1.Dünya Savaşı sonrasında tamamen hakimiyetini kaybeden Osmanlı Devletini parçalamak ve aralarında taksim yapmak maksadı ile ilk hedef, devletin yönetiminin olduğu İstanbul’un işgali idi.

İstanbul’u hakimiyeti altına alan İngilizler, Sevr anlaşmasında çizilen haritayı uygulamak için aralarında anlaşmıştı.

İşgal kuvvetlerinin en önemli hedeflerinden biri de Zonguldak idi. Anadolu’da tek taşkömürü yatağının ivedilikle ele geçirilmesi , Anadolu’daki milis kuvvetlerinin ihtiyacı olan kömürü engellemek, buradan kömürün sevk ve idaresini kontrol altına alınması şarttı. Bu nedenle bizzat Osmanlı Sarayından alınan onay ile Fransızlar Zonguldak’a çıkarma yaptılar.

Bütün bu gelişmeler Kurtuluş Savaşının başkomutanı ve koordinasyonun başı olan Mustafa Kemal Paşa tarafından takip ediliyordu.

Anadolu’nun dört bir tarafında kurulan Müdafa-i Hukuk Cemiyeti mensupları ile telgraflar vasıtası ile iletişimde olan Mustafa Kemal; bölgede görev yapan komutanlara ne yapmaları konusunda emirlerini telakki ediyordu .

Zonguldak’ın kurtuluşunda önemli rol oynayanlardan biri de Tunalı Hilmi idi. 1919 yılında Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı olan Tunalı Hilmi , 1920’de İstanbul'un İtilaf Kuvvetleri tarafından işgal edilip meclis çalışamaz hale gelince Anadolu'ya geçerek Büyük Millet Meclisine katıldı.

Dolmuş zammında flaş gelişme! Yetki Zonguldak Belediyesi’nde! Dolmuş zammında flaş gelişme! Yetki Zonguldak Belediyesi’nde!

Düzce Ayaklanmasının bastırılmasında ve Karadeniz Ereğli'sini işgal etmek isteyen Fransızlara karşı direnişin örgütlenmesinde görev aldı. Bölgede Müdafa-i Hukuk Cemiyeti örgütü kurulması ve mücadelesine katkı sağlamıştır. Tunalı Hilmi daha sonra Zonguldak’ın ilk milletvekili olmuştur.

Fransızların Zonguldak’a asker çıkarmasından sonra , onlara ilk postayı koyan İpsiz Recep idi. “İpsiz” lakabı ona, işsiz güçsüz ,başıboş gezmesinden dolayı verilen lakap idi. O yıllarda hamalların üstünde mutlaka ip bulunduğundan , en aşağı düzeyde bir iş kolu olan hamalların bile ipleri olması, onun olmamasına atıf ile işsiz güçsüz gezenlere ipsiz denilmiştir. Oysa İpsiz Recep kaçak kömür işi yapmaktadır. Bu yüzden sık sık Zonguldak’a gelerek , sokaklarında dolaşırdı. Bir gün bir cuma namazı çıkışı Yeni Cami civarlarında devriye gezen Fransız askerlerine posta koydu. Onlara Laz İsmail ile birlikte saldırdı. Fakat askerler takviye birlik çağırarak İpsiz Recep ve Laz İsmail'i tutukladılar.. Bu olay belki de Zonguldak’ta Fransızların niyetinin sanıldığından çok farklı olduğu anlaşılmasını sağladı. İpsiz Recep'in de daha sonra kuracağı 150 kişilik çetesinin de başlangıcı oldu. İpsiz Recep’in çetesi bölgede işgal kuvvetlerine çok büyük zayiatlar vermiştir.

Zonguldak’ın işgalden kurtulmasında belki de en önemli hamleyi yapan Zonguldak-Bartın ve Havalisi Cepheleri Komutanı Albay Cevat Rıfat Bey’dir. Bartın Cezaevinde bulunan tutukluları çıkartarak bölgede milis kuvvetleri oluşturması, Zonguldak’taki Fransızların Filyos Vadisine çıkartmayarak yayılmalarını engellemesi ve Kurtuluş Savaşı’nın ilerleyen safhalarında kazanılan savaşlarla, Fransızların Zonguldak’ta artık güvende olmayacağı kanısını , baskıları ile hissettiren Cevat Rıfat Bey , daha sonra İstiklal madalyası ile ödüllendirildi.

