Bu hafta 7-11 Nisan tarihlerinde hazırlanan
tarım ve hayvancılık fuarını ziyaret etmek için
Konya’ya gittik.
Konya,
ilk mahalle bakkalımızın kapısında yazan
‘’Ne olursan ol yine gel’’ deyişiyle tanıştığım,
Mevlana’ya olan düşkünlüğümden
her fırsatta görmek istediğim,
hatta bulunmak için bahaneler ürettiğim bir şehir.
Ahh rahmetli Sebahi Amca & Sebahi Bakkal,
ne anılarımız var.
Bilemezsin ki
camına yazdığın bu cümle
kimlere ne vesile oldu.
***
Elif Şafak’ın ‘’Aşk’’ romanı beni daha da bağlamıştı
Konya’ya,
Mevlana’ya, ruhani eğitimlere.
Eş zamanlı grup arkadaşlarımıza okutmuş,
okumayanlara da yol boyu anlatmış,
Şeb-i Arus (Vuslat Yıldönümü Anma Törenleri)’na
katılmış,
çocukluğumuzun Ahmet Özhan’ını izlemiştik.
Ziyaret sonrası da Mesnevi’ye merak sarmış,
2 cilt Mesnevi kitaplarını almış,
yarı anlar, yarı anlamaz okumuş durmuştum.
Kütüphanemde en baş köşeye koymuştum.
***
Konya hep kadrajımdaydı.
Tarımı ile, hayvancılığı ile,
kocaman düz ovası ile,
bu ovalarda yapılan profesyonel üretim AR-GE’leriyle,
***
Planlar yapılmış.
O gün fırına erken gelip,
nokul pişirtilmiş,
sıcak sıcak tepsilerle bagaja konmuştu.
Dostlarımıza götürmek üzere.
Sabah 6.30’da Konya rotası çizilmişti.
Yaklaşık 5 saat sonra Konya fuarındaydık.
Ziyaretlerimizi yaptık.
Nokul, Samsunlu hemşerilerimle beni buluşturmuştu.
Akşam şöyle bir Konya merkezi gezdikten sonra
bitkin bir şekilde
odamıza yerleştik.
Girerken de bize yardımcı olan komiye;
-yakınlarda güzel bir yer nerede yemek yiyebiliriz?
diye sorduk.
Komi bize birkaç soru sordu,
nasıl bir yer aradığımızı öğrendi;
-Gazyağcı Furun Kebapçısı, dedi.
Biz şöyle bir adına takılıp burun kıvırdık.
Mekân Konya’nın meşhur caddesi Meram’daydı
ve bize çok yakındı.
Bizse çok yorgun ve açtık.
Çantalarımızı odaya atıp hemen çıktık.
Genelde yol boyu sosyal medyadan mekânı incelerim.
Haritaya bakmaktan böyle bir fırsatım da olmadı.
Kapısına geldiğimde ben resmen büyülendim.
Menüsünü hiç de merak etmiyordum artık.
Bahçesi beni benden almış götürmüştü.
En az 50 tane süs eriği olan bahçe,
sanki Japonya’da sakura mevsimindeydik.
Tertemiz bir mekân,
güler yüzlü bir karşılama,
inanılmaz bir menü,
tüm Konya mutfağının yanında kebap çeşitleri
ve mezeler….
Büyülenmiştik resmen.
Sipariş sonrası sosyal medyasını incelemeye başladım.
Gazyağcı Furun Kebapçısı 1891
135. yılları.
Allahım, bir kez daha bağlandım bu şehre.
Yurt dışında Akdeniz sahillerinde gördüğümüz
100 yıllık, 150 yıllık gümüş çatal bıçaklarıyla
beyaz kumaş peçelerle servis yapan o mekânlara
hep imrenmişimdir.
Firmamızda en büyük hayalimizdir,
uzun yıllar, nesiller boyu var olmak…
Nefis bir yemek, inanılmaz hizmet sonrası
otelimize döndük.
Hâlâ gözümün önünde süs erikleri,
hatta ara sıra açıp fotoğraflarıma bakıyorum.
Böyle mekânlara her ilin ihtiyacı var.
Dönüş yolunda Konya Belediyesi’nin park bahçelerinde de çokça
gördük süs eriklerini.
Hâlbuki dün de geçmiştik bu yollardan,
bu kadar ilgimizi çekmemişti.
Sonra şöyle bir not yazdım Konya’ya dair:
‘’Her türlü miraslarının farkındalar ve güzel güncelliyorlar.’’
Ülkem adına ‘’Teşekkürler Konya’’
***
Gelelim kendi şehrimiz Zonguldak’a.
Konya’da sabah biraz dinlenip,
kahvaltı sonrası Ankara’da planladığımız
tedarikçilerimize doğru yola çıktık.
İşlerimizi hallettik.
Akşam 19 civarlarında
ikinci makastan doğru Kapuz Tünelleri’nden eve vardık.
Oturduk ev halkı ile hasbihal ettik.
İnanılmaz güzel bir şehir Zonguldak.
Neden bu kadar geç kalıyor turizmde,
neden!
Son 10 yıl farkında…
çok zaman kaybettik çoook.
Daha hızlanmalıyız.
***
Herkes bu şehir ve turizm için taşın altına elini koymalı,
siyaset dışından, birlik beraberlikle, hep birlikte ortak kararlar almalı,
birlikte hareket etmeliyiz.
Biri daha önce yaptığı yanlışı düşünerek
bugün yaptığı güzel bir şeyi övmekten, onore etmekten vazgeçmemeli.
Zonguldak’ın her güce, her dinamiğe ihtiyacı var geldiği noktada.
İmece Derneğimizde de bu sesler yükseliyor zaman zaman.
Şehrimizi tanımıyoruz herhâlde diyoruz.
Ya da içeriden nelere sahip olduğumuzu fark etmiyoruz.
Biraz bu şehre dışarıdan bakılmalı,
şehir körlüğümüzü yok etmeliyiz!
Harekete geçiyor,
ve bunun projelerini hazırlıyoruz.
‘’Kendi şehrimde turist olmak’’
Birçok geziler düzenledik bu niyetle.
Bu projenin ikinci ayağını da
şöyle geliştirdik;
başka şehirlere de haber yollamalıyız bu şehirden.
Üniversite, belediye ve TTK ile imece yapıp,
sınavlarının arasında her ilden farklı öğrencilere gezdiriyoruz bu şehri.
Ekrem Murat zaman diliminde,
İmece Yönetimiyle,
Ayfırın & Çiftçiali atıştırmalıklarıyla.
Bir sonraki gezimiz
annelere olmalı, hemen şimdi aklıma geliveren.
İmkânı olmayan annelerimizi
Anneler Günü’nde kendi şehirlerinde turist etmeye…