Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki Zonguldak’a gelerek adaylarına destek istedi.
Zonguldak Merkez için geniş vakit ayırdı.
Soğuksu Meydanı’nda gece yapılan mitinge katıldı, iş dünyası ve STK temsilcileri ile buluştu.
*
Siyasette her aday gücü kadar konuşur.
Tahsin Erdem de Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile çektirilen fotoğraflarla kampanya yürütüyor.
Onun da elindeki güç o.
*
İlk günden beri gözlemliyorum.
Belediye Başkan Adayı gibi değil milletvekili adayı gibi kampanya yürütülüyor.
Belediyecilikten çok iktidar ile hesaplaşma söylemleri öne çıkıyor.
Oysa ki genel seçimler kısa süre önce oldu.
*
Sayın Erdem, seçildiği taktirde hizmet için iktidar partili milletvekilleri, bakanlar ve genel müdürler ile şehir adına her türlü iş birliği, ortak çalışma yapabileceğini söylemedi.
Israrla kaçındı.
Bunu bir genel seçim havasına sokarak seçmeni daha fazla sandığa taşıyabileceklerini düşündüler.
Öfkeyle gidiyorlar.
Hem parti içinden hem de parti dışından pek çok isimle hesaplaşma mantığı ile gidiyorlar.
Daha şimdiden yeni ilçe ve il başkanını belirlemişler.
Farklı görüşlere tahammül edemediler.
Demek ki Bülent Kantarcı, Hasan Gemici, Turhan Oral gibi isimleri hiç dinlememiş, dikkate almamışlar.
İsmail Eşref ve Muharrem Akdemir’den bile feyz alamamışlar.
*
Ömer Selim Alan da önümüzdeki 4.5 yıl iktidarda olacak Ak Parti’nin Zonguldak’a en çok lazım olan bakanı ile miting yapıyor.
Yani bakan ile çekilmiş fotoğrafını asmıyor.
O bakanı alıp mahalle mitingi yapıyor.
Devam eden ve planlanan projeler için söz alıyor.
O sözlerle kendisini mazeret bulamayacak şekilde bağlıyor.
Yapılan ve devam eden projelere güveniyor.
“Köprüyü yıkan, valilik binasını da yıkar, sahil yolunu içe alıp, İstanbul Park’ı deniz tarafına taşır” düşüncesine ikna ediyor.
*
Olaya politikacılar gibi bakarsak bunların önemini – farkını anlayamayız.
Zonguldak gerçekten ne istiyor?
Bizim toplum olarak ihtiyacımız ne?
Zonguldak’ta ne değişmeli?
Kiminle değişebilir?
Kiminle değişemez?
*
Adaylar elbette her yolu deneyecek kazanmak için.
Büyük çoğunluğumuz kesseniz başka partiye pek oy vermeyiz.
Bu şehrin gerçeği.
Ama bu şehrin başka gerçekleri de var.
*
Projeler neler?
Hangi projeler şehre ne katar?
Kim gerçekten bu şehrin asıl ihtiyacı olan projeleri gerçekleştirebilir?
Bu politik arenada şehre biraz böyle bakmak lazım.
*
Özellikle kararsız seçmenlerin oyu bu bağlamda çok daha önemli.
Geçen de yazdım. 
Adayların isimlerini ve partilerinin yerlerini değiştirip bir de öyle bakalım?
*
İnsanları, adayları, partilerini severiz veya sevmeyiz.
Kimseyi sevmek zorunda da değiliz.
Sonuçta hepimiz hakkaniyete inanan insanlarız.
Ama bu şehri seviyor, şehrin değişimi, geleceği adına kimin daha çok hizmet üretebileceğine doğru karar vermek istiyorsak daha iyi düşünmeliyiz!