Zonguldak’ın Kurutuluş Savaşı’ndaki en önemli olaylarından biri de Alemdar gemisi olayı idi. Kurtuluş Savaşının tek deniz savaşı Zonguldak'ın önlerinde gerçekleşti.

1921 yılının ilk günleri. Anadolu’da büyük fedakarlıklarla yapılan mücadelede, cephane eksiği kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. Rusya’dan alınabilecek silahları taşımak için kullanılan küçük takalar hem yetersiz kalıyor hem de gidiş gelişleri uzun zaman alıyordu.

Ankara, Karadeniz’den yapılacak nakliyatı sağlayacak bir geminin İstanbul’dan kaçırılmasını kararlaştırdı. Seçilen gemi alemdar römorkörü idi. Alemdar silahlanmaya uygun büyük bir tekneydi. İstanbul’daki teşkilat sayesinde, Deniz Yüzbaşısı Adil Bey geminin çarkçıbaşılığını üstlendi, personel de güvenilir kimselerden seçildi ve Alemdar'ın İstanbul’dan kaçırılma planlan hazırlandı. Gemi Zonguldak açıklarına geldiğinde pusu kuran Fransız gemisi ile karşılaştı. Aralarında çatışma çıktı. Bu çatışmada geminin dümeninde olan Recep Kahya vurularak şehit düştü.

Alemdar Gemisi olayı asıl geminin Ereğli Limanına çekilmesinden sonra yaşanan gelişmeler Zonguldak’taki kurtuluş mücadelesinin gelişmesi açısından daha önemlidir. Fransızlarla yapılan esir pazarlıklarında bir çok taktik geliştirerek halkın ve ordunun güveni kazanılmıştır.

Daha ismini sayamadığımız bir çok bilinmeyen kahramanları vardır. Bunlardan biri de Zonguldak’a 1917’de doktor olarak atanan Nihat Arkat‘tır. Fransızlar, Zonguldak‘ı işgal edince , kendisi de Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine katılır. Hükumet Konağı henüz İstanbul'a bağlı olduğu için ve Fransızlar İstanbul'dan bizzat icazet alarak Zonguldak‘a asker çıkardığından dolayı ,hükumet tabipliğinden ayrılır. Zonguldak Belediyesine geçer. Buradan da anlıyoruz ki ; belediye ile diğer kurumlar ayrı taraflarda. Zonguldak Belediyesi Mustafa Kemal tarafında olduğu anlaşılıyor,

Kurtuluş Savaşı sırasında Derviş Nihat Arkat, Zonguldak Limanı'na gelen İtalyan ve Fransız gemilerinde Müslüman olan askerlerle gizli gizli iletişime geçerek; onlarla iş birliği yapıp, silah ve mühimmat tedarik etmeye başlar.

Bu silahlar ilk önce Zonguldak Limanı'na gelen kömür gemileri ile gizli gizli İnebolu'ya, oradan da Kuvva-i Milliye ordusuna gönderilmekteydi. Silahlarla birlikte kaçak yollarla kömür de yollanıyordu.

Zonguldak‘ın yönetimi Fransızların kontrolünde olduğundan, devlete ait kurumlarda, İstanbul‘un gönderdiği Padişah'a bağlı memurlar vardır.

Zonguldak‘ta görev yapan bir maliye memuru , Dr. Nihat Arkat‘ın Anadolu‘ya Mustafa Kemal’in askerlerine silah kaçırdığını öğrenince telgraf ile İstanbul'a şikayet eder. Hemen 15 arkadaşı ile birlikte haklarında idam kararı çıkınca ,o sıralarda daha güçlü örgütlenen Devrek Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine sığınırlar. Orada Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin başında Müftü Abdullah Sabri Efendi vardır.

Devrek Müftüsü Abdullah Sabri Efendi , Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin Zonguldak’ta kurulmasında öncülük yapan ve Zonguldak halkını saraya değil de Ankara’ya destek vermesi gerektiğini , hocalık sıfatını da kullanarak anlatması çok önemli bir hamle idi. Böylelikle o dönem için Zonguldak’taki Osmanlı Sarayına bağlı bürokratlarının etkisini azaltmış oldu. Daha sonra Düzce Ayaklanmasını bastırmak için orduya katıldı.

Bütün bu sürecin sonunda Fransızlar 21 Haziran 1921 Salı günü Zonguldak’ı terk etmek zorunda kaldılar.