GMİS ve madenci ne yapacak?
Çalışma Bakanlığı müfettişleri maden ocaklarında bazı güvenlik açıkları nedeniyle ocaklarda üretimi durdurdu.
Mevzuat aynı.
Düzen aynı.
Ama uygulama farklı.
Bakanlıklar arası görüş ayrılığı.
Olay iki farklı şekilde yorumlanıyor.
Birincisi eksik varsa giderilmeli.
İkincisi bu hareket TTK’yı kapatmanın adımları.
Olaya politik çerçeveden de bakıldığında farklı tartışmalar kaçınılmaz.
Elbet sorular yanıt bekliyor.
Bazı çevreler GMİS’i ve maden işçilerini sessiz kalmakla suçluyor.
Eleştiriyor.
Veya tepki seslerini yükseltmesini istiyor.
İlk günden beri işin uzmanlarına şunu soruyoruz;
“Doğru ne?”
Enerji Bakanı Albayrak’ın da bu gelişmeden memnun kalmadığını öğrendik.
Şimdi bilirkişi ekibinin ne diyeceğini göreceğiz.
Bu süreçte GMİS ve maden işçilerinden politik bir tavır göstermesini beklemek ne kadar doğru?
Sonuçta GMİS Başkanı Hakan Yeşil ve yönetimi bakanlıklar ve kurum ile sürekli görüşme halinde.
Sendika ve işçi dinliyor, bekliyor, izliyor.
Karar ve uygulama ne kadar göreceli de olsa aksi durumda işçi de sendika da üzerine düşeni yapar.
Ancak burada birinci sorumlu kesinlikle bu konular daha önce gündeme geldiğinde görevlerini yapmayan kurum yöneticileri.
Eksiktir fazladır ama bugün Rıfat Dağdelen veya Kazım Eroğlu bu kurumun başında olsaydı böyle mi olurdu?


Muhtarlar tepkili!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e ulaşamamaktan yakınan muhtarlar çok dertli.
Aralarında CHP’ye yakın muhtarlar da var.
Bu konuyu daha önce de yazdım.
Ancak Tahsin başkan genel olarak koyduğu mesafeyi muhtarlara da koymuş.
Muhtarlar da haliyle eski ilgiyi ve desteği görmek istiyor.
Mahallelerde de tepki var muhtarlara.
İş yaptıran muhtarlar gitti iş yaptıramaz muhtarlar geldi.
Eskiden bir Ogan vardı!
Muhtarların derdinden o anlardı.
O da olmayınca muhtarlar ile belediye arasındaki bağlar zedelendi.
CHP örgütleri de muhtarları yalnız bırakıyor.
CHP’li belediyelerin cezalandırdığı bazı muhtarlar Özel İdare’de veya İl Genel Meclis Başkanı Nejdet Karaveli’nin yanında alıyor soluğu.

Samet’e mektup var!
Geçtiğimiz günlerde isimsiz bir mektup geldi.
Mektup komşu ilden.
Samet’in hikayelerini anlatıyor.
Eski mevzular ama bitmemiş.
İçinde her şey var.
Samet’in yakın arkadaşlarından da bahsediliyor.
Aynı mektuptan CHP’ye de göndermişler!
Ama onlara ulaştı mı ulaşmadı mı bilmiyoruz!
Biz mektupla ilgilenmiyoruz.
Ama Samet’in başı çok ağrıyacak gibi!

Elinde Kuran dilinde yalan!
Şimdi bazı siyasetçilerin bukelamun gibi dolaşmasını ibretle izliyoruz.
Bunlardan biri var ki söylediklerinden yarısı yalan.
Hayatı bu.
Allah’ın adıyla ayak üstü bu kadar yalan ne bir siyasetçiye, ne bir insana ne de bir sahtekara yakışmıyor.
Ama o ve onun gibi siyasetçiler mutlu.
İşlerine bakıyorlar.
Para varsa gerisi teferruat.
Nasıl olsa bu duruşlarına uygun bir hadis uydururlar!
Bakın çevrenize!