Kim yeni kim eski!
CHP’de yaşanan butlan tartışmaları sonrası gelişmeleri izliyoruz.
Yeni Parti’yi kuranlar ve ayrılanlar ayrılmayanları ‘ihanet’ ile suçluyor.
Daha neler yazılıyor neler.
Çünkü istiyorlar ki kimse CHP’de kalmasın!
“Biz döndüğümüzde bize hala yer kalsın” mantığı ile bakanlar var.
Yaşananları izlerken soran çok oluyor.
BU CHP’de olsa başka parti de olsa en baştan beri kavganın veya mücadelenin parti içinde kalarak yapılması gerektiği görüşünü savundum.
Emin olun partiden ayrılan veya istifa etmek zorunda kalan pek çok isim de aynı görüşte.
Ama; “Butlancı” damgası yememek veya küfürlere maruz kalmamak için ayrılmak zorunda kalanlar var.
Tüm bu tartışmalar devam ederken iktidar karşılığı ile CHP’de kalıp kalmama duygusu arasında orantısal bir bağ – paralellik kurmak isteyen veya öyle davranan kitleler var.
Kemal Kılıçdaroğlu’nu bu kadar yerden yere vururken Özgür Özel’in bu kadar defo ile CHP veya yeni bir partinin genel başkanlığını uzun süreli taşıyamayacağını görmezden gelmek olmaz.
CHP’lilere söylenmeyen bir başka gerçek daha var.
Devre dışı kalan Özgür Özel ve beraberindekiler siyaseten var olabilme, mevcudiyetlerini devam ettirebilme ve yeniden CHP’nin başına gelebilme umuduyla örgütleri, belediye başkanlarını ve kitleleri peşlerinden sürüklemeye çalışıyor.
Ve anketlerde uçuyorlar!
Yüzde 40’lar, yüzde 30’lar!
Bunun bu kadar olmadığını olan rakamların da hızla eridiğini göreceğiz.
Çünkü iktidar karşıtlığını kenetleyen isim olarak görülse de Özgür Özel CHP tabanının aradığı genel başkan değil.
Biraz mecburi istikamet ama daha fazlası çıkmaz sokak!
Sonuç olarak pek çok kişi bir gün Zonguldak özelinde Bülent Kantarcı’ya, Olay Can’a, Erol Sarıal’a, Nuri Tekin’e veya Yeni Parti’ye geçmeyen isimlere yaptıkları hakaretleri silmek zorunda kalabilir!
Diğer yandan Özgür Özel ve ekibinin boşalttığı alanlara yerleşme çabası ile tek derdi vekillik olduğu için hazır bekleyenlerin kulakları çınlasın!

Politik körlük!
Bazen yazmak istemiyorum.
Şehir için bu kadar lafa patlatırken zerre kadar emeği olmadan boş boş konuşanlara, şehrin oksijenini boş yere tüketenlere laf anlatmak mümkün değil.
Bu şehirde yapılan her hizmeti de yapılmayan hizmeti de görmek lazım.
Kim yaparsa yapsın teşekkür edip daha fazlasını istemek lazım.
Ama öylesine bir politik körlük var ki kimi kesimler bu politik inatlaşmayı ve körlüğü siyasi – ticari ranta çevirme derdinde.
Tek dertleri o.
Valla kendine güvenmeyen, gölgesinden korkan siyasetçi, yönetici ve belediye başkanları ya kendini gereksiz şişirmeye çalışıyor veya yapılan iyi hizmetleri de görmezden gelmeye çalışırken komik duruma düşüyor.
Derdi hizmet, derdi Zonguldak olanların böyle ucuz kompleksleri olmaz.
Sokaktaki vatandaş olarak da bunların farkına varmalıyız!
MHP’de özlenen tablo!
Geçtiğimiz günlerde MHP’nin eski İl Başkanları’ndan Mehmet Bektaş’ı MHP’nin Yeni İl Başkanı Orhan Korkmaz ile yan yana gördüm.
Orhan Korkmaz ile MHP’nin uzun aradan sonra vefa duygusunu pekiştirici çabalarını izliyoruz.
Partiye yıllarını vermiş isimlerin partiye ziyareti, il başkanı ve yöneticilerin emek vermiş eski il başkanları, yönetici ve diğer isimlere ziyareti MHP’de son dönem yaşanan kırılma ve küskünlerin aksine yeni bir hava estiriyor.
Vefa işte bu nedenle önemli.
Orhan Korkmaz bu yönüyle iyi bir başlangıç yaptı.
Umarız devam eder.
Yine de partiyi kullanarak şaibeli işlere adı karışmış olanlar varsa onları da ayırmak lazım!
Orhan Korkmaz’a başarılar diliyoruz.
Şehrin sorunlarına yönelik fikir ve önerileriyle de hizmetlere katkı sunduğunda kamuoyunda daha fazla kabul görecektir.

