Zonguldak Tabip Odası, doktor Ersin Arslan'ın ölüm yıldönümü nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Tabip Odası Yönetimi, sağlıkta şiddetin doğrudan ya da dolaylı olarak körüklendiği sistemi kabul etmediklerini belirterek; “Mesleğimizin şiddetle kuşatılan değil karşılıklı güven içeren bir sağlık ortamında yürütülebileceğini,“Sağlıkta şiddet sona Ersin!” sloganının ancak dayanışma ile hayata geçebileceğini biliyoruz.Bu nedenle sağlıkta şiddetin sebeplerini sorgulamaya, anlamaya, anlatmaya ve çözüm politikalarımızın hayata geçirilmesi için çalışmaya devam ediyoruz” dedi.
YAPILAN AÇIKLAMA ŞU ŞEKİLDE:
“Şiddetsiz Bir Sağlık Sistemi, Şiddetsiz Bir Hekimlik Ortamı,
Şiddetsiz Bir Ülke Mümkün ve Zorunludur!
Kıymetli meslektaşlarımız, sağlık çalışanları ve basın mensupları;
İlk olarak Dr. Ersin Arslan’ın Aramızdan Ayrılışının 14. Yılında, Dr. Ersin Arslan, Dr. Göksel Kalaycı, Dr. Ali Menekşe, Dr. Kamil Furtun, Dr. Fikret Hacıosman, Dr. Ekrem Karakaya ve Sağlıkta Şiddet Nedeniyle Kaybettiğimiz Tüm Sağlık Çalışanlarını Saygıyla Anıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen vahim okul saldırıları, şiddetin her türünün önüne geçilmesi için acilen önlemler alınması gereğini bir defa daha en acı biçimde göstermiştir. Bu vesile ile saldırılarda hayatını kaybeden öğretmenlerimizi ve evlatlarımızı anıyor, ailelerine sabırlar diliyoruz.
Yaşamının baharında, mesleğinin başında genç bir hekimin, Dr. Ersin Arslan’ın ailesinden, sevdiklerinden, hastalarından, hayallerinden acımasızca koparılmasının üzerinden tam 14 yıl geçti.
Türk Tabipleri Birliği tarafından Dr. Ersin Arslan’ın aramızdan ayrıldığı 17 Nisan’ı “Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü” ilan edilerek; bu kapsamda her yıl düzenlenen anma etkinliklerinde ve basın açıklamalarında hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik tırmanan şiddete dikkat çekmeye çalışıldı.
Ne yazık ki yaşanan olumsuzluklara ilişkin yapılan tüm bu çağrılar ve uyarılar uygulanan sağlık politikalarında gerekli karşılığı bulmadı. Sonuç olarak sağlıkta şiddet daha da tırmandı, “Artık doktor dövebiliyoruz” sözü bir övünç kaynağına dönüştü, katledilen hekimlere ve sağlık çalışanlarına yenileri eklendi.
Bu toplumun bir parçası olan hekimler ve sağlık çalışanları, yaşadıkları tüm olumsuzluklara rağmen görevlerini büyük bir özveriyle sürdürmeye çalışmaktadır. Tedavisi için uğraşılan ya da ameliyatı yapılan bir hasta veya o hastanın yakını tarafından yapılan saldırı da, bu saldıralar sonucunda sağlık çalışanlarının hayatlarını kaybetmesi de kabul edilemez, kanıksanamaz. Her gün birçok sağlık merkezinde yaşanan mobbing, tehdit, hakaret ve fiziksel saldırıya varan şiddetin her türlüsünü durdurmaya kararlıyız. Sağlıkta şiddet bir yandan hekimlerin ve Sağlık çalışanlarının can güvenliğini tehdit ederken, aynı zamanda sağlık hizmeti sunumunu da engeller hale gelmiştir. Bu durum, sürdürülebilir, kabul edilebilir, katlanılabilir değildir!
Türk Tabipleri Birliği Şiddet Çalışma Grubu yürütücülüğünde 3-20 Mart 2026 tarihleri arasında ülkemizin 69 ilinden 1105 hekimin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre:
Hekimlerin %59,3’ü (648 hekim) bugüne kadar çalışma yerinde şiddete uğradığını ifade etmiştir.
