Önceki adıyla Zonguldak Endüstri ve Teknik Meslek Lisesi’nin sevilen öğretmenlerinden olan Yaşar Atay İzmir Buca’da kaybetti.
Aynı dönemlerde birlikte görev yaptığı Ahmet Güler, Yaşar Atay’ın ardından onu anlattı.
İşte Güler’in kalaminden Java Yaşar, Yaşar Atay

ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE HAYATINI KAYBETTİ
24-Kasım Cuma Öğretmenler Günü eski öğrencilerimden gelen kutlama mesajlarına bakarken gelen bir acı haber ile yüreğimde sanki bir alev yandı, içimin yağları eridi desem yeridir. Bir zamanlar birlikte görev yaptığımız (şimdiki adıyla Zonguldak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Metalurji Alan Öğretmeni) değerli bir dost YAŞAR ATAY’ı aynı gün sabah 09:05’de yitirmişiz.


 
ÖĞRENCİLERİ İLE GÜZEL BAĞLAR
Kendisini yakından tanıyanlara bir kez daha anımsatmak, tanıma fırsatı bulamayanlara da azıcık tanıtmak için geçmiş günlerden söz etmek istiyorum. 1980-1981 öğretim yılı sonunda Ankara Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda ilk yılımı tamamlamış olarak döndüğüm Zonguldak’ta yaz dönemini geçirirken, benimle aynı dönemde başlamalarına karşın Teknik Lise öğrencisi oldukları için 4. Yıllarını bitiren eski arkadaşlarımdan ikisi bütünlemeye kalmışlar, Eylül döneminde yapılacak sınavlara hazırlanıyorlardı. 
Bütünlemeye kaldıkları derslerinden biri de yitirdiğimiz dostumuz Yaşar ATAY olduğu için sınavlarla ilgili olarak okulda görüşmeye giderlerken ben de yanlarındaydım, ilk kez o günlerde tanıştık ve orada başlayan dostluğumuz hiç bitmedi. Hemen belirtmem gerekiyor, benim arkadaşlarım olan öğrencilerine sınavda çıkabilecek sorular ile ilgili genel bir bilgi vermenin dışında hiç bir şey söylemeyip esprili bir biçimde bizi yolcu etti.

NEDEN ASİ RUH
Asi Ruh diye başlık attım ya; bu ruhun O’nu yaşamının sonuna kadar bırakmadığını da yakından biliyorum. Bunun ilk bedelini stajyer olarak öğretmenliğe başladığı yılın sonunda ödedi, stajyerliği genel kabul gören öğretmenliğin dışında aykırı bir yaşam biçimine sahip olduğu için kaldırılmadı. Peki neydi O’nu aykırı yapan?
 Okula ünlü Java motosikleti ile gelip, kantin önünde ara gaz vererek motorunu bağırtmasıydı belki, öğrencileri ile arkadaş olabilecek kadar yakın olmasıydı belki de. Ne de olsa 12-Eylül Faşizmi her şeye boyun eğen öğrenciler istiyordu ve bu O’nun anlayışı ile hiç örtüşmüyordu.
12-Eylül faşizmi özgür düşünceye sahip öğrencilerin yetişmesini hiç istemiyor, dönemin öğretmenlerinden Türk-İslam sentezini benimsemiş, bu da olmazsa en azla gardop Atatürkçü’sü, uysal ve her şeye boyun eğen bir kuşak yetiştirmesini istiyordu. Bu anlayışı daha ilk yılında ret etmesi (bütün öğretmenlik yaşamı boyunca bundan ödün vermemesi) en büyük aykırılıklarından olsa da; sağlam bir Kemalist sol düşünceye sahip olması o günler için en büyük aykırılıktı.

Yılmaz ve Kıymaz ailelerinin mutlu günü! Yılmaz ve Kıymaz ailelerinin mutlu günü!

DERSİ KAYNATABİLEN BİR ÖĞRETMENDİ
Birlikte görev yaptığımız dönemde, O’nun asi ve aykırı tutumu kadar öğrencileri ile esprili ve yakından bir ilişki içinde olduğuna daha da yakından tanık oldum. 
İyi bir öğretmen olarak girdiği derslere her zaman hazırlıklı olduğunu, zaman zaman hepimizin yaptığı gibi öğrencilerin ders işlemek istemediği zamanlar, onlarla birlikte dersi kaynattıklarında espriler ile eğitimin bir parçası olarak yaşamın zorluklarını kendinden örnekler vererek anlattığını öğrencilerinden çokça duymuşumdur. 
Doğrusu bütün öğretmenlik yaşamımda ben de pek farklı sayılmazdım, öğrencilerin saçları ile ilgilenmektense beyinleri ile ilgilenmenin daha doğru olduğunu düşünürdüm. 
    
EFSANE SİYAH VOSVOS
Tutkuyla kullandığı Java motosikletinden sonra aldığı kaplumbağasını da aynı tutkuyla sevdiğini, O’nu tanıyan herkes gibi ben de çok iyi biliyorum. 
Bu ünlü Vosvosunun egzoz susturucusunun içini boşalttırmıştı, gaza basıldığında çıkarttığı ses ile nasıl mutlu olduğunu yüzünde tatlı bir gülümseme ile sık sık anlattığını hiç unutmam. Hatta bu sesin -özellikle- uzun yolda kendisini rahatsız edip etmediğini sorduğumda, bu sesin kendisine Mozart dinliyormuş gibi huzur verdiğini söylemişti. 

KOZLU VE ZONGULDAK’A KÜS YILLAR
Ailesine nasıl değer verdiğini, eşine ve çocuklarına nasıl bir tutkuyla bağlı olduğunu yakından bilen biri olarak, Zonguldak’tan ayrılma kararını verdiğinde gerçekten üzülmüştüm. Çok sevdiği Kozlu ve Zonguldak’a vedasının nedenlerinden biri de buydu. Öylesine küsmüştü ki birilerine, kendisini yakından tanıyan biri olarak söylüyorum; sanırım içinden hiçbir zaman onları bağışlamadı, belki de bu yüzden atandığı İZMİR’den bir daha geri dönmedi ve son durağı olan BUCA’da yaşama gözlerini yumdu.
    Sevgili dostum; ASİ RUH’unu taşıyan, içten içe yorgun bedenini yattığın toprak incitmesin, nur içinde yat. Çok sevdiğin ailene, bütün sevenlerine sabırlar diliyorum; hepimizin başı sağ olsun…