Olcay Can nereye koşuyor?
Çok tartışılan CHP’de ilgin şeyler oluyor.
Yıllardır her kongrede denge kuran veya dengeleri değiştiren isim olarak bilinen, tarafların yanına çekmeye çalıştığı isimlerden biri olan ve çoğu zamanda kendilerini çok daha akıllı sanan eskilerin satışına gelen Olay Can bugün CHP İl Başkanı olarak atandı.
Bugün kendini hedef yapan bazı isimleri çok iyi biliyoruz ki Olcay Can’ın yerinde kendilerini görmek istiyorlardır.
Ama kimi yapılacak saldırılardan korktu, kimi risk almak istemedi.
Sonuçta Olcay Can yıllardan beri çaba sarf ettiği, başka isimleri oturttuğu o il başkanlığı koltuğuna kendisi oturmak zorunda kaldı.
CHP’nin yeni merkez yönetimi kendisinde karar kıldı.
Bu bir sonuç mu?
Hayır.
Bu bir başlangıç.
Bazı kesimler her ne kadar tartışmasız bir şekilde reddetse de Olcay Can’ın ortaya koyacağı performans, ekip ruhu ve liderlik gelecek için belirleyici olacak.
Bugün kendisine farklı hakaretlerde bulunan isimler çok değil kısa bir süre sonra; “Olcay başkanım yanındayız” demeye başlayacak.
Elbette Olcay Can’ın ortaya koyacağı dil, tarz ve çaba bunda önemli.
Başarılar diliyoruz.


Değnek şart!
Hani turizmi, şehrin turizmden alması gereken payları konuşuyoruz ya zaman zaman.
Valla 20 senedir gözlemliyor ve yazıyorum.
Maalesef pek çok konuda haklı çıktık.
Belki 15 sene önce o zamanlarda bir tost ve kuru fasulye meselesi yazmıştım.
“Kuru fasulye yapmayı beceremeyen şehirde hangi turizmden bahsedeceğiz” benzerinde yazılar olmuştu.
Bu sadece temsili bir örnekti.
Geçenlerde Mutfak Sanatları Akademisi Kurucusu Mehmet Aksel’in anlatımlarını paylaşmıştık.
Bizim 20 senedir yazıklarımızı anlatınca bu şehrin gelmiş geçmiş pek çok beceriksiz yöneticisini de saygıyla andım.
Neyse işte.
Yedi sülalesinden bando mızıkası ile de geçseniz faydası yok bu şehre.
Sonuç olarak şu.
Bu şehire insanları getirmenin yollarından biri de iyi lokantalar, iyi mutfaklar, yeni lezzetler ve tanıtım.
Bu durum öncelikle belediye başkanlarının derdi olmalıydı.
Onlar farklı şehir ve ülkelerde hayran gezdiler Zonguldak’a geline şey kebabı yaptılar.
Şehir adına ne kadar isyan etsek az.
“Biz buyuz ya bizden ne olur” mantığını yıkmaya çalışan isimler yok değil elbette.
TSO Başkanı Metin Demir ve birkaç gönüllü ismin çabalarının karşılık bulması için tüm belediye başkanlarının öncelikle restoren ve lokantaları denetlemesi, teşvik etmesi, ilgili kurumlarla birlikte her türlü desteği vermesi gerekir.
Olmuyor mu?
Değnekten de korkmamak lazım!
Bu konuyu çok işleyeceğiz ama kimsenin umurunda değil!