GÜNDEM

Para gelir de insan kalır mı?

Mutfak Sanatları Akademisi Kurucusu Mehmet Aksel katıldığı ‘Marka Zonguldak’ toplantısının ardından Zonguldak’ın neden Türkiye’nin fırsatlar şehri olduğunu yazdı. Mehmet Aksel’in ikinci yazısı “Para gelir de insan kalır mı?” da büyük ilgi gördü.

Abone Ol

Zonguldak Ticaret Sanayi Odası’nın davetlisi olarak geldiği Zonguldak’ta, şehrin marka değerlerinin nasıl sunulması gerektiğini anlatan Mutfak Sanatları Akademisi Kurucusu Mehmet Aksel, kaleme aldığı “Para gelir de insan kalır mı? yazısında çok önemli detaylar paylaştı.

İŞTE MEHMET AKSEL'İN O YAZISI

Geçen hafta Marka Zonguldak için yaptığımız büyük buluşmayı ve Zonguldak için konuştuğumuz renkli yaşam vizyonunu yazmıştım.

Bu hafta da size işin ‘para’ tarafını anlatayım istedim.

Büyük bir yatırım vizyonu var Zonguldak’ın.

Köhne ve eski kafalı bir yatırımdan bahsetmiyorum, ince elenmiş ve Zonguldak için dokunmuş bir vizyon bu.

Filyos, doğalgaz, serbest bölge, rezerv alanlar, sera alanları, OSB’ler, liman, sanayi, tarım, teknoloji, deniz, balık; yani yok yok Zonguldak için.

Bunlar var ve hatta fazlası var.

Şimdi…

Normal şartlarda bir yatırım vizyonu düşünün lütfen.

Masaya konduğunda herkesin önündeki Excel kolon başlıkları benzerdir, değil mi?

Para, kur, risk, ortaklar, istihdam, teşvik, paranın geri dönüşü, çıkış…

Ama sanırım Türkiye’de ilk defa Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası bunların dışında müthiş insani başlıklar açtı Excelde Zonguldak için.

Yeme-içme, eğlence, kültür-sanat, gündelik yaşam, eğitim, spor ve tabii ki konaklama.

Anlatayım, ama önce şu vizyonu bir açayım size, çünkü asıl hikaye orada başlıyor.

Zonguldak yüz yıldan fazla bir süredir bu ülkenin enerjisini sırtında taşımış bir şehir.

Kömür.

Ama kömür artık eskisi gibi bol değil ve rezerv gün geçtikçe azalıyor.

Derken…

Şehrin menüsüne yepyeni bir ürün giriyor:

Karadeniz’de doğalgaz.

Ve tabii ki doğalgaz tek başına da gelmiyor sahneye.

Yanında açık deniz operasyonları, denizaltı altyapısı, teknik servis, lojistik, ileri mühendislik ve daha onlarca paydaş sektör de cabası.

Zamanında kömürün etrafında hayat kurmuş bir şehir Zonguldak…

Ki ne hayat…

Deniz kulüpleri, restoranlar, plajlar, tenis kortları, yemyeşil mahalleler, tek katlı evler ve daha neler neler; hem de biraz Türk, biraz da Fransız.

Şimdi sabahları bambaşka bir heyecanla uyanacak şehir.

Fitili ateşleyen evet belki doğalgaz ama, ‘asıl akıl’ doğalgazın planlamanın merkezi değil de parçalarından biri olması fikri.

Bu fikrin sahibi ise Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Demir.

Yüz yıldır tek tabanca olan kömürün hikayesini artıları ve eksileri ile bilen Metin Bey, o tartışmasız doğalgaz hamlesini bir satranç ustası edasıyla çoklamayı hedef koymuş.

Müthiş bir yetiştiricilik hamlesi, gözlere zarar bir üretim hamlesi ve bunların rüzgârında oluşacak müthiş bir ticaret vizyonu var kapıda Zonguldak adına.

Tabii ki 1900’lerin kömür ekosisteminden çok daha modern ve yine tabii ki çok daha bugünün dünyası ile entegre bir vizyondan bahsediyorum.

Bir bakalım doğalgazın etrafına neler eklenmiş.

Mesela Filyos.

Zonguldak’ın en büyük ve en somut kozu.

Limanı, serbest bölgesi ve sanayi siteleriyle en baştan tasarlanmış bir yapı düşünün.

Yani tek başına bir liman değil, Zonguldak’ın kimliğini kömürden alıp ileri imalata ve lojistiğe taşıyacak bir kaldıraç.

İstanbul’un en büyük derdi Zonguldak’a fırsat olmuş adeta.

Öyle ya,

Marmara onlarca yıllık sanayiden tıkanmışken,

Arazi pahalı, lojistik sıkışık ve çevre şartları İstanbul’u zorluyorken,

Doğal olarak sanayi de kendine yeni bir adres arıyorken,

Zonguldak hem İstanbul’a yakın, hem deprem riski düşük, hem de sanayi kültürü zaten iliklerine kadar yerleşik bir halde hazır kıta bekliyor vaziyette.

Yani demem o ki, sadece biten kömürü ve gelen gazı konuşacak bir şehir olmayacak artık Zonguldak; Marmara’nın taşan sanayisine kucak açabilecek bir şehir aynı zamanda.

