Çiftliğimizi kurarken
Sanki dernek kurarcasına tüzüğünü yazdım değerli ortağım eşimle.
En az 20 hedefimiz vardı. En büyük hedef temiz gıda,
Temiz gıdaya ulaşma yolları,
Tabiki benim mesleğime de hizmet etmeli,
Bizim ve ziyaretçilerimiz için bir eğitim ortamı olmalı,
Bizi beş duyumuzla çocukluğumuza götürmeli
Her türlü bizi doyurmalı idi.
***
Burada bir kahvaltı salonu ya da restaurant olmalı mıydı?
‘’Bunu ziyaretçilerimiz belirlemeliydi’’
Eski sahibinden kalma
Mesire alanları mevcuttu.
Büyük beton masalar
Büyük mangal
Küçük bir mutfak tezgahı ve dolapları vardı.
Ve eski ahırlar.
Belirlediğimiz bütçemizi aşmıştı bu yer.
Biraz beklemeli karar vermeli,
Havayı koklamalı,
Ziyaretçilerimizi gözlemlemeliydik.
Mutfağı küçük elden geçirdik
Birkaç ihtiyaç yerleştirdik dolaplara,
Her hafta sonu birçok mesai sonrası kaçış yerimiz oldu başlangıçta.
14 yıldır gözlemliyoruz;
Yakın ailemizi,
Büyük ailemizi,
Arkadaşlarımızı,
Üst makamı,
Öğrencileri,
Komşularımızı,
Çalışanlarımızı,
Bu gözlemlerden küçük notları yazmak istedim bu hafta;
***
Alınan Notlar;
1. Yüzde 60‘ı:
- "Çocukluğumuza gittik"
diyor ve derin derin içine çekiyor.
Yüzde 40:
Bu kokudan rahatsız oluyor.
Halbuki burnumuz 3 dakikadan sonra kokuya alışıyor uyarı almıyor.
***
Ziyaretçilerimizden KBB doktoru
İrfan Papila,
Arabasından iner inmez;
⁃ "Çok kokuyor be Aliciğim" demişti
Yanında TÜBİTAK ödüllü gübreden gaz üreten projesi bulunan icatçı mühendis kardeşi de;
-"Para kokuyor Aliciğim para" demişti.
Koku, en büyük ziyaretçi gözlem
ölçeği olmuştu bizim için;
Büyüğünden küçüğüne;
Ziyaretçilerimizi
arabadan ilk inip havayı soluduklarında
• içine derin çekenler
• Burnunu tutanlar
Olarak
Gözlemlemeye başladık.
Bazen direk soruyorduk.
Bazen de kendileri ifade ediyordu;
En son gelen Mustafa Başkana;
-"Kokudan rahatsız oldunuz mu?" dedim.
O da bir anısını anlattı.
-"Çocuktum, annem komşudan
Gübre almaya yolladı.
Bir çuval gübreyi attım sırtıma getiriyorum eve.
Yolda yağmur başladı.
Gübre çuvalı sırtımda bir güzel ıslandım.
Ben bu koku ile banyo yaptım hocam.
Şuan çocukluğumda dolaşıyorum."
-"Ne kadar şanlısınız" dedim.
-Kızım mimarlık okudu
Sürdürülebilirlik ve restorasyon dersinde uygulamalı kerpiç ev yapmak için Yozgat'a gidiyorlar.
Briket kalıplarına saman ve yaş gübreden leğende harç yapıp dolduruyorlarmış.
Kıvam tutturmak içinde ineği takip ediyor yapar yapmaz boku topluyorlar ve leğende karmaya devam ediyorlarmış.
Arkadaşı demiş ki;
-"Annem beni böyle görse okulu dava eder."
Bizimki de
-"Annem beni böyle görse sıyırır kollarını yoğurmaya başlar
elli tane soru sorar."
Kızım arkadaşından şanslı büyümüştü evet.
Diğer çocuklarda şanslı büyümelilerdi.
Buraya her yaştan çocuklar gelmeliydi.
***
2.Çok büyük bir kesim
-"Benimde en büyük emekllik hayalim" diyor.
Bense onlara;
-Ya eşiniz?
-"Eşim hayvandan korkar kokudan rahatsız olur" diyorlar.
-Hiç tavsiye etmem,
Zaman içinde tercih etmek zorunda kalırsınız. Bu işe tek başınıza giremezsiniz. Ailecek girmelisiniz.
Artı hala uğraşıyoruz.
