Tertemiz, bembeyaz
dönüşmüş su kütlesi.
Farklı boyutlarda ve farklı şekillerdeki kar taneleri,
başka kar taneleri ile birleşerek dünya atmosferine yağan KAR…
Tüm pislikleri örten
içimizdeki çocuğu canlandıran
kaç yaşında ve nerede, hangi imkânlarda olursanız olun
kayma duygusu yaratan varoluş….
Bulunduğunuz yaşa, yaşantıya, göreve göre de farklı duygular besletiyor içimizde.
Öğrenci iseniz yarın okulların tatil olma heyecanı
öğretmenseniz planlarınıza yeni planlar ekleme ihtiyacı
sevkiyatınız olan bir işte araçlarınızın kayma endişesi,
çiftçi iseniz ürününüzü koruma telaşı
hayvancı iseniz hayvanların suyunun donma ihtimali
ve daha binlercesi…
Beraberinde gelen enerji, ulaşım, ağ kesintileri….
Alt toplam yaptığımızda, günün sonunda tatlı bir gülümseme
heyecan, doğaya teslimiyet ve onunla birlikte yürüyebilme çabalar bütünü
…….
En büyük ortak paydamız ise karda kartopu oynama heyecanımız.
Yeni göreve başlamışım, Kapuz İlköğretim’de dersteyim,
kar lapa lapa yağıyor,
çocukları camdan alamıyorum.
Bütün heyecanları kar dolacak bahçeye çıkacaklar, kartopu oynayacaklar,
yalvarmalar hat safhada
– ne olur öğretmenim ne olur, şimdi çıkalım oynayalım ne olur,
dedim ki;
– anlatacağım konuyu çok dikkatli dinlerseniz, son 5 dak. çıkacağız.
– ama birlikte oynayacağız, söz mü?
– söz dedim.
Sözlerini tuttular, çok zor bir fen bilgisi konusunu sular seller gibi yuttular,
ben de sözümü tuttum, son 5 dak. dersi bıraktım.
Bir saatte kar bütün bahçeyi doldurmuştu.
Üstlerini giydiler, ben de giyineyim, üst kattan inelim derken zil çaldı.
İlk bahçeye biz çıktık çünkü önden hazırlanmıştık.
Tatlı tatlı oynamaya başladık,
daha çok sınıf bana kartopu atıyor, ben de onlara.
Derken birkaç öğrenci fark etti, benden yana oldular,
sınıfım ikiye ayrılmış bir güzel kartopu oynuyorduk ki;
bütün okul bahçeye çıkmış ve beni görmüştü,
onlar da benimle masum bir şekilde kartopu oynamak istediler,
bütün okul bana kartopu atmaya başladı.
Benim ekipte benle beraber yüzlerce kartopu yemeye başladı.
Daha kafamızı kaldıramıyor, kartopu yapamıyor, sadece top yiyorduk.
Benim ekipten biri;
– öğretmenim çömelin,
arkadaşlar öğretmenimizi çembere alın,
okula sırtınızı dönün ve öğretmenimizi kucaklayın…
Masumca kartopu oynamak isteyen öğrenciler
ne yaptıklarını fark ettiler,
bütün okul birden bahçede dondu kaldı.
İdare camdan durumu fark etti.
Hemen dışarıya, yanımıza geldiler.
Olayda hiç art niyet yoktu,
sadece çığ gibi büyüyen ve bir felakete neden olan eylem vardı.
Bütün okul o yıl bu olaydan çok büyük ders çıkarttı.
En büyük ders;
felaketleri bazen tek bir kişi bile önleyebiliyordu.
O beni çembere almaya çalışan öğrencim
sınıfın en yaramaz, en tembel öğrencisiydi…
ama çözümü ilk o akıl etmişti.
Bağırıp duruyorduk “atmayın” diye ama kimse anlamıyordu.
Ama alınan önlem onlara mesaj olarak gitmiş.
Bir anda bütün okul, ellerinde kartopu ile buz tutmuşlar,
durumu fark edince ellerindeki kartopunu atmış,
koşup yanıma gelmiş, ağlıyor, özür diliyorlardı.
Güzel bir anı, ders olarak “Kar Şifresi” olarak,
tarihin sayfalarına o günü bir sürü dersle kayıt ettim.
….
şimdi bana kar, her ne kadar çiftlikte şartları zorlaştırsa da
sevinç oluşturuyor, hatta ellerimi ovuşturuyorum
– ohhh bee diyorum.
Neden mi?
Çünkü KAR
tüm mikrobu kırıyor
bütün yıl su sıkıntımızı çözüyor
güneş enerjisi panellerini cilalıyor, parlatıyor
yem yapılırken oluşan ağaçlardaki ve çatılardaki tozu temizliyor,
aralık sonu ektiğimiz bezelye ve baklayı şenlendiriyor.
Toplama kanallarından sulama depomu dolduruyor.
Gübrelerimizin fermantasyonuna, dezenfeksiyonuna destek oluyor,
Ali Bey Çiftliği tertemiz görünüyor.
Oysa
süt arabası sütü almaya gelemiyor
bir aracımız hariç çiftliğe gidemiyoruz, tüm sevkiyatı birkaç kez onunla yapıyoruz
süt boruları donuyor, sütü çok zor sağıyoruz
elemanlarım çok üşüyor
suluklar donuyor, hayvanlar su içemiyorlar,

– çok şükür, çok deyip ellerimi ovuşturmaya devam ediyorum.
Yağ kar, yağ lapa