Kemal ağabey!
Bir ölüm bir ayrılık geride çok şey bırakır.
Kemal Mert abi ölçer biçer tartar sözünü öyle söylerdi.
Rahmetli Kemal Sönmez ve Ali Bahadır’ın en hızlı dönemlerinden bu güne ne yaşandı ne yaşanmadı hepsini hafızasında tutar ama gerek olmadıkça söylemezdi.
Zonguldak’ta kimin ciğeri beş para etmez kimin arkasında secde edilmez, kimin cebinde akrep var, kim var yemez, kim, kim, kim!
Bu kimlerin ardı arkası kesilmezdi söz konusu Kemal Abi olduğunda.
Bilir ama konuşmaz, bazen sadece fıslar, bazen kontrol eder, bazen uyarır.
Aktif gazeteciliğe devam etse çoğumuzu cebinden çıkarır bozuk para gibi harardı.
Uzun yıllar önce Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası’nda danışman olarak çalıştı.
Bazen joker isim, bazen denge mühendisi, bazen yol gösterici oldu.
Bizlerin de üzerinde ciddi emekleri vardı.
Çoğu zaman beğenmez, her zaman fikri sorulsun isterdi.
En çok kahrını çeken iki isim varsa biri sevgili eşi Ayşe abla diğeri de uzun yıllar birlikte çalıştığı eski TSO Başkanı Salih Demir’di.
Bence aktif gazetecilik köşe yazarlığı yapmalıydı son yıllarında.
Birikimlerini, analizlerini paylaşmalıydı.
Ama kime ne anlatsın!
Bu yaştan sonra düşman kazanmanın ne anlamı vardı!
Kemal Mert denilince en çok akıllara gelen isimler dönem arkadaşları Cevdet Akgün, Mustafa Hoş, Necmettin Kurucu, Fikri Cinokur, Adnan Küçükvar ve merhum Muzaffer Akgün olur sanırım.
Pek çoğumuzda emeği, ağabey dokunuşu vardır.
‘Yarım bölü çeyrek’ tebessümü eşliğinde; “Lan oğlum sizin bilmediğiniz bir şey. Bana sor…” diyerek başlayan ve isyanla tamamlanan sözleri ile hatırlayacağız.
Basın camiasından yıldızlar bir bir kayıyor.
Ne mutlu ki geride güzel bir evlat bıraktı.
Okuttu, yetiştirdi ve hayata kazandırdı.
En büyük dertlerinden biriydi.
Mekanın cennet olsun Kemal Abi.
Sen gitsen de galiba her TSO’ya girdiğimizde bir köşeden karşımıza çıkacak, Gazipaşa Caddesi’ne her indiğimizde yanımızdan geçeceksin gibi yaşayacağız.

Mustafa amca!
Prof. Dr. Bekir Hakan Bakkaloğlu hocamızın sevgili babası Mustafa Bakkaloğlu’nun cenazesi için Safranbolu Bulak Köyündeydik.
2007’nin aynı Mayıs’ında aynı günündeydik sanki.
Hayatını insan yaşamına adamış, kim olduğuna bakmaksızın gecesini gündüzünü insanlara şifa dağıtabilmek için harcamış, insanlara umut olmuş, çocuklarından çaldığı zamanı insana, insanlığa ve şehre faydalı olmak için harcamış güzel kalpli bir hekimin babası için ne kadar çaresiz kaldığına tanık olduk bu süreçte.
Doktor da olsa, Prof. da olsa babalar sağ iken çocuklar hiç büyümezdi zaten.
Doksan yaşına da gelse babalar; ‘kocaman adam olmuş’ evlatlar beş altı yaşlarında bir çocuk gibi sevilir ve korunur gizliden gizliye.
Nasihatler da o yüzden bitmez işte.
Hala onlar için yürekleri titrer, hala onlar için kaygılanırlar.
Ama gün gelir susar zaman.
Atılan her kürek toprakta bereketli hüzünler açar.
En çok da babası ölünce büyür insan.
Herkesin uğurlanmak isteyeceği bir cennet bahçesine uğurlandı Mustafa amca yemyeşil dallar arasında.
Hakan hocanın o vakur duruşuna şahitlik etti dualarla harmanlanan toprağın her zerresi.
Geride böyle bir evlat bıraktığı için ne kadar gurur duysa azdır Mustafa amca.
Mekanı cennet olsun.

Kutlu abla!
Kutlu Günvar ablamızı da kaybettik.
Hayat dolu.
Neşe dolu.
Her zaman kafa yoran, şehirle dertlenen güzel kalpli biriydi.
Her zaman sevgisini, saygısını, güvenini dile getirirdi.
TEMA Vakfının etkinlikleri başta olmak üzere şehrin pek çok derdinden destek olmaya çabalardı.
Değişen şartlar, çalışma temposu araya mesafelerin girmesine neden oldu ne yazık ki.
Pek çok kopuş gibi Kutlu ablayı da daha çok sosyal medyadan takip edebiliyorduk.
Vefasız kentin vefasız sokaklarında bir varmış bir yokmuş misali tarifi zor bir ayrılık.

Siyasetçiler ölünce!
Ölümden ayrılıktan bahsettik madem.
Bir de hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan, hiç doymayacakmış gibi yiyen, yiyip yiyip doymayan siyasetçileri de yad etmek lazım.
Onların bazıları adına gerçekten üzülüyoruz.
Bazıları koltukla gelip koltukla gidiyor.
Ve zafer sarhoşluğu ile vurup kırıp döktükleri yılların aksine mahalle aralarında, cadde köşelerinde yalnızlık içinde ölüyorlar.
Kimi de canlı cenaze gibi dolaşıyor caddelerde.
Cenazelerine koltukları bile gelmiyor!
Neyse bu da kıssadan hisse olsun!
Siyasetçilere tavsiyemiz şu.
Gideceğiniz yer belli de geldiğiniz yeri unutmayın!

Z HABER’den
Sevgili dostlar. Bugün biraz içinizi karartmış olabilirim.
Hayatın gerçeği.
Herkese tavsiyem arada mezarlara gidin dolaşın.
Özellikle de siyasetçiler, bürokratlar, bizler!
Tek başınıza dolaşın!
Şehrin diğer konularını yine yazarız.