Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen silahlı saldırılara tepki gösteren eğitim sendikaları, 15, 16 ve 17 Nisan tarihlerinde iş bırakma eylemi kararı aldı. İş bırakma kararı alan Eğitim Sen, şiddete karşı yaşam hakkını savunmak amacıyla Ankara’da Millî Eğitim Bakanlığı önünde ve Türkiye genelinde “Yaşam Nöbeti” başlattı. Bu kapsamda Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği tarafından güvenli okul talebiyle imza kampanyası ve yaşam nöbeti başlatıldı. 16 Nisan Perşembe günü 13.30–16.30, 17 Nisan Cuma günü ise 11.00–16.30 saatleri arasında Çaycuma Cumhuriyet Meydanı’nda yürütülecek imza kampanyası ve yaşam nöbetine tüm eğitim emekçileri ve veliler davet edildi.

Okullarda yalnızca son bir yılda can kaybı ve yaralanmayla sonuçlanan en az 5 vaka yaşandığını belirten Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, "Kamuoyuna yansımayan yüzlerce, binlerce şiddet vakası mevcut. Bu açıdan yaşananların sistematik olduğunu, toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini hep ifade ettik. Şiddet kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bugün bu şiddet toplumsal yapıdaki derin çelişkiler, kutuplaştırıcı siyaset, eşitsizlik, yoksulluk, geleceksizlik, umutsuzluk, dışlanma, kenara itilme ortamında ortaya çıkmaktadır. İşte bugün 14-16 yaşında çocuklardan failler yaratan bu sistemin kendisidir! Yitip giden canların baş sorumlusu en başta siyasi iktidar ve eğitim alanını ideolojik saldırılarla tahrip eden Sarayın Eğitim Politikaları Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığıdır. Yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden eğitimci ve öğrencilerimizin yakınlarına başsağlığı, yarananlara acil şifalar diliyoruz. Acılarını yüreğimizin en derinlerinde hissediyoruz.

İçişleri'nde kritik toplantı: Okulların çevresinde güvenlik artırılacak
İçişleri'nde kritik toplantı: Okulların çevresinde güvenlik artırılacak
İçeriği Görüntüle

Eğitim Sen olarak, eğitimin kamusal, demokratik ve eşitlikçi niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın ve özgürlüğün mekânları haline getirmek için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Tüm eğitim emekçilerini ve toplumsal kesimleri güvenli, eşit ve özgür bir ülkede yaşam talebiyle mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz." dedi.

Millî Eğitim Bakanlığına gönderilecek imza metninde ise şu ifadelere yer verildi:
“Okullarımızda son dönemde artış gösteren şiddet olayları, eğitim ortamının güvenliği konusunda hepimizde derin endişeler yaratmaktadır. İstanbul’da öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesi, Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırılar; okulların güvenliğini acilen yeniden tartışmaya açmıştır.
Okullar; çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin en güvenli olması gereken kamusal alanlardır. Ancak mevcut önlemlerin yetersiz kaldığı acı tecrübelerle sabitlenmiştir. Şiddetle mücadele yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil; sosyal, psikolojik ve eğitimsel politikalarla bir bütün olarak ele alınmalıdır. Eğitim bileşenlerinin can güvenliğini sağlamak devletin en temel görevi ve kamusal bir zorunluluktur.
Aşağıdaki çözüm önerilerinin ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz:
Okul girişlerinde öğrenci psikolojisine duyarlı, eğitimli kadrolu güvenlik görevlileri bulundurulmalı; ihtiyaç duyulan okullarda X-ray cihazı ve benzeri teknik güvenlik önlemleri uygulanmalıdır. Eğitim emekçilerine yönelik şiddeti önleyecek, ağır yaptırımlar içeren yasal düzenlemeler derhal yürürlüğe girmelidir. Her okula yeterli sayıda rehber öğretmen atanmalı, uzman destek ekipleri kurulmalı ve travma sonrası için uzun vadeli psikososyal destek programları uygulanmalıdır. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, her okulda revir, sağlık personeli ve kadrolu temizlik personeli istihdam edilmelidir. Risk altındaki öğrenciler için sistematik izleme mekanizmaları kurulmalı ve velilere yönelik eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır. Öğrenciyi merkeze alan, demokratik ve kapsayıcı bir okul iklimi inşa edilmelidir. Geleceğimiz olan çocukların ve onları yetiştiren öğretmenlerin can güvenliği için sesimize ses verin!”