Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, “İktidar göçmenlere sahip çıkıyorsa o zaman çalışma ve yaşama koşullarını normalleştirmeniz ve  iyileştirmeniz gerekir” dedi.

Genel Başkan Aslan, “AK Partinin ve Bakanlarının Zonguldak’taki  gelişmelerden haberi yok dersek bu gerçek olmaz. Haberleri var ama bir tercih söz konusu ucuz emek düşük ücretler” dedi.

Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Kaçak maden ocağında yakılarak öldürülen  Afganistan uyruklu Vezir Mohammed Nourtani’nin  Mahkemesi’nin takip etmek üzere  geldiği Zonguldak’ta Gazeteciler Cemiyetini ziyaret etti.

Zonguldak Gazeteciler Cemiyetinin 35. Olağan genel kurulunda göreve gelen yönetimi kutlayan Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Önemli açıklamalarda bulundu.

Genel Başkanı Seyit Aslan, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi, “ Bugün biz bu yakılarak kaçak maden ocağında öldürülen, katledilen Afganistan uyruklu Vezir Mohammed Nourtani duruşmasına da katılacağız.

Ama aynı zamanda Zonguldak'ta da hem gazeteci arkadaşlarımız hem sizleri ziyaret etmek, sendikaları ziyaret etmek üzere de burada bulunuyoruz.

Tabii bu Zonguldak bir emek kenti. Yani tarihinden beri gerçekten bir emek kenti ve bu emek kentinde yaşayan insanlarımızın daha insanca yaşaması, daha iyi koşullarda çalışması, buraya gereken önemin ve değerin verilmesi konusunda parti olarak da biz geçmişten beri burada bir çalışma sürdürüyoruz, bir mücadelenin içerisindeyiz.

Zonguldak TOKİ konutları ne zaman teslim edilecek? Zonguldak TOKİ konutları ne zaman teslim edilecek?

Zonguldak Türkiye tarihinde de kömür işletmeciliğinde çok önemli bir yeri var. Ama bugün baktığımızda iktidarlar tarafından giderek yer altındaki madenlerimizin, yer üstünde vahşi çıkarlan maden sahalarının özelleştirildiği, kapatıldığı, buradaki işçi alımlarının durdurulduğu, giderek kaçak ocaklar haline gelen bir dönemden geçiyoruz. Zongurlak'ta bundan çok fazlaca nasibini alan bir yer. Bu öldürülen Afganistan uyruklu Vezir Mohammed Nourtani kaçak çalıştırılan bir ocakta bir göçmen işçi. O açıdan buranın hem işin bir tarafı bu ocakların kaçak olması bir taraftan da kaçak işçilerin çalıştırılması boyutu var.

Bundan aslında iktidarın haberi var yok değil. Bugün AKP'nin buradaki Cumhurbaşkanlığı ya da onların bakanlarının buradaki gelişmelerden haberi yok dersek bu gerçek olmaz. Haberleri var ama bir tercih söz konusu ucuz emek düşük ücretler.

Güvencesiz çalıştırma esas olarak da sermayenin daha çok kazanacağı daha çok kar elde edeceği bir düzen, bir sistem var.

Bunun değişmesini istemiyorlar. Hem sermaye hem iktidar bunu istemiyor. O açıdan buradan esas olarak devletin, iktidarın bir an önce buradaki bütün ocakları denetlemesi burada hiçbir kaçak işçinin çalıştırılmasına izin vermemesi, buradaki işlerin çalışma ve insanca koşullarda üretim yapma koşullarının sağlanması konusunda adımların atılması gerekir.

Bir çağrımız olsun buradan hem iktidara hem muhalefet partilerine hem Zonguldak kamuoyuna. Biz bu çalışmanın, bu mücadelenin bir parçası olarak da görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmek üzere de uğraşıyoruz.

Şimdi artık göçmenler ya da mülteciler adına ne dersek diyelim, Türkiye'nin bir gerçekliği. Yani dünyanın çeşitli ülkelerinden özellikle Orta Doğu, Afganistan, İran, Irak'tan, Afrika'dan gelip Türkiye'ye yerleşen, buradan üçüncü ülkelere gitmek için Türkiye'yi bir geçici barınma alanı olarak kullanan milyonlarca göçmen var.

Biraz önce kömür alanındaki yani madenlerle kömür işletmelerindeki dediğim gibi bu aynı zamanda diğer sektörler açısından da böyle. İşte Antep'teki sermaye, özellikle oradaki işveren örgütleri eğer göçmenler giderse biz batarız diyorlar. Bunun bir nedeni var. Çünkü göçmenler daha düşük bir ücretle çalışıyorlar. Kayıt dışı çalışıyorlar. Vergi ödenmiyor bunlar adına. Bunlar adına sigorta primleri ödenmiyor. Uzun çalışma saatlerinde üretim yapmalarına rağmen asgari ücretin 3'te 2'si kadar bir ücretle ödüyorlar.

Böylesi ücretler veriliyor. O açıdan yani sermayeyle iktidarın ya da diğer siyasi partilerin göçmenlere bakış açısıyla bizimki çok farklı. Türkiye’ye  gelmiş buradan Avrupa'ya gitmek isteyen göçmenler var. Burada hayatlarını sürdürmek isteyen göçmenler var.

Bunun bir politika malzemesi olarak kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Yani seçim süreçlerinde biliyorsunuz Zafer Partisi'nden birçok partiye kadar bütün seçim boyunca argümanlarını göçmeler üzerinden gerçekleştirdiler. Bu doğru bir politika değil. Yani kabul edeceğimiz bir politika değil.

iktidarın sanki göçmenlere sahipleniyormuş gibi ifadeleri de gerçek değil. Yani eğer siz onlar gerçekten korumak istiyorsanız o zaman çalışma ve yaşama koşullarını normalleştirmeniz, iyileştirmeniz gerekir.

Bunu da bu politikalarla onların yaşadıkları sorunların üzerine örtüyorsunuz. Biz Avrupa Birliği'yle imzalanan geri gönderme anlaşmasını bütünüyle iptal edilmesini istiyoruz. Yani böyle bir anlaşma hem insan haklarına aykırı hem ulusal sözleşmelere aykırı bunun iptal edilmesi gerekiyor.

Türkiye işte bu geri gönderme anlaşması gereği Avrupa'dan dönem dönem  belirlenen kriterler uygulandığında paralar geliyor” dedi.