Mavi Köşe

Abone Ol

Rahmetli Gülgün Abla ve Arif Ağabey'in mekânı...
Arif Ağabey ve Gülgün Abla, kayınvalidemin anne tarafından kuzenleri.
Zonguldak'a ilk geldiğim yıllarda dikkatimi çeken mekânlardan biriydi Mavi Köşe.
Küçük bir Anadolu şehrinde karşıma çıkan ve beni şaşırtan lezzet duraklarından...
Yine memleket tadı ararken bulduğum bir sürprizti.
***
Bilirsiniz, Samsun denince yaz aylarında aklımıza önce muhteşem sahilleri gelir.
Modernliğinin yanında tabii ki tatları...
Bafra pidesi,
nokulu,
balık restoranları...
Yaz olunca da dondurma.
Birçok markanın envai çeşit dondurması...
Balkaymak,
Sakız,
Samdo,
Ballıbaba...
Aklıma ilk gelenler.
Birçoğu Zonguldak'ta da bilinir.
İşte ben de yine gurbette memleketimin tatlarını ararken buluvermiştim o enfes lezzeti;
Mavi Köşe'nin dondurmasını.
***
Evlenince hikâyelerine daha da hâkim oldum.
Şehrin sevilen esnaflarından olan bu iki kardeşin anneleri, kayınvalidemin teyzesiydi.
Annelerinin Parkinson hastalığı ilerleyince ev ile iş yeri arasında kalan kardeşler çözümü annelerini de dükkâna getirmekte bulmuşlar.
"Yanımızda olsun, gözümüzün önünde olsun" diye...
Boş duramayan anne geçmiş kasanın başına.
Herkesi şaşırtmış hesaplamalarıyla.
Tüm aile işletmede...
Arif Ağabey'den zaman zaman çok güzel anılar dinlerim.
Papila ailesinden önce tanıdığım,
evlenince de akraba olduğum bu aile benim için çok değerlidir.
Bugün Arif Ağabey Devrek Yaşlı Bakım Merkezi'nde kalıyor.
Zaman zaman ziyaret ediyor,
değerli bilgilerini alıyor,
geçmişin tatlı hikâyelerini dinliyoruz.
Oldukça konforlu bakım merkezinden de memnun.
"Allah devletimize zeval vermesin" diyoruz hep birlikte.
***
1939 yılında Kadir Öner tarafından peynirci ve lokanta olarak açılıyor Mavi Köşe.
1941 yılında pastaneye dönüşüyor.
1966 yılında Hasan Ülkebaş devralıyor.
Çay ocağı gibi başlayan işletme zamanla bir şehir buluşma noktasına dönüşüyor.
Arif Ağabey o yıllarda lise öğrencisi.
Askerlik geliyor, gidiyor.
Fazıl Ataç Börekçisi'nin poğaçalarını çayın yanında satmaya başlıyorlar.
Sonra menüye çorba, pide ve kebap ekleniyor.
Hasan Ağabey'in genç yaşta vefatıyla aile yeniden kenetleniyor.
Bu kez Gülgün Abla iniyor dükkâna.
Kardeşine destek olmak için.
Zonguldak'ın dillere destan güzelliğiyle...
Birlikte büyütüyorlar Mavi Köşe'yi.
Yaz aylarında dondurma üretimi başlıyor.
Hayat Köyü'nden sabahın erken saatlerinde alınan sütlerle,
Safranbolu'dan gelen gerçek kök salep ile yapılan dondurmalar...
En meşhuru ise kaymaklı dondurmaları.
"On iki ay boyunca satardık." diyor Arif Ağabey.
Bir anda doğrulup geçmişe gidiyor.
Masasının üzerindeki küçük köpük dikkatimi çekiyor.
"Dondurma köpüğümüz..." diyor.
"Dondurma altıysa köpük üçtü."
"Hiç acımazdık."
Şaşkınlıkla bakıyorum.
Üzerinde hâlâ "Mavi Köşe" yazıyor.
"Evin deposunda açılmamış köpükler var."
"İşinize yararsa alın."
"Ama üzerinde Mavi Köşe yazar."
"Yazsın Arif Ağabey" diyoruz.
"O bizim için gururdur."
Bizi güvenlik kapısına kadar uğurluyor.
Elimize sıkıştırdığı o köpükle ayrılıyoruz.
***
Eve dönene kadar eşimle konuşamıyoruz.
Sonra başlıyoruz:
"Biz bugün ne yaşadık?"
"Nerede olsak bu kadar anlamlı olurdu?"
"Ne mutlu olduk."
"Ne mutlu oldu."
"Ne güzel bir bakım eviydi."
Duygular birbirine karışıyor.
***
Belki reenkarnasyona inandığımdan,
belki girişimcilik ve sürdürülebilirlik hikâyelerine duyduğum ilgiden...
Yüzyılı aşan işletmeler beni hep büyülemiştir.
Özellikle profesyonel destek almadan nesilden nesile taşınabilenler...
Canım Türkiyem'de yüz yılı geride bırakan her işletme ayrı bir mirastır.
***
Arif Ağabey ile hayvancılık sayesinde daha da yakınlaştık.
Ürünlerimizi kullanmaya başladıktan sonra sohbetlerimiz arttı.
Her ziyaretinde aynı şeyi söylerdi:
"Bu sütle dondurma yapmalısınız."
"Mis gibi taze süt."
"Ben o sütü bulmak için karanlıkta Hayat Köyü'ne giderdim."
Ben ise bu kadar sevmeme rağmen hiç sıcak bakmıyordum.
Çünkü dondurma üretimi;
saklaması,
taşıması,
sevkiyatı,
takibi...
Başlı başına ayrı bir dünyaydı.
Beş yıl önce cesaret ettik.
Büyük sabır isteyen bu işe girdik.
Sonuç muhteşem oldu.
En güzeli de bütün sürecin kontrolümüzde olmasıydı.
Ne yediğimizi biliyorduk.
Yaz aylarında içimiz rahattı.
Bir gün Arif Ağabey'e;
"Bu sene sistem oturdu."
"Al-götür paketlerini de yaptık."
dedim.
Gülümsedi.
"Al şu köpükleri."
"Köpükle ver eve."
Mavi Köşe'nin köpüklerini aldık.
Bizim ambalajlara uymadı.
Köpüğü örnek ambalaj dolabımıza koyduk.
Gözümüzün önünde duruyor şimdi.
Bir şehir hatırası gibi.
Bir girişimcilik dersi gibi.
Bir emanet gibi...
Onlar ermiş muradına,
biz çıkalım dondurma yemeye...

{ “vars”: { “account”: “G-PS7CWR0GE0” }, “triggers”: { “defaultPageview”: { “on”: “visible”, “request”: “pageview”, “vars”: { “title”: “Name of the Article” } }, “clickOnHeader”: { “on”: “click”, “selector”: “#header”, “request”: “event”, “vars”: { “eventCategory”: “examples”, “eventAction”: “clicked-header” } } } }