Güvenli yaşam alanımız fanusumuzdan çıkmak;
her türlü maddi manevi şartları sağlayarak,
bedel ödemek gerekiyor.
Uzun zamandır hayalini kurduğum bu gezi
çeşitli sağlık sorunlarımızla ve iş potansiyelimizle ertelemiştik.
Çocuklarımızın işe hâkimiyeti,
sağlık çözümlerimiz 10-11 saatlik
Güney Afrika gezimizi mümkün kılmıştı.
Çok sevdiğim kuzenim ve eşi ile planladık bu geziyi.
Onların Afrika sevdaları var mıydı? Bilmeden teklif ettim.
Gezmeyi, görmeyi ve birlikte olmayı seviyorduk.
40 yıllık dostluk da eklenince bu geziye tadından yenmeyecekti.
Planlar yapıldı.
Hazırlıklarda…
Bayram tatilinde 10 saatlik bir uçak yolculuğu ile
ilk durağımız Afrika Cumhuriyeti’nin bir şehri
Johannesburg’a vardık.
Oradan Sun City, sonra
Cape Town ile devam edecektik.
Dönüş Cape Town’dandı.

Güney Afrika Cumhuriyeti.
Afrika’nın en güneydeki ülkesi,
batıda Atlas Okyanusu,
doğuda Hint Okyanusu.
Uzun yıllar sömürge olan bu ülkenin özgürlük geçmişi;
30 yıl…
Sağlık sorunlarım basınç nedeniyle
3 saatten fazla uçak yolculuğuna uzun bir süre izin verilmemişti.
Daha sonraları da uçakta lenf çorabı giymek şartı ile verilmişti.
Uzun mesafe uçuşlarını o yüzden ertelemek zorunda kalmıştık.
….
Branşım ve merakım gereği ilgi alanım doğa ve geçmiş yaşamlar.
Ama aynı zamanda da düzen ve temizlik arayışım vardı gezilerde.
Derslerimizde anlatılan Ümit Burnu’nu çok merak ediyordum.
Zenci kabile yaşamları,
maymunlar, zürafalar,
filler, aslanlar, timsahlar,
penguenler,
tropikal meyveler,
müzikleri, eğlenceleri, kıyafetleri, yemekleri..
….
İnsanlığın ilk başladığı yer Güney Afrika.
2,5 milyon yıl önce çeşitli hominid türlerinin var olduğu,
modern insanların Homo sapienslerinin
100.000 yıl önce yaşadığını gösteriyor kalıntılar.
Gökkuşağı ulusu olarak adlandırılan Güney Afrika’da
her türlü çeşitlilik hat safhada.
Bitkisel çeşitlilik,
hayvan türlerindeki çeşitlilik,
ulusal çeşitlilik,
ekonomik çeşitlilik….
UNESCO Dünya Mirasları’nda en üst düzeyde…
Afrika, dünyanın en ekonomik eşitsiz ülkelerinden biri olarak kabul ediliyor.
….
Grup olarak bizim içimizde de çeşitlilik vardı,
hem yaş hem de yaşantı olarak.
Türkiye’nin çeşitli illerinden gelmiş
19 turist, modern insan.
Doktor, avukat, emlakçı, işletmeci, kaplamacı…
İnanılmaz bir uyum içerisinde…
İlk atalarımızı ve yaşam mücadelelerini anlamaya çalışıyor,
yemek molalarında bir araya geliyor ve yorumluyorduk.
Daha çok ülkemizle kıyaslıyor,
sömürgecilik izlerini fark ediyor,
o tarihlerde kendi tarihimizle kıyaslıyorduk.
Atalarımızı bir kez şükranla anıyor,
Cumhuriyet temellerimizin bir kez daha farkına varıyorduk.
…..
Pandemi, hayat problemleri, imkânsızlıklar,
iş stresi, sağlık sorunları
ile ertelenmiş geziler…
Bu gezide bir kez daha gördük ki
başka hayatlardan gelmiş 19 kişi
her biri kendi dünyasından uzaya çıkmış.
Uzayı anlamaya çalışıyor,
uzaydan da kendi dünyalarına bakıyordu.
Bazen kendi dünyamızda küçük sorunlarla boğuluyor ve üzülüyorduk.
Oysa uzaya çıktığınızda sorun hiç de görünmüyordu.
Başka hayatlar, başka yaşantılar kendi yaşantının değerini hatırlatıyordu.
10 gün sabah akşam birlikte olduğumuz kuzenlerimizle
belki de bir yılda toplam bu kadar zaman geçirmemiştik.
Çok keyifli idi.
Bazen değişiklik için bu kadar yol gitmeye bile gerek yoktu.
Sonuç olarak yaşam alanından çıkıp
hayata es vermek,
hem de oldukça uzaktan es vermek
hepimize çok iyi gelmişti.
….
Öğrencilik yıllarında tartışma konusu olan,
‘’Çok okuyan mı, çok gezen mi bilir?’’
Ben hep çok okuyanı savunmuşumdur.
Hâlâ daha çok okuyanı savunurum.
Tüm hayal gücümle.
Hayal gücümü de kitaplar ve
annemin anlattığı masallar geliştirmişti.
İlber Ortaylı hep dünyayı gezin derdi.
İlber Ortaylı kadar çok okuyup
bir de gezersek ne olur kim bilir?
….
Kitap okursanız
hayal gücünüz de o ortamı yaratır,
o ortamın içinde gezebilirsiniz,
hem de sadece kitap parasına.
İstediğiniz zamanda şıp diye dönersiniz evinize.
Ne uçak korkusu ne lenf çorabı gerekir.
Bir kez daha bu düşünce ile döndüm evime,
kitaplarımın arasına,
bilgisayarımın başına.
….
Uzun süre önce okuduğum
Marlo Morgan’ın
‘’Bir Çift Yürek’’
kitabında Avustralya’da yaşamıştım Aborjinlerle…
Avustralya’yı yürüyerek bir uçtan bir uca geçmiştik kabile ile.
Yaprağa sarılan, çölde kızgın külde pişirilen
kurtçuk dolmasının kokusu hâlâ burnumda, tadı damağımda…
Hele bir de gider görürsem oraları,
uçakla 20 saat…
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevitine.