Üst geçitte bir vekil!
Zonguldak’ta yaşanan ve trajikomik bir hal alan olayları gördükçe şehir adına, siyaset adına, gençlerimiz adına üzülüyoruz.
Daha önceki yazıda bu üst geçit meselelerinde ki komediyi yazdık.
Son olarak Karayolları’nın henüz asansörünü çalıştıramadığı malum üst geçide tabela yerleştirmesi mi dersiniz milletvekilimiz Muammer Avcı’nın ulusa sesleniş havasında kısa olan basamakların sökülüp yeniden yapılacağını açıklamasını mı dersiniz?
Karabük’te 12 sene öne yapılan yürüyen merdivenli üst geçitler ile bizim üst geçitlerin halini birleştirdiğimiz bir video paylaşmıştık.
Bunları neden anlatıyoruz.
Şehir ve siyasetçi farkını görmeniz için.
Karabük’ün eski belediye başkanı Rafet Vergili’ye kimse; “yürüyen merdivenli üst geçitler yap” demedi.
Ama dert etti.
Mehmet Ali Şahin başta olmak üzere hiçbir iktidar partili siyasetçi Rafet Vergili’ye ; “yapma – etme. Bakımını yapamazsın. Falanca yere gerek yok. Parayı çarçur ediyorsun” demedi.
“Benim Karabüklüm daha iyilerine layık. Yapılana sahip çıkmak lazım” denildi.
Olaya bir de diğer açıdan bakalım.
Mumamer vekilimizin özeleştiri yaparken yaptığı muhalefeti Tahsin başkan yapamadı mesela.
Neyse.
Bu şehrin o kadar önemli konuları var ki fikirleri konuşmak varken ya olayları veya kişileri konuşmakla bitiyor zaman.
Sonuç olarak vekilimiz o üst geçide çıkıp asansörlerin 1.5 ay sonra hizmete alınacağını duyurduğu balkon konuşması yaptıysa; “Burası Karayollarımızın tip projelerinden biri olabilir ama bu şehrimize yakışmıyor. Burası yürüyen merdivenli olacak” diyebilmeliydi.
Ayardır yazdık!
Biz yazarken bu kadar siyasetçi, belediye başkanı, bürokrat neredeydi?
Engin Aygün’ün ardından
Pek çok genç ismi peş peşe kaybediyoruz.
Son halka Engin Aygün oldu.
İlk tanıdığımda 2000’lerin başında galiba Karadon sahasında yapılan Subatan maçında yaşanan gerginlikte tanımıştık.
Sonra yıllar içinde ne zaman karşılaşsak sıcak bir selamla kucakladık birbirimizi.
Kilimlispor Başkanlığı döneminin ardından sadece bir izleyici olarak kenarda kalmayı tercih etmişti.
Uzun zaman sonra Murat Sesli’nin Ahos Otel’de yaptığı basın toplantısı sohbet etmiştik.
Yeni planları vardı.
Bazı dostlarını kaybetmenin sancısıyla daha sakin bir hayat istiyordu.
Renkli kişiliği ve sokağın dinamiklerini iyi ve doğru harmanlayan sosyal bir isim olarak tanıdığımız Engin Aygün’ü kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Ailesine ve dostlarına sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
Mekanı cennet olsun.
Yapma hocam!
Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Romatoloji Servisi’nde doktor ile hasta arasında yaşanan ve güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle büyümeden önlenen tartışmayı haber yaptık.
Okuyanlar olmuştur. Kısa bilgi dışında tek bir yorum yok.
Meğer ne çok derdi olan varmış Volkan hocamızın tavrından.
Vatandaş yazdıkça yazdı.
Volkan hoca da dayanamayıp yorumların altına yazdıkça yazmış tepkisini dile getirmiş.
Arada bize de sallamış.
Kendisini hiç tanımıyoruz.
Hocamızın hekimliği on numaraymış meğer.
Hastalarına ayırdığı zaman uzun.
Günde 20 hastaya bakması gerekirken 50-60 belki daha fazla hastaya bakmak zorunda kalıyor.
Sabah en erken gelip hasta kabulüne başlayan ve akşam belki de en geç gidenlerden.
Bunlardan yana kimsenin bir şikayeti yok.
Allah razı olsun.
Ama eski bir asker olarak muhtemelen bazı şeylere tahammülü zayıf.
Özellikle de Fenerbahçe’yin yenildiği veya berabere kaldığı akşamların sabahında.
Haklı olarak bizim vatandaşımız askeri nizama göre gelmez kapıya.
Burada hocamızın hakkını teslim edelim ama yaptığı yorumlar içinde öyle bir söz var ki insan olan hiç kimse bunu hak etmiyor.
Gösterdiği özverili çalışmaya teşekkür ederiz ancak; “Burada doktor yok diye ağlayan siz olursunuz. Geçmişte olduğu gibi hep başkaları suçlu olur. Siz olmazsınız. Artık geberin umurumda değil” sözlerinizdeki; “Geberin” ne demek?