CHP’li seçmen hakkını aramalı!
Her kurum, her belediye elbette kendilerine yakın isimler arasından bir tercihe zorlanıyor.
Bu bir yere kadar kabul edilebilir.
Ancak iş artık iyice arsızlığa yüzsüzlüğe döndü.
Belediyeler elbette istediğini tercih edebilir.
İyiler arasından en iyisini seçerek yaparsanız yine sorun yok.
Özellikle Zonguldak Belediyesi bu işin en çok tartışıldığı yer.
Akraba, amigo, meclis üyesinin yakınları derken CHP’ye gönül vermiş, seçimlerde destek olmuş ve söz almış tüm partililerin ve vatandaşların kapıya gidip hakkını araması gerekir.
Alınanların yarısı çöp.
Herkesin iş hakkı var.
Bir de bazı isimlerin çocuklarının ve birinci derece akrabalarının farklı CHP’li belediyelere dağıtılmış olması da manidar.
Kozlu’dan Zonguldak’a, Zonguldak’tan Kozlu’ya.
Kızını bir belediyeye oğlunu diğer belediyeye, yeğenini diğer belediyeye.
Mesela Zonguldak Belediyesi farklı mesleklerden gerçekten çok üretken çalışkan ve yaratıcı isimler işe almak istiyorsa bizim de başka isimlerin de önereceği gerçek işsizler var.
Geçmiş belediye başkanları da yapıyordu bunları ama bu kadar pişkinlik, rahatlık ve umursamazlık görmemişti memleket.
Zonguldak Belediyesi seçimlerinde CHP’ye oy vermiş tüm vatandaşlarımızın çocukları, yeğenleri ve diğer akrabalarını işe alınması için başvuru yapıp haklarını aramaya davet ediyoruz.
Fuzuli – Muzuli!
Fuzuli ne güzel söylemiş;
“Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil”
Yıllardan beri bu şehrin geleceği, Zonguldaklıların geleceği, daha yaşanabilir bir şehir olma adına, ulaşımdan turizme, ekonomiden yerel kalkınma modellerine öneriler sunuyoruz.
Eskiden siyasetçiler, bürokratlar yapamasa da daha fazla dikkate alır, almaya çalışır saygı duyardı.
İyi ve uygulanabilir fikirlerden yararlanmaya çalışırdı.
Şimdilerde tam tersi.
Yazılan her öneriye, her eleştiriye duvar örmüş durumdalar.
Şehrin yararına zaman zaman öneriler getirmeye çalışıyoruz.
Bazen dikkate alınmayacağını bile bile yazıyoruz.
Toplumun ve siyasetin farklı kesimleri ile zaman zaman yaptığımız sohbetlerde görüyoruz ki yazdıklarımız doğru.
Ama basından başka konuşan da yok.
Şehrin sahibi yok derken de bazen siyasetçilere haksızlık ediyoruz.
Sen – ben bu kadar duyarsız, bu kadar korkak ve kentin sahibi değil sakini gibi davrandığımız sürece ne olmasını bekliyorsunuz?
Doktorlar sokağı!
Şehirde bazı lokal çalışmalar yaparsınız.
Orasını güzelleştiren, yaşam sevinci kazandıran, insanları sosyalleştiren.
Böyle çok örnek var.
Gelelim Zonguldak’a
Secaattin Gonca’nın belediye başkanlığı döneminde gündeme gelmişti Doktorlar Sokağı veya Nizam Caddesi’nin araç trafiğine kapatılıp tam anlamıyla yayalaştırma ve sosyalleştirme çalışması yapılacaktı.
Her gelen belediye başkanı kaldırım döşedi, boru döşedi, lamba döşedi ama o cadde bir türlü hak ettiği yeri edinemedi.
Gonca haklı olarak Cadde üzerindeki tabela çöplüğünü temizlemişti.
Devamı gelmedi.
Oysa ki çok basit.
Caddeyi güzelleştireceksin.
Caddeyi trafiğe kapatıp mekancılara kaldırımları kullanma zorunluluğu getireceksin.
Cadde boyunca tüm esnafı teşvik edeceksin.
Yüreklendireceksin.
Cadde boyunca Salı sözlü mekanların da olması için destek olacaksın.
Sosyal buluşma etkinlikleri yapacaksın.
Bak o zaman nasıl oluyor o cadde.
Çok mu zor?
Hiç de değil.
Yine boşa konuşuyoruz da neyse işte idare edin artık!
Fırıncı’nın günahı ne?
Ne zaman memlekette ekmek zammı gündeme gelse hep bir ağızdan tepki gösteriyoruz.
Diğer zamlardan hiç birine göstermediğimiz zamlar karşısında sıra ekmek zammına gelince isyan ediyoruz.
Fırıncılar 240 gram ekmeğin fiyatının 15 liradan 20 liraya çıkmasında karar aldı.
Ama o karar uygulanamıyor.
Fırıncılar da kendi aralarında rekabet nedeniyle farklı fiyat uygulamalarına gidince kriz çözülemedi.
Kamuoyu da haliyle fırıncıya yükleniyor.
Halk Ekmek fiyatı karşılaştırılıyor.
Halk sonuna kadar haklı.
Ama fırıncı ne yapsın.
Son olarak yakıt, işçi, un ve diğer maliyetlerdeki artış bu kadar yükselirken fırıncıya; “Sen zam yapma. Ekmeğe zam yaparsan halk tepki gösteriyor” demek ne kadar doğru.
Adamın biri kiraya yüzde 50 zam yapmış dönüp fırıncının ekmek zammını eleştiriyor!
Valla hepimizde biraz sahtelik var!
Çorba terapisi!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in gelecek seçimde çok oy kaybedeceğini falan düşünmeyin.
İşçi alımı, yol ve diğer bazı konularda yaşanan tartışmalar Tahsin başkana desteği azaltsa da çorba terapisi, kent lokantası gibi sosyal belediyecilik stratejileri ciddi anlamda destek bulmasını sağlıyor.
Bunun yanında sosyal algı da Tahsin Erdem’den yana çalışıyor.
Dolayısı ile iktidar ile aynı tekniği uygulayan Tahsin Erdem’in oylarında öyle beklendiği gibi sert düşüşler yok.
Genel politik algı ve ekonomi politikası da Tahsin Erdem’e artı yazmaya devam ediyor.
Sabah çorbası işini şehrin farklı noktalarına yayar akşamları da salep – kahve olarak devam ederse kolay kolay seçim kaybetmez!
Saat 19.00’dan sonra kutu bira isteyenler de taleplerinin yerine gelmesini istiyor.
İşte o zaman ilk seçimde kesin vekil olur!