Konumu da cabası.

İç Anadolu’nun ürettiğini Karadeniz üzerinden Avrupa’ya bağlayan bir kapı.

Üstelik öylesine bir ‘geçiş kapısı’ da değil, gelenin ve geçenin üstüne değer koyabilen bir yer.

İş bununla da bitmiyor.

Teknolojik sera tarımı, kurumsal hayvancılık ya da Karadeniz’in mis sularında kafes balıkçılığı derken şehrin topraktan olduğu kadar sudan da kurabileceği bir ekonomisi olduğunu görüyoruz.

Şimdi şu tabloya bir bakalım.

Enerji, sanayi, teknoloji, liman, lojistik, tarım ve balık.

Her biri, tek başına bile küçük bir şehri ayağa kaldırmaya yeter.

Ama hepsi bir arada, hem de aynı şehirde, akıllı ölçeklerde, hem de aynı anda…

Tadından yenmez.

İşte bunlarla Metin Bey’in o ‘merkez değil parça’ fikrinin ne demek olduğu çıkıyor ortaya.

Çünkü bu vizyonun her satırı, paranın Zonguldak’a nasıl geleceğini anlatıyor.

Ama…

Bir tek satırı bile, o parayla ya da o paraya Zonguldak’a gelen insanların şehirde nasıl, neden ve niçin kalacağını anlatmıyor.

Daha doğrusu anlatmıyor-du.

Bilbao’yu bilen ve Essen’i yaşayan biri olarak sadece yatırımı planlamanın bir şehre yetmeyeceğini, iyi kurgulanmış bir yatırım planlamasının yerli ya da yabancı yatırımcı için tabii ki lezzetli olduğunu, ama bunun paralelinde planlanabilecek kaliteli ve eğlenceli bir sosyal hayatın bir şehri ve misafirlerini nasıl bambaşka bir seviyeye taşıyacağını görmüş olmalı ki Metin Bey…

İşte o insani başlıkların altını da MSA doldursun istedi Oda aracılığı ile.

Ne yaptık peki, kısaca onu anlatayım.

Önce şehre, oraya yeni taşınacak bir yabancının gözünden bakmaya çalıştık.

Gelen insan nerede yer, nerede gezer, çocuğunu hangi okula yazdırır ya da akşam ne yapar, nerede eğlenir diye.

Gördüklerimizi sade bir dille geçen pazar yazmıştım, merak edenler için tavsiye ederim.

Burada ise sadece sonucu konuşalım istedim.

Gördüm ki Zonguldak’ın eli zaten dolu, yani hiçbir şeyi yoktan var etmeyeceğiz aslında orada, olanı canlandırsak ve modern hayata kazandırsak yeterli kanımca.

Atıl duran o tektaş Deniz Kulübü’nü on iki ay açık, yaşayan, cıvıl cıvıl bir mekâna çevireceğiz; gençler için de yetişkinler için de.

O canım Fener Mahallesi’ni, güzelim evleri, yemyeşil daracık sokakları ve o mücevher güzelliğinde işletmeleri, aslına sadık kalarak baştan yenileyeceğiz.

Dünyanın bildiği ve kaldığı A Tipi Misafirhane’yi, aynı açıldığı 1950’deki güzelliğine tekrar kavuşturacağız.

Girişindeki 1915 yapımı tarihi meslek lisesi 11 taşlı bir gerdanlık gibi, sadece parlatmak ve kullanmak yeterli olacak.

Üzülmez Kültür Vadisi’ni tasarımın, sanatın, kitabın, müziğin, yemeğin ve buluşmanın merkezi yapacağız.

Eşsiz güzellikteki Lavuar alanı için gençlere bir sürprizimiz var.

Velhasılıkelam…

Şehir içinde ve çevresinde:

Mütevazı fakat kaliteli restoran ve caféler,

Modern ve global meslek okulları,

Yepyeni tasarlanmış farklı spor ve kamp tesisleri,

Tarihi bina ve yerleşkelerin tekrar hayata döndürülmesi ile oluşturulacak eşsiz sosyal alanlar,

Mükemmel kurgulanmış bir aktivite takvimi,

Ve hep beraber becerebilirsek, biraz daha iyi bir şehircilik anlayışı.

Dahası da var da, buraya sığdırmaya kalksam yazı bitmeyecek.

Niyetimiz belli olsun yeter.

Zonguldaklının da yanımızda olduğunu geçen hafta toplandığımızda kalkan ellerden gördük.

Şimdi başa dönelim.

O yatırımcının doldurduğu kolonlar Zonguldak’a parayı getirecek.

Bizim doldurduğumuz kolonlar ise Zonguldak’ta hayatı değiştirecek.

Nasıl, keyifli değil mi?

{ “vars”: { “account”: “G-PS7CWR0GE0” }, “triggers”: { “defaultPageview”: { “on”: “visible”, “request”: “pageview”, “vars”: { “title”: “Name of the Article” } }, “clickOnHeader”: { “on”: “click”, “selector”: “#header”, “request”: “event”, “vars”: { “eventCategory”: “examples”, “eventAction”: “clicked-header” } } } }