İstanbul Park satışta!
Bu olay sıradan bir olay gibi görünse de şehirdeki niyet sorununun ve samimiyetsizliğin özetlerinden biridir!
*
İstanbul Park’ın yapıldığı yılları biliyoruz.
Ak Partili Zonguldak Belediye Başkanı ve dönemin meclisi; “Biz iktidar partili belediyeyiz kafamıza göre yaparız” demediler.
Usul kaide bildiler.
İzinler.
TTK.
Milli Emlak devri falan fıstık işte.
Sonra İBB’nin de destekleri ile yapıldı.
İnanıyorum ki başkan Gonca’nın da söylemek istedikleri vardır haklı olarak.
*
Son seçim sürecinde başkan Selim Alan’ın yeni dönem için bir vaadi vardı.
İstanbul Park ve yürüyüş alanını deniz tarafına alıp yolu park tarafına almak.
Harika bir düşüneydi ve kesinlikle yapardı.
Zonguldak’ın rezil halde kalan o güzel balkonu müthiş olacak ve şehre değer katacak, insanlara moral verecek, Çatı Kebap benzeri çok daha kalite mekanlar olacaktı.
Olmadı.
Niyesini siz daha iyi biliyorsunuz!
*
Bugüne geldik.
Her yere bir büfe, lahmacuncu kondurma çabasında olan Zonguldak Belediyesi’nin Başkanı Tahsin Erdem İstanbul Park’a da bir büfe konduruyor.
CHP’li seçmenler de başta üzere olmak vatandaşlar oranın organik yapısının bozulmasına tepkili.
Olmalı - olmamalı ayrı bir tartışma.
*
Asıl ilginci ise buraya aynen plajlarda olduğu gibi muhatap kurumlardan bir izin almadan inşaat yapılıyor olması.
O arazi belediyenin tapulu malı mı?
Üstü senin olabilir ama altı da senin mi?
*
Bir de halka soralım bakalım!
Ama ne olacağını ben size söyleyeyim.
Önce her konuda olduğu gibi buradaki inşaat üzerinden tepkiler siyasileştirilecek.
Politik kutuplaşma sağlanacak.
Başkan Erdem ve yeni partisinin başındakiler;
“Hizmet engelleniyor. Tahsin başkanı yedirmeyiz” falan demeye başlayacaklar.
Arkadan da kitle gelecek.
Ve şehir ne yazık ki neyin ne kadar doğru neyin ne kadar yanlış olduğunu anlamayacak – anlamak istemeyecek!
*
Oysa ki Tahsin başkanımız partisinin milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, tek başına veya Ak Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ı da alıp gitseydi Çevre ve Şehircilik Bakanına;
“Selim Alan burayı yapacaktı bize nasip olsun. Birlikte yapalım. Yolu içeriye parkı sahil tarafına alalım. Şehre eser kazandıralım Sayın Bakanım” deseydi de hep birlikte; “haydi başkan. Yürü başkan” deseydik.
*
Bu olay sadece bir örnek.
Maalesef her sorun ve toplum- siyaset olarak bakış açımızın özeti açısından vahim bir durum.
*
Atilla Öksüz hep bunları anlatıyor anlatmasına da ama kaç kişi gerçekten anlıyor?
Yani kim ne kadar hizmet etmek istiyor, kim polemik siyaseti yapma derdinde, kim gerçekten şehir için dertleniyor, kim algı ile bu halkın üzerinde tepiniyor?
*
Sonuç olarak bu büfeler ve diğer bazı çalışmalar seçim yaklaşırken kimlere devredilecek?
Mesela burası kime devredilecek?
Burası için başkanı yakın markaja alan ‘onun çocuğu’ baskılara başlamış durumda.
Niyet büyük hizmetler yapmak mı birilerine büfe kazandırmak mı?
*
Neyse işte.
Nasıl olsa boşa yazıyoruz!
Çakal Carlos!
Hani böyle cin olmadan adam çarpmaya kalkan ergen siyasetçiler vardır ya.
Bizim memlekette bunların sayısında artış var galiba.
Yaşları da var oysa.
Üstelik ticari zekaları da var.
Ama sadece kendilerini zeki sanıyorlar.
Emin olun böylelerini çok gördük.
Soranlara anlattık.
Gördüğümüzü söyledik.
Dinlemeyenlerin sonunu da gördük.
Maalesef yeni modeller türemiş.
Hayata dair!
Hayatın tüm kavgaları devam ededursun bazen aldığınız bir haber karşısında hiçbir hükmü yoktur.
Tüm öfkeler, tüm heyecanlar, tüm açlıklar diz çökmek zorunda kalır.
Bu satırlar yazılırken arkadaşlarımız lenf kanseri olan 9 yaşındaki bir çocuğumuz için acil kan arayışı haberini paylaştı.
Eeeee ne oldu şimdi?
Hiç bilmediğim bir çocuğun ağlaması karşısında bile sızlayan yüreğim yine derin bir endişeye tutuldu.
Allah’ım şifa versin.
Tüm çocuklarımızı korusun.
Z HABER’den
Aylardan beri yapmak istediğimiz çalışmaları sonlandırmaya çalışıyoruz.
Yeni, farklı, güzel röportajlar dizisi başladı.
Prodüksiyon ekimizin şehrin tanımını amaçlayan çalışmaları hız kazandı.
Ekip arkadaşlarım ile sabırla, gayretle bugünlere geldik.
Elbette zor günümüzde sırt çevirenler ile bu çabamıza inanan ve güvenenler bir olmayacak.
Ve bizler toplumsal sorumluluğumuz gereği olarak şehir için, bu şehirde yaşayan herkes için elimizden geleni daha fazla yapmaya çalışacağız.
Saygıyla.
Sevgiyle.
Ve huzurlarınızda ekip arkadaşlarımızı alkışlıyor tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.