"İnsansız adalet olmaz, adaletsiz insan olur mu? Olur, olmaz olur mu? Ama, olmaz olsun."

İlk kez bir 5 Nisan Avukatlar Günü’nde Özdemir Asaf’ın o meşhur adalet şiirini, dönemin Baro Başkanı Avukat İbrahim Kerem Ertem’den dinlemiştim. Şiiri avukatlara uyarlayışı ve hitabeti her zamanki gibi etkileyiciydi. Bu vesileyle kendisini buradan saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Neden mi bu şiirle başladım? Çünkü adaletin olmadığı yerde boşluğu sadece haksızlıklar değil, kurnazca kurgulanmış yalanlar da dolduruyor. İnsan, içindeki adalet duygusunu yitirdiğinde kolayca bir "sarmalın" mimarı olabiliyor. Bugün artık o sarmallar sadece sokaklarda değil, telefonlarımıza gelen masum bir linkin veya ikna edici bir mesajın ardında gizli. Öyle ki bankalar bile artık bizi sadece şifrelerimiz için değil; kendisini polis, savcı ya da hakim olarak tanıtan bu "yeni nesil" oyunculara karşı her gün uyarmak zorunda kalıyor.

***

Buradan yola çıkarak bugün sizlerle; çoğumuzun sinemada severek izlediği, gülerken eğlendiği ama kimsenin “Benim de başıma gelir mi?” diye sormadığı bir film senaryosunu konuşacağız: Sazan Sarmalı.

Haberlerde veya gazetelerde mutlaka rastlamışsınızdır; evini ya da arabasını satmak isterken dolandırılanlara... Ünlü isimler, sade vatandaşlar, hatta koskoca profesörler bile bu sarmalın içine düşebiliyor. Bizim uzmanlık alanımız gayrimenkul olduğu için, sizlere bu sektörde çokça yaşanmış ve dikkatli olunmazsa yaşanmaya da devam edecek olan o ibretlik hikâyelerden birini anlatmak istiyorum.

***

Bir Senaryo, Üç Karakter

Hikâyemizin başrolünde üç kişi var:

Evini satmak isteyen gerçek mülk sahibi.

Ev almak için tüm birikimini ortaya koymuş iyi niyetli alıcı.

Herkesin hayatına kısa süreliğine girip ortalığı darmadağın eden o figür: Dolandırıcı.

Süreç, satıcının dairesini bireysel ilanla satışa çıkarmasıyla başlıyor. Derken dolandırıcı sahneye çıkıyor. Telefonda oldukça net ve ikna edici: “Evi beğendim, nakit alacağım. Kiradan acil çıkmam gerekiyor, bu yüzden hızlı ilerleyelim. Küçük bir kredi çekeceğim, tapu örneği gönderir misiniz?” gibi bahanelerle güven tesis ediyor. Gerekirse de küçük bir kapora atıyor.

Pazarlık bile kısa sürüyor. Satıcı, ciddi bir alıcıyla karşı karşıya olduğunu sanıyor. Hatta dolandırıcı, bazen "eşim de görsün" diyerek anahtarı bir saatliğine emanet alıyor. İşte tam o an, roller değişiyor.

***

Profesyonel Bir Göz Neden Önemli?

Dolandırıcı, anahtarına sahip olduğu o evi bu kez başka bir iyi niyetli alıcıya gösteriyor. Bazen "sıkışan müşterisinin evini satan emlakçı" bazen "acil nakit ihtiyacı olan bir inşaat firması yetkilisi" kılığına giriyor.

Burada bir parantez açmak isterim: Zaman zaman bu tür dolandırıcılar biz gayrimenkul danışmanlarını da arayıp ağlarına düşürmeye çalışıyorlar. Ancak ben ve meslektaşlarım, bu tür girişimlere karşı daima temkinli yaklaşır, her bilgiyi teyit eder ve bu sahte senaryoları daha ilk adımda fark ederiz. Mesleki tecrübe, işte tam da bu noktada vatandaşın birikimini koruyan en büyük kalkandır.

***

Şans mı, Tuzak mı?

Alıcı tapu istediğinde bilgiler gerçek; evi gezmek istediğinde anahtar onda; fiyat ise "acil" olduğu için piyasanın biraz altında. Alıcı içinden “Galiba şanslıyım” diyor. Oysa fırtına tam burada kopuyor. Şunu asla unutmayın: Zaman içerisinde senaryo değişebilir ancak oyuncular ve sonuç hep aynı kalır. Dolandırıcı her defasında karşınıza farklı bir maske ve farklı bir yalanla çıkabilir; fakat hedefindeki "mağdur" ve ulaşmak istediği "haksız kazanç" hiç değişmez.

Dolandırıcı, tarafları bilinçli olarak bir araya getirmiyor. Satıcı alıcıyı, alıcı satıcıyı tanımıyor. İkisinin de tek iletişim kanalı dolandırıcı... Tapu randevuları alınıyor, mesajlar gidiyor ve iş para meselesine geliyor.

***

Geri Dönülmez Hata

Dolandırıcı, alıcıyı yönlendiriyor: “Mesaj geldi, önce harcı ödeyelim, sonra satıcının parasını gönderirsin. Satıcı güvenilir biri, aklına bir şey gelmesin.” Alıcı parayı satıcının hesabına gönderiyor. Çünkü normal bir satışta da olması gereken bu. Para hesaba düşüyor, herkes rahat... Ama oyun henüz bitmedi.

Dolandırıcı bu kez satıcıyı arıyor: “Bir karışıklık oldu, açıklama yanlış girilmiş. İleride sorun yaşamamak için bu parayı iade etmeniz gerekiyor.” Satıcı, tapuyu henüz devretmediği için kendini güvende hissediyor ve parayı, dolandırıcının verdiği üçüncü bir şahıs IBAN’ına gönderiyor.

Ve sonrası derin bir sessizlik... Ortada gerçek bir ev, gerçek bir para transferi ve her şeyi doğru yaptığını düşünen iki mağdur kalıyor. Kimse tek başına kandırılmıyor; herkes başkasının doğru yaptığına inanarak yanlış yapıyor.

***

Sonuç: Ucuz Etin Yahnisi...

Maalesef ortalık Sülün Osman’dan feyz almış, kolay para peşinde koşanlarla dolu. Siz siz olun;

Evinizi değerinin çok üzerinde satacağını vaat eden, Ofisi, resmi kaydı veya Taşınmaz Ticareti Yetki numarası bulunmayan kişilere itibar etmeyin.

Bir gayrimenkulün fiyatı piyasanın çok altındaysa, mutlaka profesyonel bir destek alın.

Unutmayın; güven ticaretin temelidir ama teyit edilmemiş güven, en pahalı hatalara yol açabilir.