Zonguldak Akademik Odalar Birliği’nden (ZAOB) yapılan açıklama şöyle: “Zonguldak’ta 21 Ekim 2026 tarihinde Merkez ilçemiz Meşrutiyet Mahallesi Sütliyen Sokak’ta meydana gelen bina çökmesi sonucu bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesi, bir vatandaşımızın ise yaralı olarak kurtarılması hepimizi derinden üzmüştür.
Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyor, yaralı vatandaşımıza acil şifalar temenni ediyoruz. Olayın ardından bölgede güvenlik önlemleri alan, arama kurtarma çalışmalarını yürüten tüm ekiplere teşekkür ediyoruz.
Ancak yaşanan bu acı olay, yalnızca bir binanın çökmesi olarak değerlendirilmemelidir. Bu olay; yapı güvenliği, kentsel dönüşüm, yapı ve zemin ilişkisi, inşaat ve yıkım faaliyetlerinin denetimi ile
kentlerimizin afetlere karşı dayanıklılığı konularını bir kez daha gündemimize taşımaktadır.
Zonguldak, kendine özgü topoğrafyası, eğimli arazileri, heyelan riskleri, madencilik faaliyetlerinin zemin üzerindeki olası etkileri ve yaşlanan yapı stoku nedeniyle kent güvenliğinin bilimsel veriler ve mühendislik ilkeleri doğrultusunda ele alınmasını gerektiren bir şehirdir.
Kent güvenliği, olay meydana geldikten sonra alınan tedbirlerle sınırlı kalmamalı; riskler oluşmadan önce tespit edilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.
Bu çerçevede ZAOB olarak aşağıdaki hususların önemle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz:
1. Olay tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır.
Çökme olayının nedeni, varsa yıkım çalışmalarıyla ilişkisi, yapı özellikleri, zemin koşulları ve olası kusur ya da ihmaller; bağımsız, bilimsel ve teknik incelemeler sonucunda ortaya konulmalıdır.
Sorumluluklar, hukuki süreç ve bilirkişi değerlendirmeleri tamamlanmadan herhangi bir kişi veya kurumu peşinen suçlayıcı bir yaklaşım benimsenmemelidir.
2. Riskli yapı ve alanlar için kapsamlı tarama yapılmalıdır.
Özellikle eski yapıların bulunduğu, bitişik nizam yapılaşmanın yoğun olduğu, yıkım ve kazı
çalışmalarının yürütüldüğü, zemin hareketleri bakımından risk taşıyan bölgeler önceliklendirilerek gerekli teknik incelemeler gerçekleştirilmelidir. Riskli olduğu belirlenen yapılar ve alanlar için
gecikmeksizin uygun güvenlik tedbirleri alınmalıdır.
3. Yıkım, kazı ve inşaat faaliyetlerinin denetimi güçlendirilmelidir.
Yıkım ve kazı işlemlerinin komşu yapılara, zemine ve çevre güvenliğine etkileri işlem öncesinde değerlendirilmelidir. Gerekli teknik projelerin hazırlanması, yetkin meslek mensuplarının sürece katılımı, uygulamanın projeye uygunluğu ve etkin saha denetimi titizlikle sağlanmalıdır.
4. Zonguldak’a özgü riskler bilimsel verilerle değerlendirilmelidir.
Kentimizin topoğrafik özellikleri, heyelan tehlikesi, zemin koşulları ve madencilik faaliyetleriyle ilişkili olabilecek etkiler bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. İlgili kurumların, üniversitelerin ve meslek odalarının katkısıyla güncel risk haritaları hazırlanmalı; imar, yapılaşma ve afet yönetimi kararları bu veriler doğrultusunda şekillendirilmelidir.
5. Meslek odalarının bilgi ve deneyiminden yararlanılmalıdır.
Mimarların, mühendislerin ve ilgili uzmanlık alanlarındaki meslek mensuplarının bilimsel ve teknik birikimi, kent güvenliğinin sağlanmasında önemli bir kaynaktır. Yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları ile meslek odaları arasında sürekli, şeffaf ve kurumsallaşmış bir iş birliği mekanizması oluşturulmalıdır.
6. Kentsel dönüşüm, insan hayatını merkeze alan bir anlayışla yürütülmelidir.
Kentsel dönüşüm yalnızca yapıların yenilenmesi veya fiziksel çevrenin değiştirilmesi olarak görülmemelidir. Öncelik, can güvenliğinin sağlanması; riskli yapıların tespit edilmesi ve
vatandaşlarımızın güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir konutlarda yaşamalarının güvence altına alınması olmalıdır. Bu süreçte kamu yararı, sosyal adalet ve bilimsel planlama temel ilkeler olarak benimsenmelidir.
Unutulmamalıdır ki güvenli kentler, yalnızca sağlam binalarla değil; doğru planlama, nitelikli mühendislik, etkin denetim, şeffaf yönetim ve kurumlar arası iş birliğiyle inşa edilir.
Zonguldak Akademik Odalar Birliği olarak, yaşanan olayın aydınlatılmasını, gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınmasını ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için kalıcı önlemler geliştirilmesini
önemsiyoruz. İlgili kurumları, meslek odalarını, bilim insanlarını ve yerel yönetimleri ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz.
Yaşam hakkının korunması, kentlerimizin güvenliğinin sağlanması ve kamu yararının gözetilmesi konusunda üzerimize düşen bilimsel, mesleki ve toplumsal sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.”





