Dr. Arslan Ebiri, 1935 yılında İstanbul’da doğmuş, tıp fakültesini bitirdikten bir süre sonra kendi isteği ile Kars Gelinalan ve Sarıkamış sağlık ocaklarında çalışmış, o tarihlerde halk sağlığı açısında gelecek gördüğü sağlık ocağı hekimlerine, Hacettepe Tıp Fakültesinde ‘Toplum Hekimliği’ ihtisası davetinde bulunan Nusret Fişek’in önerisi ile Halk Sağlığı ve Psikiyatri ihtisası yapmış ve daha sonra akciğer kanserinden yaşamını yitireceği 1995 yılına kadar 22 yıl Zonguldak’da çalışmış bir hekimdir. Zonguldak’da ağırlıklı olarak maden işçilerinin ve ailelerinin ruh sağlığı ile ilgilenmiş, Ulusal İşçi Sağlığı Kongrelerine “madencinin ölüm korkusunun her işçide aynı boyutta olmadığını, olayın büyüklüğüne, ölüme çok yaklaşma durumuna göre kişilerde ruhsal belirtiler görüldüğünü..” yazdığı ‘İş Kazalarında İnsan Psikolojisi Faktörü’ isimli bildirilerle katılmış ama esas arkadaşlarından Ramazan Çakıroğlu’nun aşağıdaki sözlerinde görüleceği üzere soyu tükenen bir aydın/hekim/insan örneği olarak yaşamını sürdürmüştür:

“Zonguldak’ta süren yaşamı içinde akademik davranış ve etiği hiç terk etmediğini sonraları değerlendirebiliyoruz. 1970’li yıllar içinde paraya koşmayı da görev edinen Türk aydın tipi içinde EBİRİ, ‘paradan daha önemli şeyler de var’ savını sık sık kullanırdı. Yaşamını da ona göre şekillendiriyordu. Muayenehanelerden kazandığı paraları, evinde top yapıp, karısına atan hekim maceralarını duyduğunda, yüzüne acı bir gülümseme yayılır, “demek bunlar da oluyor” derdi.” Bu özelikleri ile Dr. Arslan Ebiri’yi John Berger’in yakınlarda yayımlanan

“Talihli bir adam: Bir köy doktorunu hikâyesi’ isimli kitabında anlattığı bütün varlığını hastalarına adayarak hekimlik yapan ve bunu bir varoluş olarak benimseyen ‘Talihli hekimler’den birisi olarak sayabiliriz.

Yavuz Erkmen, İyi Parti'nin 9. yıl dönümünü kutladı
Yavuz Erkmen, İyi Parti'nin 9. yıl dönümünü kutladı
İçeriği Görüntüle