Türkiye Taşkömürü Kurumu’ndan (TTK) Emekli Genel Müdür Müşaviri, Maden Mühendisi Şenol Avcı, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun Dünü ve Bugünü başlıklı yazı kaleme aldı.
Avcı, yıllardır hedeflenen üretim rakamlarına neden ulaşılamadığını sorarak; “Bu kadar destek ve fedakarlığa rağmen neden olmuyor? Amaç birilerini hırpalamak hesap sormak değil. ÇÖZÜM. NEDEN OLMADI? NEDEN OLMUYOR?” dedi.
İŞTE O YAZI:
“TTK’nın DÜNÜ, BUGÜNÜ......
1970’lerle beraber deniz ve demiryolu taşımacılığındaki gelişmeler daha az riskli ve ucuz kömür yataklarına ulaşımı kolaylaştırmıştır. Bu da zaten sorunlu ve maliyeti yüksek olan Zonguldak kömürlerinin rekabet gücünü oldukça azaltmıştır. Bunun üzerine Zonguldak kömürleri için yeni arayışlar başlamış ve 1983 yılında EKİ TKİ’den ayrılarak TTK Genel Müdürlüğü oluşturulmuştur.
Dünya kömür üretimindeki tekniklerin uygulanması durumunda bu darboğazdan çıkılabileceğine karar verilmiş milyon milyon ton üretim hedefleri gösterilmiştir. Bu yıllarda Dünya bankasından alınan krediler ve merkezi hükümetinde destekleri ile büyük imkanlar sağlanmış ancak sonuç alınamamıştır.
5 Nisan 1994 krizi ile havza tekrar gündeme gelmiş gözden çıkarmalar dahi konuşulmuş ancak bakanlık teknik ekibi, meslek örgütleri, üniversite ve kurum içinden katılımla 25’i aşkın kişiden oluşan bir heyet tarafından havza incelenmiştir. Hazırlanan raporda havzada 1 milyar tonun üzerinde rezerv olduğu işçi alımı ve yapılacak yatırımlarla yılda 5 milyon tonluk bir üretimin mümkün olabileceği söylenmiştir. Ancak yapılan tüm yatırım ve uygulamalara rağmen başarılı olunamamıştır.
1999-2000’lerde Ecevit başbakanlığında kurulan hükümet Zonguldak için bir şans olmuştur. TTK’ya özel sektör deneyimli TMMO eski başkanı genel müdür olarak atanmış. 4200 işçi alınmış tüm imkanlar seferber edilmiş ancak gelinen nokta beklenenin çok uzağında kalmıştır.
2002’de yeni hükümetin kurulması ile iyimser bir rüzgar estirilmiş işçi alımı ve gereken desteğin verilmesi durumunda 5 milyon ton TTK ve 5 milyon ton özel sektör olmak üzere 10 milyon ton üretimin mümkün olabileceği beklentisi ile yola çıkılmış.
3000 üretim işçisi alınması tüm desteklerin verilmesi hatta hazırlık işlerinin taşeron aracılığı ile özel sektöre verilmesine rağmen 7-8 yıllık süreç 750 bin ton üretimle son bulmuştur.
2010’lar yeni bir kadro yeni bir anlayış 1500 işçi alım ile işe koyulmuş ancak zarar büyümüş üretim 5 milyon tonların çok uzağında bir milyon tonlar da kalmıştır.
2015’te yeni bir yönetim havzada yarı mekanize ve yam mekanize uygulamalarının mümkün olduğu iddiası ile yola çıkmıştır. Almanya’nın da bazı mekanize ocakları kapatması da fırsat bilinmiştir. Almanya’ya çeşitli heyetler gönderilmiş buradaki techizat çok da ucuz havzada kullanılır onayı ile alınmış birkaç yıllık uygulama sonucunda bu girişimde sonuçsuz kalmış. Her zaman dile getirilen yıllık 5 milyon +5 milyon =10 milyon üretim hayali çok uzaklarda kalmış ve yıllık 1 milyon tonluk üretime ancak ulaşılabilmiştir.
O halde tersten gideceğiz.
Bu kadar destek ve fedakarlığa rağmen neden olmuyor?
Amaç birilerini hırpalamak hesap sormak değil. ÇÖZÜM. NEDEN OLMADI? NEDEN OLMUYOR?
Senin fikrin var mı derseniz tabii ki var. Ancak önce bu söylemlerin bu iddiaların sahipleri bir anlatsın.”




