İSTİKLÂL MARŞI İLE EBED MÜDDET BÜYÜK TÜRKİYE

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak...”

Milli Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un bu kükreyen mısralarıyla tarihe kazıdığı o büyük meydan okumanın üzerinden tam 105 yıl geçti. 12 Mart 1921’de necip milletimiz; hürriyetinden asla vazgeçmeyeceğini ve “Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli” nidasıyla ezanların bu semalarda asla dinmeyeceğini tüm dünyaya ilan etti. Bugün de aynı ruh ve heyecanla, al sancağın gölgesinde o unutulmaz tarihin 105. yılını kutlamanın gururunu yaşıyoruz.

Bugün etrafımıza baktığımızda, coğrafyamızın bir ateş çemberiyle kuşatıldığını, mazlum coğrafyaların savaş ve açlıkla pençeleştiğini görüyoruz. Ancak biz ne yılgınlığa düşeriz ne de ümitsizliğe! Üstad Akif’in dediği gibi; “Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak, alçak bir ölüm varsa budur ancak!” Bizim lügatimizde yeis yoktur; çünkü biz, en karanlık geceleri “Korkma!” nidasıyla aydınlatmış asil bir milletiz. Pusulamız bellidir: “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım...” diyerek zincirleri kıran o devasa irade, bugün de damarlarımızda akmakta, ruhumuzda yaşamaktadır.

İşte bu azim ve inançla diyoruz ki; vakit, dün olduğu gibi bugün de amasız ve fakatsız vatanımızın yanında durma vaktidir. Devletimizin bekası ve milletimizin selameti için tek bir safta buluşma vaktidir. Vakit; milletçe birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek her türlü fitneden, bizi birbirimize düşürecek etnik veya mezhepsel her türlü ayrışmadan fersah fersah uzak durma, bir yumruk gibi bütünleşme ve kenetlenme vaktidir. Unutmayalım ki; Kuzeyden Güneye, Doğudan Batıya bu vatanın her evladı, geçmişte kader birliği yapmış ve asırlarca huzur içinde bir arada yaşamış bir ecdadın torunlarıdır. Onlar, aynı mukaddes emanetin günümüzdeki yılmaz bekçileridir.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti, bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir güçtür. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da sık sık ifade ettiği gibi; “Türkiye artık eski Türkiye değildir.” Özellikle savunma sanayii başta olmak üzere pek çok alanda gücüne güç katan, kendi yerli ve milli imkânlarıyla dosta güven, düşmana korku salan Türkiye; her türlü kuşatmayı yarıp geçecek kudrete sahip dev bir çınardır. Dün ecdadımız Çanakkale ve nice cephelerde kader birliği yaptıysa, bugün onların evlatları olarak bizler de devletimizin bekası için bir olmalı, iri olmalı, diri olmalıyız.

Tarihi şanlı zaferlerle dolu aziz milletimizin her ferdi; İstiklâl Marşı’mızdaki “Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl” düsturunu bir hayat rehberi edinmelidir. Buradaki Hakk’a tapmak; Allah’a ibadet etmenin yanı sıra aynı zamanda batılın ve zalimin önünde asla diz çökmeyen, gücünü yalnızca Yüce Allah’tan ve adaletten alan sarsılmaz bir iradenin tecellisidir. Hürriyet ve istiklâl, sadece Hakk’ın huzurunda eğilmeyi kendine karakter edinen necip milletimizin ebed müddet en tabii, en kutsal hakkıdır.

İstiklâl Marşı’mızın 105. yılında; bedrin aslanları gibi toprağa düşen Aziz Şehitlerimizi, Kahraman Gazilerimizi ve Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u sonsuz bir saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.

Dünyanın En Güzel Marşına!

Gezsen de dünyada yeri göğü arşı,
Bulamazsın hiçbir yerde bu marşı.
Bil ki haindir kim çıkarsa karşı,
Onurumuzdur bizim İSTİKLÂL MARŞI.

Ondadır şanlı tarihin aslı, özü,
Ondadır milletimin en güzel sözü.
Ondadır şehitlerin siması, yüzü.
Okunsun her zaman inletsin arşı,
Onurumuzdur bizim İSTİKLÂL MARŞI.

Sözlerimizi Milli Şairimizin duası ile tamamlayalım:
“Allah (c.c.) bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın!”