Benim Zonguldakspor efsanesiyle tanışmam 1981-82 sezonunda olmuştur. Henüz 12 yaşındaydım Asma mahallesinden, Karaelmas mahallesine yeni taşınmıştık buradaki bütün çocuklar gibi bende hafta sonu şehir stadına Zonguldaksporumuzu izlemeye gidiyordum o yıllarda her yerden insanlar akın akın stada gelirlerdi ben Karaelmas mahallesinde oturduğum için yürüyerek stada giderken önce istasyondan geçerdim sabahtan itibaren Karabük’ten başlayarak tren bütün duraklardan insanları toplaya toplaya stada taşırdı.
O kadar kalabalık oluyordu ki bu trenler insanlar trenin merdivenlerinde gelirlerdi. Stada geçerken yol kenarlarında Ereğli’den, Bartın’dan, Çaycuma’dan maça gelen onlarca araba görürdüm o günlerde Zonguldak; çocuk kalbimle anlayamadığım, anlatamayacağım kadar büyüktü her şey çok güzeldi ekonomik yönden Türkiye’nin can damarıydı en önde gelen illerinden birisiydi haliyle o dönemin iyi futbolcularıda burada oynayabilmek için can atardı ben her hafta sonu maçlardan sonra seyircilerin oturduğu gazeteleri toplar bir sonraki maçta tekrar onlara satardım bu yolla harçlığımı çıkarmanın yanında bir de maçlara ücretsiz girerdim.
Stat kapısındaki görevli insanlar beni gördüklerinde gasteci sen geç içeriye derlerdi maçlara da kolayca girerdim. Arkadaşlarımdan bir çoğu da stat da bir şeyler satardı bazıları bidonla su satardı, bazıları da çekirdek, hepimiz aynı zamanda maçı izler Zonguldaksporumuza destek verirdik o yıllarda şampiyonluğa oynuyorduk , dört büyüklerin korkulu rüyası, deplasmana gelmeye çekindikleri bir takımdık.
Bir keresinde ligin bitimine 6 hafta kala maç fazlasıyla liderliğe yükselmiştik bizim gibi şampiyonluğa oynayan Sakaryasporla karşılaşıyorduk stat da adım atacak yer yoktu kazandığımız taktirde Beşiktaş’ın bay olduğu haftada maç fazlasıyla liderliğe oturacaktık gol bir türlü gelmiyordu ilk yarı 0-0 bitti ikinci yarı yine aynı şekilde artık son dakikalar 86. Dakikada forvet oyuncumuz Vehbi’nin kafayla attığı gol sonucunda stat sevinçten yıkılmıştı. 1-0 kazanıp lider olmuştuk bütün Türkiye bizden bahsediyordu gazeteler lig yeni liderini selamlıyor diye yazıyordu gurur verici bir mutluluktu bu yazıyı yazarken hala sanki o günü yaşıyorum tüylerim diken diken oluyor.
Amigomuz Erol herkesi coşkuyla bağırtır stat da adım atacak yer olmazdı bir çok kez ezilme tehlikesi atlattığım dahi olmuştur ama o yıllarda insanlık, arkadaşlık ve dostluk o kadar üst düzeydeydi ki orada seyirciler beni evlatları gibi korurlardı zaten başta da dediğim gibi maçlara girerken kimse bana para sormaz, harçlığımı kazanayım diye benim içeri girmeme izin verirlerdi. Böyle günlerde sevdalandım, sevdalandık Karaelmasımıza bu gün aradan geçen 30 yıldan fazla zamana rağmen hiçbir şey eksiltmeden her geçen zaman artarak devam eden sevdam doruklara ulaşmıştır. O günlerdeki arkadaşlarımı her Pazar maça gittiğimde tekrar görmek, belki de beni mutlu eden en önemli faktörlerden birisi olsa gerek.
Eski günlerimizdeki başarılı mazimiz ve büyük şehrimiz, ne güzeldi o yıllarımız, oysaki bugün artık her şey tersine dönmüş durumda mutsuz, umutsuz, kendi kaderine terk edilmiş, sahipsiz bırakılmış, kötü yönetilmiş güzel memleketim her şeyi küçülmüş ama bir tek Zonguldakspor efsanemiz, koca çınarımız bütün heybetiyle yerinde duruyor.
Onun sevgisi hiç azalmıyor benim oğlumda bugün artık benim Elması tanıdığım yaşta, ve aynı sevdaya tutulmuş halde, geçen sezon sonunda yaklaşık yirmi beş bin kişinin izlediği, benim çocukluğumda dahi görmediğim kadar kalabalık insanlar, stada giremeyen , geri dönen, çevre binalardan, hastaneden maçı izleyen o muhteşem kalabalık büyük üzüntü yaşayarak stadı terk ettiler ama eski sevgiliyi yeniden uyandırarak tüm Türkiye’ye muhteşem taraftarımızın coşkusunu göstererek gittiler.
Artık bu güzel insanların mutlu olmaya sevinmeye başarıyı tatmaya ihtiyaçları var onların yüzünü güldürme zamanı çoktan gelip de geçmiştir işçinin emekçinin takımı maden işçilerinin temsilcisi Zonguldaksporumuzu sevgi yönünden zaten gerek yok fakat sportif başarı yönünden de ayağa kaldırmanın zamanı çoktan gelmiştir bu taraftar buna fazlasıyla layıktır. Vardır Senin Renginde Şehit Madenci Kanı, Başarılı Ol ki Sürsün, Madencinin Şerefi Şanı. Çocukluğumdan beri maçlar da söylediğimiz marşımız armamızdaki madenci amblemi bizlere o kadar çok yakışıyor ki bu asil formayı kim giyerse giysin bunun kıymetini bilmelidir. Sevgilerimle En Güzel Günlerimiz Henüz Yaşamadıklarımızdır.
Kaynak: Birol Murat Demirci





