Uzun bir aradan sonra rotamız yine Filyos’a…

Bir asra yakın ayakta kalma mücadelesi veren gizemli yapıya.

Filyos iskelesine.

…………………………………………

Malum yaz ortaları…

Hava sıcaklığı her geçen gün yükseliyor.

Sıcaklığın yakıcı etkisinden korunmak, serinlemek için gidilebilen yerlerden bir tanesi de Karadeniz’in gözde sahil beldesi Filyos.

Beldenin güzelliğini katmerleştiren denizin içine doğru süzülmüş bir yapı var ki fotoğraf tutkunları ve yüzme severleri kendine cezbediyor.

Güne veda edildiği akşamın kızıllığında göz kamaştıran en güzel gün batımlarının buradan izleniyor

Beton ayaklar üzerine tutmaya çalışan yüksek platformu, yediden yetmişe tüm yüzme severlerin denize atlayışlarında tramplen vazifesi görüyor.

Müdavimlerinin yoğun ilgisi nedeniyle bugünlerde keyfine diyecek yok!

Şimdi gelelim bu gizemli iskelenin asırlık hikâyesine.

Onun hikâyesi Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanıyor.

Bilindiği üzere Cumhuriyet’in kuruluşa müteakip Büyük Önderimiz Atatürk tarafından demiryolu seferberliği başlatılmıştı.

Ankara-Zonguldak-Ereğli arasında demiryolu kapsamında da Irmak(Kırıkkale)-Filyos hattının yapımına karar verildi.

Hattın inşası 1927 yılı Şubat ayında İsveç-Danimarka grubu NOHAB’a verildi.

Öncelikle Filyos’tan başlayacak hattın inşasında kullanılacak malzemelerin deniz yoluyla getirilebilmesi bugünkü istasyona en yakın yerinde asırlık iskele kuruldu.

Yüklenici NOHAB kayıtlarına göre; iskele 123 metre uzunluğunda ve 6.9 metre genişliğinde ahşap yapı olarak inşa edilmişti. İki adet mekanik vincin üzerinde bulunduğu iskele, 1 Şubat 1929‘da meydana gelen fırtına sırasında 56 metresi tahrip olmuş.  Kalan 67 metrelik kısmı ihtiyaçlara cevap verdiği için tahrip olmuş kısmın yeniden yapılmasına gerek duyulmamış.

1940 yılı Demiryolu kaydında ise 1939 yılında ise ahşap iskelesinin tulânî kirişleri ile döşemesinin tebdil edildiği bilgisine yer verilmiş.

Ulusal basında detaylarıyla paylaştığımız Filyos’taki ilk iskeleye dair bilgiler kısaca böyle.

Medeniyetin ilk kapısı

Muhtelif malzemelerin yanı sıra lokomotif ve vagonlar da gemilerle getirilip, iskeleden Filyos’a çıkarıldı.

Çeşitli bina ve tesislerin yanı sıra lokomotif ve vagonların bakım-onarımları için Filyos’a bir de atölye(depo)yapıldı.

Filyos’tan Çaycuma-Karabük yönüne doğru ilerleyen demiryolu hattı kesim kesim hizmete açılırken iskelenin önemi daha da arttı.

Gemilerle yolcu ve yük taşımacılığının yapıldığı iskele Filyos’a canlılık kazandırdı.  Ticaret gelişti. 1930 yılında Filyos köyden nahiye statüsüne yükseldi.

Atatürk’ün “Demiryolları bir ülkeyi medeniyet ve refah nurlarıyla aydınlatan kutsal bir meş’aledir.” vecizesinde ifade ettiği gibi demiryolu demek, medeniyet ve refah demekti. Filyos iskelesi de refah ve medeniyete açılan ilk kapıydı.

Efsunlu güzel

Karadeniz’in azgın dalgalarına meydan okuyarak günümüze kadar ayakta kalmaya başaran Filyos iskelesi, şimdilerde yüzücülerin en güzel atlayışlarına ev sahipliği yapıyor.  

Deniz, kum ve güneşin dekorlarını tamamlayan efsunlu güzelliğiyle de fotoğraf tutkunlarının kadrajına giriyor.

Kıymetli okuyucularımız,

Ereğli’den Amasra’ya, Cide ve Azdavay’a kadar uzanan Havza-i Fahmiye coğrafyasında müstesna bir yere sahip Filyos’un ilk iskelesini araştırıp yazmak uzun süredir içimde ukde kalmıştı.

Filyos ve bölgemiz tarihi için çok önemli gördüğüm bu gizemli konuyu da açıklığa kavuşturup, İHA vasıtasıyla yerel ve ulusal basınla paylaşmış olmanın gönül huzuru içindeyim.