Kozlu mu Kongo mu!
Zonguldak’ta son dönemde büyük büyük kamu binaları yapmak farz oldu.
Ülkede ekonominin, emeklinin, asgari ücretlinin, esnafın durumu ortada.
Ama Zonguldak’ta olduğu gibi Türkiye’nin her tarafından israfta sınırları zorlamaya devam ediyoruz.
Çok küçük bir örnek.
Örneğin 69 Ambarları bölgesinde veya başka noktalarda kamu binalarına gidiyorsunuz.
Her odada bir çalışan.
Odaların çoğu boş olan binalar var.
Bir de artık her kurumda internet hizmeti nedeniyle kamu binalarına gelenler azaldı.
Daha da azalacak.
Ama devasa koridorlar, odalar ve lüks mobilyalar.
Peki!
Bir de Kozlu Polikliniği ve Aile Sağlığı Merkezi’ne gelelim.
Sanki Kozlu değil Kongo Cumhuriyeti’ndeyiz.
Allah aşkına olacak iş mi?
Hani insanların çektikleri o rezillikleri normal karşılıyorsanız biz de susalım daha yazı falan da yazmayalım!
Bu kadar gereksiz kamu binası çılgınlığına soyunan Zonguldak, Kozlu halkına yakışan bir poliklinik binası yaptıramadıysa bize yazıklar olsun!

Bakan Bey’i ikna edememişler!
Bu şehre pek çok ihanet yapıldı bugüne kadar.
Ve çoğu ihanete sessiz kalındı.
Zonguldak sahilinde BEÜN’ün genişleme sahası içindeki 3 bin kişilik yurt inşaatını gördükçe kahrediyorum.
Üniversite bir şehrin markasıdır.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nin girişi İncivez’den.
Çevresi rezil.
Sahil yolu üzerinde yurt inşaatının devam ettiği yer aslında üniversitenin zorunlu genişleme alanı olmalıydı.
Çok yazdık.
Bizzat iktidar siyasetçilerine söyledik.
Şehrin vitrinine yakışan bir rektörlük binası ve ilave fakülte binaları yapılmalıydı o yurt binasının yapıldığı alana.
Bunlar marka çalışmasıdır.
Ve siz bu marka çalışmasını doğru yaparsanız şehrin ve üniversitenin rekabet edebilme gücüne güç katarsınız.
Ama anlatamıyoruz.
Efendim neymiş bakan beyi ikna edememişler.
Üç sayın vekil ve il başkanımız sayın bakana gidip bu işi dosdoğru anlatıp; “Buraya istemiyoruz” deseler yurt başka bir noktaya kayardı.
Kaldı ki yanında zaten yurt var.
Kaldı ki mevut yurtların doluluk oranları da hızla düşüyor.
Kaldı ki yurt için takas olarak önerilen alan da uzak değil.
Şu olayı Karabük’te yaptıramazsınız.
Bartın’da yaptıramazsınız.
Yazıyoruz ama boşa yazıyoruz.
Şehrin her köşesi böyle örneklerle dolu.
Şimdi diyeceksiniz ki;
“Bu saatten sonra ne değişecek?”
Doğru.
Bu yanlışı gören çok da durdurmak ve düzeltmek için kılını kıpırdatan siyasetçi ve bürokrat yok!
Biz yine de tarihe not düşelim!


