Örnekler saymakla bitmez!
Allah gözünüzü doyursun!
Amelebirliği!
Amelebirliği’nin Nizam Caddesi’ndeki eski idare binası yıkıldı.
Yerine yurt veya benzeri bir proje olacaktı.
Ama yıllar geçti.
Ortada bir icraat yok.
Neyi bekliyorsunuz.
Eğer bina yapamayacaksanız alanı açın da bari 30 araba park etsin açık otopark olarak caddeyi rahatlatsın.
Belediye - cilik!
Belediyeciliğin görevlerinden biri de sokağı sosyalleştirmektir.
Bunun çeşitli yolları var.
Sokak sosyalleşirse insanlar iner.
İnsanlar inerse sokak dolup taşar.
Esnaf iş yapar.
Ulaşım çalışır.
İnsanlar mutlu olur.
Bunun için büyük konserler yapmaya gerek yok.
Dert edinmek lazım.
Aklını kullanan belediye başkanı insanları sokağa çekmek için her türlü aktiviteyi yapabilir.
Bu şehrin güzel insanlarını da anlamıyorum ben.
Partizanlık yapmaktan kafalarını kaldırıp; “Biz ne yapıyoruz” arkadaş diye sormuyor.
Soranlar elbette istisnadır!
Sen ne diyorsun bu işe Erol hocam!