"Emekliliğinize şimdiden yatırım yapmalısınız" diyoruz.
***
3-Burada yaptığımız işleri anlatıyoruz ziyaretçilerimize veya sosyal medyaya.
Çalışmışta anlatıyoruz zannediliyor.
Halbuki biz yaşadığımız bildiğimiz şeyleri anlatıyoruz.
Bir dönem valimizi gezdiriyorum.
Sağım besleme ritüelini anlatıyorum.
-"Hocam bunların hepsine nasıl vakıf oldunuz, bizzat içindesiniz işinizin gördüğüm kadarıyla."
-"Evet sayım valim"
-"15 gün sağıma girdim sabah akşam işi iyice öğrendiğinizde oluşabilecek sorunları anlayabiliyor, çözüm de oluşturabiliyorum."
Anlattığımız her şeyi yapıyor, yaşıyor ve anlatıyoruz.
Eşim yem tedariği makina ekipmanlara hakimken
Ben sürü yönetimi
Eleman yönetimi
Sağım ve ürün yönetimindeyiz.
Eşim görevini oğlumuza öğretirken
Bende kızımıza öğretiyor.
Hatta sütün işlenmesinde
Uzman hocamız
Nurper Özcan'ı misafir edip ders aldırıyoruz kızıma.
Bu işin sürdürülebilirliğine
Yatırım yapıyoruz.
***
4.Kahramanmaraş okul salgınından beri slagonum olan
‘’Eğitim şart! Öğretim isteğe bağlı’’ düşünceme,
Hizmet ediyor, okul ziyaretine gelen minnakları hiç üşenmeden yorulmadan gübreye sokuyor, samanlarla dans ettiriyor, yağmur hasadını.
Ekim, dikimi, permakültürü anlatıyorum.
Unutamayacakları bir 3 saat geçiriyoruz minnaklarla.
Servisten indiklerinde burunlarını tutan çocuklar giderken ağlıyorlar;
-"Az kaldık ama diyerek…
Yarısının ayran sevmediği sınıfın hepsi ayranı seve seve içiyorlar.
-Özellikle birazda ekşi yapıyorum, gerçek ayranı onlara tanıtıyorum.
Yarışmalar ,ödüller, ikramlarla geçen beş duyu ile
anılar kayıt ediyoruz küçücük dünyalarına.
***
5.Basın en değerli ziyaretçilerimizdi.
Yerel basın ve ulusal basın;
Her şey bir yana
Atilla Öksüz’ün şu ifadesi isyan zamanlarımda iç sesim oldu:
-"Hocam emekli oldunuz.
Sizin emsalleriniz yazlıklarında
Eğlenip dinlenirken neden böyle bir tercih!
Neden hocam?"
Yoruldukça çıkmaza girdikce Atilla’ya hak veriyorum,
Amacıma ulaştığımda hele çocuklarla birlikte olduğumuzda
Özellikle kızıma bir deneyim yaşattığımda
-Yürü be Hocam seni kim tutar diyorum, Atilla’nın sesi ile
***
6.Özellikle genç yatırımcılarımızı asla geri çevirmiyoruz.
Gezdiriyoruz, hayvan alımında yardımcı oluyor, çiftlik projesini anlatıyoruz,…
Beş yıl önce genç bir çift ziyaret etti bizi.
Çaycuma’nın Aşağı İhsaniye Köyünde hayvancılığa başlamak istiyorlardı.
Bolca sorularına cevap verdik.
Çiftliği gezdirdik,
Hikayemizi anlattık,
Kadın çocuk psikoloğu üstüne medya okumuş,
Eşi ise spor eğitmeni.
Tersine göç,
Köylerine dönmüş hayvancılık yapmak istiyorlardı.
Bizim çiftliği inceleyip
Küçük bir minyatürünü yaptılar,
1-2 hayvanla başlayan hikayeleri bugün 25-30 başa çıkardılar.
Kendilerini çok geliştirdiler.
Bu işin akademik olarak tüm detayını öğrendiler.
Başarı hikayelerini sosyal medyaları ile taçlandırdılar.
Bizim sosyal medyamızı da yönetiyor.
Biz bir aileyiz artık!
Kimden mi bahsediyorum?
Tabi ki Neşe Çiftliğinden
Necip kardeşimizin Ne’si
Şeydanur'un Şe’si
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevitine.
***
Anılar notlar zaman zaman
Ziyaretçilerimize dair,
Arkası yarın.