Pozitif güç!
Dün dost meclisinde menüde yine Zonguldak vardı.
Çoğumuz böylesine güzel, böylesine derinliği olan, böylesine mahzun, böylesine emek ve alın teri ile yoğrulan ve her alanda büyük avantajlara sahip şehrimizin neden bu kadar kötü yönetildiğine vurgu yapıyoruz.
Rahatsız oluyoruz.
Bu şehrin her köşesinde çok değerli insanlar var.
Her alanda özel insanları var.
Onları da öldürüyoruz ne yazık ki şehri öldürdüğümüz gibi.
Ama arada biri çıkıyor ve son zamanlarda okullarla ilgili yaşanan üzücü olayların ardından ilaç gibi geliyor.
İyilik ve güzellik Zonguldak’tan bütün ülkeyi sarıveriyor.
Hem de Barış Manço deyişiyle.
“90'lar Konseri"nde öğrencileriyle birlikte sahneye çıkan ve sesi usta sanatçı Barış Manço'ya benzetilerek sosyal medyada viral olan Kozlu Ortaokulu Müdürü İbrahim Uğur Metin’den bahsediyoruz.
İbrahim öğretmenimiz Türkiye’nin sanat camiasının ve medyanın bir numaralı gündemi oluverdi.
Kendisini, öğrencilerimizi tebrik ediyoruz.
Ama bir özel teşekkürümüz de o güzel geceyi organize eden, müdürümüzü ikna edip çocuklarla böylesi güzel bir konserin mimarı olan müzik öğretmenimize.
Ve inanın Zonguldak’ın her köşesinde böylesine muhteşem güzellikler var.

Teşekkürler Tahsin Erdem
Eskiden Zonguldak’ta kitap fuarları ve yazar buluşmaları olurdu.
Dijital medyanın ve sosyal medyanın olmadığı yıllardı.
Onların başka bir tadı başka bir çekim kuvveti olurdu.
Uzun yıllar sonra aynı heyecanı bugünlerde yeniden yaşıyoruz.
Zonguldak Belediyesi tarafından 8-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek kitap fuarı için her şey hazır.
Pek çok ünlü yazar geliyor.
O hazırlık yapılan standalar arasında dolaştık.
Sahile bahar gelmiş.
Organizasyonu şu yapmış bu yapmış pek önemli değil.
Organizasyonun perde arkasında falanca nasiplenmiş, falanca şu kadar kazanacakmış – komisyon alacakmış o da önemli değil.
Sonuç itibariyle şehrin sahiline inci taneleri gibi dizilen kitapçıların şehre kattığı hava çok özlediğimiz bir festival buluşması.
O nedenle Tahsin Erdem başkana teşekkür ediyoruz.
Her ne kadar böylesi organizasyonlarda basın yok sayılsa da o da önemli değil.
Bu arada bir teşekkür de elbette bu sahilin düzenlenmesinde emeği olan insanlara.
Dönemin Belediye Başkanı Selim Alan başta olmak üzere.
Festival hazırlıkları öncesinde ortalıkta duran geniş zeminli platformlar kaldırıldı.
Zaten çok kullanışlı değildi.
Çok yer işgal ediyordu.
Kitap fuarı sonrası bu projeye daha çok yakışan ve daha çok insanın daha rahat kullanabileceği oturma alanlarının yapılması da şart.
Bunu da Tahsin başkana hatırlatalım.

Zonguldak Belediyesi’ne 2 bin kişi alalım!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem ileride belediyeye çok ciddi mali yükler getireceği bilindiği çer- çöp demeden belediyeyi dolduruyor.
Alabilir.
İstihdam konusunda İŞKUR’la yarışıyor.
Yarışabilir.
Toplamda kaç kişi aldı?
Galiba 400’ü buldu.
Bence madem bu yola baş koydu daha fazla almalı.
Nihayetinde ülkede işsizlik var.
Zonguldak’ın gençleri göç etmek zorunda kalıyor.
Ülkenin her tarafında israf var.
Almışken tam olsun bence Zonguldak Belediyesi’ne daha fazla işçi almalı.
Zaten belediyenin esnaflık girişimleri de güzel sonuçlar veriyor!
Dolayısı ile daha faz personel lazım.
Tahsin başkan hem iş alımları hem de sosyal belediyecilik alanında yaptığı atılımlarla derin izler bırakacak.
Bu çabalar kendisine milletvekilliği yolunu da açar, yeniden seçilmenin de.
Ben işçi alımları konusunda kesinlikle daha fazla işçinin alınmasına sıcak bakıyorum artık.
Bin.
İki bin.
Üç bin.
Daha fazlası yakışır Tahsin başkana.
Bu arada bizim Ünal da işe girmiş.
En çok da ona sevindim.

Günün sözü!
İyi olmak yetmez kötü den de uzak durmak lazım!