​Nietzsche, “Yaşamak için bir ‘neden’i olan kişi, her türlü ‘nasıl’a dayanabilir,” demiş. Mevzuyu varoluşun o en derin sancılarına, felsefi kökenlerine kadar indirmeye niyetim yok; ancak günümüzde hepimizin ortak paydası, bir şekilde “iyi bir yaşam” sürmek değil mi? Tabii bu konu, içine girdikçe derinleşen, sorguladıkça farklı dallara ayrılan bir derya...

​Peki, nedir gerçekten iyi bir yaşam sürmek?
Aslında işin özü, her şeyden önce “iyi bir insan” olabilmekte yatıyor. Kimine göre ise iyi bir yaşamın anahtarı; başını sokacak bir ev, kapıda bir araba, huzurlu bir aile ve kimseye muhtaç etmeyecek kadar paradır. Beklentiler değişse de huzur ve güven arayışı hep baki kalıyor. ​Meseleye daha somut, daha dünyevi bir pencereden bakacak olursak; bana göre en güvenli liman, yani en iyi yatırım aracı hala evdir. Diğer emtialar gibi öngörülemez riskler barındırmaz, sırtınızı yaslayabileceğiniz somut bir güvence sunar. Üstelik artık insanlarımız parasını uzaklarda aramak, başka illere yatırım yapmak istemiyor; kendi toprağına değer katmayı, kendi yerinde kalıp memleketini kalkındırmayı tercih ediyor.
​Eğer bugün bir yatırım yapacak olsam, rotamı kesinlikle Kilimli’ye çevirirdim. Kilimli, yerel yönetimin kararlı adımları ve özellikle devasa ulaşım projeleriyle artık kabuğunu kırdı. Yeni yapılan tüneller, Kilimli’yi sadece bir durak değil, çok kritik bir geçiş ve kilit noktası haline getirdi. Bu yol aksının Göbü, Türkali ve hatta Filyos’a kadar uzanacak olması, ilçenin stratejik önemini katlayarak artırıyor.
​Bölgedeki bu gelişim, büyük yatırımları da peşinden sürüklüyor. Hatırlarsanız Köfteci Yusuf’tan önce açılan o modern otel yatırımı, aslında bu yükselişin ilk sinyaliydi. Şimdi ise Köfteci Yusuf’un gelişiyle bu hareketlilik ete kemiğe büründü. Hatta duyumlarımıza göre Starbucks’ın gelişi de şu sıralar yüksek sesle konuşulan söylentiler arasında.
​Yerel yönetimin vizyonu, tünellerin sağladığı stratejik avantaj ve büyük markaların bu ilgisi birleşince, Kilimli’nin yarınlarının ne kadar parlak olduğu gün gibi ortada. Gelişen ve her gün daha da gelişmekte olan bu topraklara, kendi değerlerimize sahip çıkmak; hem bugünümüz hem de geleceğimiz için en doğru adım.