Hekimlerin %57,7’si (638 hekim) psikolojik şiddete (sözlü taciz, zorbalık, taciz ve tehditler); %21,7’si (240 hekim) fiziksel şiddete (dayak, tekme, tokat, bıçaklama, ateş etme, itme, ısırma vb.) maruz kaldığını belirtmiştir. Her iki şiddet türünde de hastalar ve hasta yakınlarının en sık fail; acil servis ve polikliniklerin ise en sık şiddet ortamları olduğu saptanmıştır.
İş yerlerinde şiddetin önlenmesi kapsamında: Hekimlerin %66,2’si (732 hekim) güvenlik önlemlerinin (ör. Kapılara X-ray cihazı, güvenlik görevlileri, metal dedektörler, kameralar, panik butonları, alarmlar) mevcut olmadığını; %70,1’i (775 hekim) çevrenin iyileştirilmesine yönelik (ör. Aydınlatma, mahremiyet) düzenlemelerin olmadığını; %82,8’i (915 hekim) genel erişim kısıtlamasının (ör. ziyaretçi kontrolü) olmadığını; %94,3’ü (1042 hekim) daha önce agresif davranışlar gösteren şiddet eğilimli veya faili hasta/başvuranların farkında olmak için sistemde bir kayıt mekanizması olmadığını; %80,1’i (885 hekim) iletişim/çatışma yönetimi gibi konularda personel eğitimi düzenlenmediğini belirtmiştir.
Hekimlerin %88,5’i (970 hekim) çalışma yerinde şiddet konusunda endişeli olduğunu ifade etmiştir.
Hekimlerin %91,4’ü sağlıkta şiddetle ilgili yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı kanaatindedir. Araştırmaya katılan hekimlerin neredeyse tümü caydırıcı yasal düzenlemeleri ivedilikle talep etmektedir.
17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde bir kez daha söylüyoruz:
Sağlığın meta, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının köle, hastaların müşteri haline getirildiği;
Birinci basamak sağlık hizmetlerinde koruyucu sağlık politikalarından uzaklaşıldığı, aile sağlığı merkezlerinde sağlıklı ve güvenli koşulların sağlanamadığı;
Şehirlerin merkezlerindeki hastaneler birer birer kapatılırken, uzak noktalara konumlandırdıkları şehir/şirket hastaneleri ile tüm yurttaşların geleceğinin çalındığı;
Üniversite hastanelerinin ve tıp eğitiminin her anlamda niteliksizleştirildiği;
Randevuların alınamadığı, alınabildiğinde ise muayenelerin beş dakikaya sıkıştırıldığı, ameliyatların yapılamadığı, hastalıkların önlenemediği, sağlık hakkının yok sayıldığı;
Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının güvencesiz-güvensiz çalışma koşullarıyla ve mesleki özerkliğe yapılan müdahalelerle kuşatıldığı, tükenmişliğe itildiği, istifaya ve göçe zorlandığı;
Şiddetin doğrudan ve dolaylı yollarla körüklendiği ve olağanlaştırıldığı
Bir Sağlık Sistemini Kabul Etmiyoruz!
Türk Tabipleri Birliği ve Zonguldak Tabip Odası olarak; mesleğimizin şiddetle kuşatılan değil karşılıklı güven içeren bir sağlık ortamında yürütülebileceğini, “Sağlıkta şiddet sona Ersin!” sloganının ancak dayanışma ile hayata geçebileceğini biliyoruz. Bu nedenle sağlıkta şiddetin sebeplerini sorgulamaya, anlamaya, anlatmaya ve çözüm politikalarımızın hayata geçirilmesi için çalışmaya devam ediyoruz.
Performans sisteminin kaldırıldığı, ekip çalışmasının odağa alındığı, nitelikli bir çalışma düzeninin hakim olduğu;
Randevuların her hastaya yeterli süre ayrılacak şekilde düzenlendiği;
Sağlık kurumlarında yeterli sayıda, güvenceli sağlık çalışanının görevlendirildiği;
Sağlık kurumlarında güvenli çalışma koşullarının sağlandığı;
Merkezi şikayet hatlarının kaldırıldığı;
Acil servislerde sadece acil hastalara hizmet verildiği;
Sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik TTB’nin hazırlayıp Meclis’e sunduğu ve caydırıcı düzenlemelerin olduğu yasa teklifinin hayata geçirildiği
Bir Sağlık Sistemi İstiyoruz!
Şiddetsiz bir sağlık sistemi, şiddetsiz bir hekimlik ortamı, şiddetsiz bir ülke mümkün ve zorunludur!”




