YAŞAM

Türkiye’de Cinsiyet Eşitsizliği: Nedeni Ne, Neler Yapılabilir?

Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği konusu, toplum genelinde bilindiği üzere yalnızca kadın ve erkek arasında olan eşitlik mevzusu değildir. Cinsiyet eşitsizliği, insanların cinsiyetlerine göre toplum içinde çeşitli konularda uğradığı ayrımcılıktır.

Abone Ol

Türkiye’de Cinsiyet Eşitsizliği: Nedeni Ne, Neler Yapılabilir?

Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği konusu, toplum genelinde bilindiği üzere yalnızca kadın ve erkek arasında olan eşitlik mevzusu değildir. Cinsiyet eşitsizliği, insanların cinsiyetlerine göre toplum içinde çeşitli konularda uğradığı ayrımcılıktır. Bu ayrımcılık hem kadınlara hem erkeklere yapılmaktadır.

Bilindiği üzere kız çocuklarının ve kadınların yaşadığı ayrımcılık günlük hayatın her yerindedir. Kadınların, erkek egemen sistemin içerisinde uğradığı haksızlıklar, ayrımcılıklar, önyargılar vs. çok daha fazla ve bilindik bir durumdur. Bu yüzden, toplumsal cinsiyet eşitliği arayışındaki hak savunucusu olan kadınlar bu nüfusun içerisinde çok büyük yer ediniyor.

Cinsiyet eşitsizliği mevzusu dünyanın maalesef her yerinde var. Ancak bu ayrımcılıklara uğrama ve haksızlıklar kültür farkından da değişiklik gösteriyor. Yani bugün, dünyanın bir yerinde cinsiyet eşitliğinde daha iyi durumda olan bir ülkedeki hak savunucularının arayışı ile gelişmemiş, çağ dışı sistemde yaşayan hak savunucularının arayışı aynı statüde olmayabilir. Ancak gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler arasındaki ortak nokta 21. yüzyılda bile hala aynı, cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadeledir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Toplumsal cinsiyet demek, toplum içinde kadın ve erkeğe ayrı ayrı rollerin ve sorumlulukların yüklenmesidir. Erkeğin yapması gereken işler, davranışlar ile sırtına yüklemesi gereken sorumluluklar ayrıdır. Kadının yapması gereken işler, davranışlar ile üstlenmesi gereken sorumluluklar ayrıdır. Bu bilinç sistemi ve çocukluktan aşılanan roller ile sorumluluklar ile eşit haklara sahip olmayan bireyler yetişiyor.

Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği sorununu kabul etmeyen kesim, yukarıda belirtilen ve toplumun her kesiminde farklı olarak görülen “cinsiyete dayalı görev” baskısından çıkmayanlardır. Bu tarz yetişme şekli, aile baskısı, günlük hayatın içerisinde bireylerin karşılaştığı ayrımcılıkları görmezden gelmesi, eşitsizliğin virüs gibi yayılmasına neden oluyor.

Cinsiyet eşitsizliğinden bahsederken yalnızca kadın-erkek arasında olan durumdan bahsedildiği zannedilmesin. Çünkü toplumsal cinsiyet eşitsizliği hem kadın-erkek cinsiyetleri arasında hem de cinsel yönelim konusunda yaşanan ortak bir meseledir. Cinsiyet kimliği değişimi ve cinsel yönelimi ile toplum içerisinde; işte, okulda, evde ve sokakta ayrımcılığa uğramak toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin durumlarından biridir.

Türkiye’de Cinsiyet Eşitsizliği Nedeni Nedir?

Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği nedeni tüm dünyada olduğu gibi, bireylerin ve özellikle kadınların geçmiş yıllardan gelen erkek egemen sistemin bir soncudur. Bilindiği gibi eski yıllarda kadınların şimdiye oranla çok daha kötü şartlarda yaşam sürdüğünü; yani daha az hakka sahip olması, toplumda söz sahibi olmaması, hane içerisinde bile konuşturulmaması gibi birçok sıkıntılar söz konusuydu. Halen günümüzde bunun gibi çağ dışı baskı ve haksızlığı yaşayan kesim maalesef bulunuyor.

Yaşanılan ağır baskılı hayatlar, cinsiyet rolleri ve ataerkil düzenin zorunlu kılmaya çalıştığı toplumsal düzen cinsiyet eşitsizliği nedenidir. Eşitliği yakalamak adına, sosyal ve politik hakların bazıları alındı ancak uygulama konusunda erkek egemen toplumun yöneticileri bu konularda hala ayrımcılık uyguluyor. Erkeklerin sosyal ve politik avantajlarının daha yüksek olduğu kültürel anlayış sadece Türkiye’de değil tüm dünyada neredeyse aynıdır. Bu avantajın, avantaj olmaktan çıkıp kadınların da aynı saygınlıkta toplum içinde sosyal ve politik haklarını kullanması ile eşitliğin kurulması gerekiyor.

Kadın-Erkek Eşitsizliği

Günlük hayatın içinde de olmak üzere hayatın her yerinde ve her alanında Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği ile ilgili ayrımcılıklara uğranıyor. Bu eşitsizliğin nedenleri sosyal kültürel olgulardan geliyor. Bu durumun temel sebebi ise kadın ve erkek arasında olduğu için kadın-erkek eşitsizliği bir kavram olarak hayatımızda yer ediniyor.  

Kadınların bu dünyada ve dünyanın her yerinde aynı derecede, erkeklerle eşit haklara sahip olma çabası geçmişten gelen ve halen süren eşitsizlikler yüzündendir. Bazı haklar alındı, bazıları satıldı. Alınan haklar ile kadınlar bugün söz sahibi olmaya değer yer edindiler. Ancak bulundukları yüksek konumlarda bile hala sadece cinsiyeti yüzünden önyargı, haksız eleştiri, yaftalamaya uğrama, gerekli saygıyı görememe gibi durumlarla karşı karşıya kalınıyor.

Türkiye’de Cinsiyet Eşitsizliği İçin Neler Yapılabilir?

Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği yaratan nedenlerin detaylı incelenmesi gerekir. Yanlış ve cinsiyetçi kalıpların kullanılması, cinsiyet ve cinsel yönelime karşı yaklaşımlar gibi değiştirilmesi ve evrimleştirilmesi gereken toplumsal yargılar vardır. Bu yargıların ortadan kaldırılması için öncelikle özgürlükçü düşüncenin topluma öğretilmesi gerekir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Aile Bakanlığı

Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği konusunda bahsi geçen yargıların üstesinden gelmek ve sonuçlandırmak için ülkenin ekonomi, eğitim vs. konularında yaşanan sıkıntılara aranan çözüm süreci ile eş değer bir çalışma gereklidir. Abartıyor muyuz? Hayır, tabi ki abartmıyoruz. Çünkü bu konuda adım atarak bakanlıklarında alan yaratan veya bakanlığın adında da bunu belirterek çalışmalar yapan ülkeler vardır.

Bunlardan halk içinde en çok bilinen örneği Güney Kore’den geliyor. Güney Kore’de Cinsiyet Eşitliği ve Aile Bakanlığı (Ministry of Gender Equality and Family) 28 Şubat 1998 yılında Kadın İşleri Cumhurbaşkanlığı Komisyonu olarak kurulmuştur. Bakanlık ise 29 Ocak 2001 tarihinde kurulmuştur ve faaliyet halindedir.

Cinsel yönelim ve cinsiyet eşitsizliği kapsamında bireylerin haklarını yaşaması adına birçok ülke resmi açıdan harekette bulunmuştur. Bakanlıklarda, meclislerde halkın temsilcileri arasında hak savunucuların olması çok büyük fark yaratır. Bu fark, olumlu açıdan topluma nüfuz eden değişiklerin yapılmasını sağlatır.

Cinsiyet ve Cinsel Yönelim Eşitliği Hakkında

Kadınların, erkeklerin ve sadece cinsel yönelimi yüzünden cinsiyet eşitsizliği üzerinden ayrımcılıklara maruz kalan herkes adına hareket etmek öncelikli adımdır. Toplumda herkes her insani, sosyal ve politik hakkına sahip olup o haklarını özgürce yaşayabilmelidir.

Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği olaylarını aşabilmek için hak savunucusu kimsenin başka kimseyi dışlamaması ve ona ayrımcılık tanımaması gerekir. Çünkü toplum, sadece kadına değil, erkeğe de eşcinsel ve trans bireylere de farklı baskılar ve ayırıcı hareketler uyguluyor.

Kadın-erkek eşitliği kavramı hayata ve günlük dile oturdu denmişti. Bu kavram içerisinde, cinsel yönelimi ile farklı ve olumsuz tavırlarla karşı karşıya kimsenin kalmaması gerekiyor. Kadın ve erkek eşitliği savunuluyor ve isteniyor ise öncelikle istenen bu hakkın ve eşitliğin ne olduğu hakkında insanların bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Yukarıdaki bağlantıları yapmak ve eşitsizliği araştırmak çoğu insana ağır gelen bir iş olabilir. Bunun nedeni araştırdıkça, öğrendikçe, mantıklı hareket etmeye çalıştıkça gerçeğe yaklaşıyorsunuz. Bu gerçek ve yaşanılan haksız durumlar, olaylar ile birlikte Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği sorunun ne denli ciddi derecede olduğunu herkes kabul edemiyor. Başlangıç noktası belki de burasıdır. Yani asıl mesele, cinsiyet eşitsizliği sorunlarının büyüklüğünü ve gerçekliğini kabullenmektir.

Ataerkil Kalıplar

Ataerkil toplumun günlük hayatında kullandığı bazı kalıplar ve tavrılar aslında bir neslin yaşama biçimine kadar etki ediyor. Cinsiyet eşitsizliği açısından yaratılan ya da ortaya çıkan kavramlar, küfürler, davranışlar, yüklenen sorumluluklar vs. etki alanı geniş ve değerlidir. Bu tarz gündelik davranış ve sözlerin değişmesi ile eşitlik açısından çok büyük fark yaratılmış olur.

Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği açısından günlük dile yerleşmiş ve bazen fark edilir bazen fark edilmez şekilde kalıplar kullanılıyor. Bu kalıplar ailede öğreti şeklinde çocukluktan bireye dayatılıyor. Erkeklerin toplum içinde sert duruşta olması ile kadınların sessiz duruş sergilemesi gibi dayatmalardan vazgeçilmelidir. Ancak bu şekilde hem kadınlar hem de erkekler için cinsiyetçiliğin son bulduğu bir dünya inşa edilebilir.

{ “vars”: { “account”: “G-PS7CWR0GE0” }, “triggers”: { “defaultPageview”: { “on”: “visible”, “request”: “pageview”, “vars”: { “title”: “Name of the Article” } }, “clickOnHeader”: { “on”: “click”, “selector”: “#header”, “request”: “event”, “vars”: { “eventCategory”: “examples”, “eventAction”: “clicked-header” } } } }