“Coğrafya kaderdir” sözü bu topraklar için söylenmiştir sanki.

Zira zordur bu coğrafyada yaşamak, onunla baş edebilmek.

Kıyı boyunca uzanan dağları delmek de zordur, aşmak da.

Çetin coğrafyaya inat, sabır ve azimle açılan yolları dar ve kıvrımlıdır.

Aynı Zonguldak- Ereğli yolu gibi.

Değirmenağzı Tünelleri mevkiinde toprak kayması sonucu Zonguldak- Ereğli yolu kısa süreliğine kapanınca film şeridi gibi bu yolun hikâyesi geldi-geçti gözümün önünden.

On yıllar öncesine yolculuk ettim.

80’li yılların ortasından itibaren etap etap açılan bugünkü yoldan önceki Zonguldak-Ereğli yolundan söz ediyorum.

Ama ne yol!

1950’li yıllarda inşa edilen yolun uzunluğu 67 kilometreydi.

Şose olarak inşa edilen, bilahare de sathi kaplama yapılan yoldaki seyahat süresi hava ve yol koşullarına göre 3 ile 4 saat arasında değişiyordu.

Benim zamanımda Zonguldak-Ereğli arasında efsane 0302 tipi otobüslerle Üstün Erçelik çalışırdı

Fevkani Köprüsünün Soğuksu ayağından kalkan otobüslerin ilk sınavı Devlet Hastanesi yokuşunda olurdu.

Hastane rampasını tırmanmak karda kışta hiç de kolay değildi.

İncivez’deki eski cezaevinin önünden geçerek Kozlu’ya ulaşılır, biraz soluklandıktan sonra yeniden yola revan olunurdu.

Ilıksu’dan itibaren denizle vedalaşan otobüsümüz dik, dar ve bir o kadar kıvrımlı yollardan geçerek Cemaller, Bayat, Neyren ve Delihakkı köylerine uğrar, buralarda yolcu indirip bindirirdi.


Neyren’de inecekler!

O yıllarda otobüslerde hostes değil, muavin görev yapardı.

Bir muavinin “Neyren’de inecekler!” şeklindeki yüksek sesli uyarısı hala kulaklarımı tırmalıyor.

Yollar kıvrımlıysa mideler de bulantılı olurdu.

Haliyle yolcuların önemli ihtiyaç maddesi de siyah torbaydı.

O kadar ki, bazen muavinler torba yetiştirmekte zorlanırdı.

Böyle 3-4 saati bulan seyahat boyunca mola vermeden olur mu, olmaz tabi.

Terzi köyü yakınlarında Aslan Çeşmesi Dinlenme Tesisleri tek mola yeriydi.

Karayolunu inşa eden müteahhit tarafından annesi Samiye Alemdar adına buraya bir çeşme yaptırılmış, çeşmede su, aslan figürü ağzından aktığı için Aslan Çeşmesi denmiştir.

Otobüsten inen yolcular, çeşmeden akan buz gibi serin suyla serinleyip kana kana içtikten sonra hemen yanında bulunan dinlenme tesisine geçerlerdi.

İlk etapta Kandilli üzerinden Ereğli’ye ulaşan karayolu, bilahare Delihakkı köyü üzerinden hizmet vermeye başladı.

Zonguldak-Ereğli yolu o kadar kıvrımlıydı ki “otobüsün arkası virajdan çıkmadan önü viraja giriyor” denirdi.

Yollar uzadıkça uzuyor, seyahat etmek keyiften öteye çileye dönüşüyordu.  

Neyse ki Zonguldak-Ereğli arasında hizmet veren 46 km.lik yeni yolla birlikte meşakkatli yolculuklar da son buldu.

Bugün Aslan Çeşmesi’nin aslanından ve dinlenme tesisinden eser kalmasa da eski yolda yaşanan hatıralar hafızalarda ilk günkü tazeliğini koruyor.

KAYNAKÇA

1-Yeni İstanbul gazetesi(7 Mayıs 1950)

2-Eski Kdz Ereğli Nostalji Sevenler

3-Zonguldak Nostalji