Mustafa Çağlayan Elvanpazarcık'ta partisine destek istedi Mustafa Çağlayan Elvanpazarcık'ta partisine destek istedi
Zonguldak Demokrasi Platformu Üyeleri, Hatay Milletvekili Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesine tepki göstererek basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Can Atalay TBMM’de de ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ifadesinde belirtildiği gibi halkın iradesiyle seçilmiştir, halkın milletvekilidir” ifadelerine yer verildi.
Zonguldak Demokrasi Platformu Sözcüsü Erdoğan Kaymakçı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Hatay milletvekili avukat Şerafettin Can Atalay'ın Milletvekilliği hakkında TBMM çatısı altında, anayasaya aykırılığı daha evvel iki kez Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilmiş bir yargı kararı 30.01.2024 tarihinde okunarak düşürülmüştür. İşleme giren karar hukuki değil siyasidir.
Av. Şerafettin Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesi kararı, sadece kanunsuz değil aynı zamanda anayasayı tanımayan, anayasayı yok sayan bir işlemdir.  Anayasa Mahkemesi, iki ayrı kararında hak ihlali tespit ettiği “Can Atalay’ı yeniden yargıla, cezanın infazını durdur ve tahliye et” dediği yargı kararına   rağmen, Yargıtay 3. Ceza Dairesi Anayasa Mahkemesinin kararına karşı bir irade ortaya koyarak   hukuksuz süreci devam ettirme kararıyla Anayasa'yı defalarca ihlal etmiştir. 
Trajik olan şu dur ki; av.  Can Atalay’ın, Anayasaya aykırı bir yargı kararıyla milletvekilliğinin düşürülmesine karar veren Meclis Başkanlığı Can Atalay'ın halkın iradesiyle seçilmiş bir milletvekili olduğunu açıkça kabul etmiş ve Can Atalay milletvekillidir demiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise halkın iradesiyle seçilmiş bir milletvekilini hukuksuzca  9 aydır rehin tutulduğunu ve bu durumun devamına karar vererek yürütülen tüm süreçte adım adım Anayasayı ihlal ettiğini açıkça göstermiştir. Yaşanılan tüm bu hukuksuz süreçlerin Meclis çatısı altında vücut bulması ise Meclis Başkanlığı’nın da Anayasa'yı tanımadığı gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi iki ayrı kararında hak ihlalini tespit ederek dosyayı görevli İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine göndererek mahkemeye “Can Atalay’ı yeniden yargıla cezanın infazını durdur ve tahliye et” demiştir. Anayasanın 153. Maddesi hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıktır. Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir ve Resmi Gazetede hemen yayımlanır dolayısıyla yasama, yürütme ve yargı organlarını, idareyi, gerçek ve tüzel kişileri bağlar hükümlerini içermektedir. Anayasa ve Anayasanın emredici hükümleri ve bağlayıcı nitelik taşıyan kesin nitelikteki kararlar istenildiğinde uygulanacak, istenilmediğinde göz ardı edilecek metinler değildir.
Bu yapılan, “Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir.” şeklindeki anayasa maddesi hükmünün de ihlalidir. Hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi ihlal edilmiştir. Anayasa’yi ihlal suçu işlenmiştir.
Can Atalay siyasi bir rehine konumuna getirilmiştir. Bizler, bu ülkede yıllardır, hukuk devleti gereklerinin yaşama geçirilmesi için, hukukun üstünlüğü için, bağımsız ve tarafsız bir yargı için, bıkmadan, usanmadan mücadele eden paydaşlarız. Yasama organını işlevsiz hale getiren, ülkeyi bir saray rejimi ile yönetmeyi amaçlayan siyasi iktidarın, yargı üzerindeki tahakkümüne geçit vermeyeceğiz.
Anayasa’yi ihlal suçuna ortaklık edenler, tarihe yaptıkları hukuksuzlukla geçeceklerdir.
Yargı darbesine boyun eğmeyeceğiz!
Can Atalay TBMM’de de “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ifadesinde belirtildiği gibi halkın iradesiyle seçilmiştir, halkın milletvekilidir! Anayasanın rafa kaldırıldığı, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bu antidemokratik süreç karşısında demokrasiye, hukuka ve halkın iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz."